ayı sözlük itiraf

  • /
  • 91
28 yaşımdan sonra kendimi keşfettim. içim kıpır kıpır ama ah şu gizli kalma zorunluluğu...
kendimi son dönemlerde milagros gibi hissetmem bence büyük bir sorun.

edit: buna da şükür. allahtan kendimi rosalinda malı gibi hissetmiyorum.
yeni iş yerimde bir kaç tane hanımefendi ciddi ciddi bana düşmüşler ama bir bilseler ki benim aklım fikrim o kumral beyefendide...
artık yalnız kalmak beni ürkütüyor, ölüm yaklaştığında zamanında hiç bir insanla paylaşamadığım şeylere teselli olsun diye yoldan geçen tanımadığım insanlara bile selam verip her şeyi telafi etmeye çalışmak zorunda kalmak istemiyorum. öleceğim ama meğerse insanları hala seviyormuşum demek istemiyorum
benim değil bir başkasının itirafıdır öhömm;

"arkadaşlar yaşımı göstermeyen ve gay olmayan sadece kadın bulamadığı için mecburiyeten buraya giren ve kadınsı passiv birini arıyan biriyim ltf erkeksi olan ücretli olan kimse yazmasın bana resim sormayın"

bu nasıl bir olaydır. tamam alışkınız böylelerine de bu kadar ayan beyan yapmayın şunu yaa bu ne yaa. git adam gibi ver parasını bir escorta ne bok yiyosan ye amk. ama sorsan parası da yoktur bu pezevengin. özellikle genç arkadaşlarıma sesleniyorum böyle orospuçocuklarına prim vermeyiniz. bu ne be la havle adamı zorla dine sokacaksınız.
sözlüğe giriş yaptığım zaman yeni bir mesajım olduğuna dair uyarı çıkınca pek bir seviniyorum sözlük *
çok uzun zamandır ben olmaktan korkuyorum
mutsuz hissediyorum. got finali, askerlik, seçimlerde oy kullanamayacak olmak, yalnızlık ve diş ağrısı beni mahvetti. günde ortalama iki saat uyuyabiliyorum. kendimi kendim gibi hissetmiyorum.
annemle oturdum, dedikodu eşliğinde yemek yapıyorum sözlük. bu kadar eğlenceli olabileceğini tahmin etmemiştim daha önce. içimden de "bilse böyle sever mi oğlunu" diye geçmedi değil. neyse yeter gey draması maydonoz temizlemeye devam!
çok acayip bir rüya gördüm sözlük. rüyamda düğünüm varmış-burası ilginç değil- düğünde mazhar-fuat-özkan gelmiş "sakın gelme"yi söylüyor. ama nasıl mutluyum, nasıl eğleniyorum anlatamam. şarkıyı mırıldanarak uyandım neredeyse.
geçen hafta gittiğimiz gay barda sevgilimin eski kırıklarından biriyle karşılaştık. uzaktan selamlaşıp, barın diğer tarafına geçti bu gafil... alınan alkole istinaden devamlı lavoboya giden ben, dönüşte bu herifin, sevgilime yanaştığını (oynaması ve kadeh kaldırması da cabası) ve benimkinin ayıp olmasın diye zoraki gülümsemesi beni rahatsız etmezdi. garip olan şu ki; benim geldiğimi gören gafil kendi alemine geri dönüyor sanki az önce bizim masaya oynayan mal o değilmiş gibi davranıyordu. bir oldu, iki oldu... üçüncüde sinsice arkasından yanaşıp (tam oynuyordu zavallı) kolundan yakalayıp silkelediğim bu sevimsizin kulağına; bir daha benim bulunduğum bölgeye 5 metreden fazla yanaşmamasını, yanaştığı takdirde günün geri kalanını acil serviste geçirmeyi ve kafasına minimum 15 dikiş atılacağının garantisini verebileceğimi ilettikten sonra çok pişman oldum sözlük. ibret olsun diye dövmediğime çok pişmanım!..
facebook, twitter hesaplarımı kapattım sözlük. facebooktaki yapmacıklıktan, twitterdaki saçmalamalardan sıkıldım, bıraktım. biraz kendimi dinlemek istedim, bir başkasının yazdığıyla, koyduğu fotoğraftan bana ne dedim. bir süre sonra sıkıldım açmak istedim, alışkanlık olmuş. çevremdeki insanların gereksizliğinin farkına vardım. şimdi ise burdayım, benim gibi hissedenlerin arasındayım.
victor hugo sizi görse sefilleri en baştan yazardı.
otobüste yanımda tam bir şakirt oturuyor sözlük. çocuk bir yandan dini kitaplar okuyor bir yandan telefonundan dini sohbetler izliyor, biraz sonra huşulanacak galiba allahuekber vuhhuuu ama ben yanında ayı sözlüğe girerek buna engel oluyorum sanırım *
nescafe 3ü1 aradayı çok seviyorum. herhalde bundan ala itiraf olamazdı. söyledim kurtuldum. bırakmaya çalışıyorum ama filtre kahve hazırlamak aşırı zor geliyor. sütsüz kahveyi de sevmiyorum. yok makineye kahveyi koy, bir yandan sütü ısıt, bir yandan şekerini hazırla çok üşeniyorum bütün bunları yapmaya. ama nescafe öyle mi? suyu ısıt. nescafeyi dök bitti. ortamlarda bunu elbette açık açık söyleyemiyorum. çünkü her gün 3ü1 arada içmek utanç verici. bu mereti bırakmam gerektiğinin farkındayım. geçen gün içeriğini okumamla dehşete düştüm. içinde olmayan şey yok. bırakmayı deneyeceğim ama söz veremiyorum. işte ben de kusursuz bir insan değilim. geçen gün kötü özelliklerimi düşünürken aklıma bu geldi. paylaşmak istedim.

(bkz: varoş olduğunu anlama yolları)
sözlükte öyle bi popülerlik, bir çevre yapma vs peşinde değilim hani zaten 2-3 aydır üyeyim, burada beni güldüren/ilgimi çeken şeyler okuyup yeri gelince ben de katkıda bulunayım, belki x konusunda benle benzer veya tam tersi konularda olan vardır, olabilir düşüncesiyle entry giriyorum. kendimce dikkat çekmeden takılıyorum anlayacağınız.

hem tatil hem benim her şeyden sıkılmamla iyice sözlükte geçirdiğim süre arttı, sabahlara kadar. zaten 1 yıldır herkesten her şeyden o kadar sıkılmışım ki tanımadığım/tanınmadığım bu yerde öyle aklıma uygun ne gelirse elimden geldiğince paylaşıyorum. hiçbir şey yapmasam da sözlük duruyor bi köşede, göz atıyorum falan. gün içinde de bakıyorum bazen, 1-2 entrymin beğenildiğini görüyorum, hiç yoktan beni bi nebze de olsa mutlu ediyor ne bileyim ya. herhalde hayatta hep dinlenmediği-dikkate alınmadığını söyleyen birisi olarak birilerinin yazdığım bir-iki şeyi beğenmesi cazip geliyor.

bugün fark ettim ki gece öylesine zaman öldürürken girdiğim art arda 10 entry beğenilmiş, suratımda aptalca bir gülümseme oluştu, nedensiz bir yere sevindirdi beni. şu sıcak ve sıkkın zamanlarda beni kısa bir süre için de olsa güldüren seri artıcı arkadaş/arkadaşlara teşekkür ederim, sadece söylemek istedim.
sevgilimle dışarı çıktığımızda öpüşmek büyük problem oluyor. etrafa bakmaktan ve insanları kolaçan etmekten ilk başlarda baya çekiniyorduk falan; ta ki 2 gün öncesine kadar. yürürken dudak dudağa ve el ele bulduk birbirimizi. taşlanıp öldülmezsek ya da toplum baskısı sonucu linç falan edilmezsek öpüşmecikli eylemlere devam.

tus'a hazırlandığı için çok az görebiliyorum ama ne önemi var ki; nasılsa o benim geriye kalan her şey teferruat.
ben önce lafa bakarım laf mı diye sonra söyleyene bakarım penis boyu kaç cm diye!
itiraf ediyorum: itiraf sayfası diye görünce ne egzantrik hadiseler var acaba diye girdim ama ergen buhranları, yakınmaları, felsefi şeyler filan çıktı. ne sıkıcı yazarlar yav.***
dünyanın en güzel poposu bir ülkücüde olur mu sözlük? olur mu hı? olmamalı değil mi? ama öyle. bende değil, sende değil o ülkücüde sözlük.
itiraf ediyorum, bakmadan duramıyorum.
ülkücü: günaydın kardeş (el sıkışılır kafalar tokuşturulur)
ben: (kafa tokuşturulurken popoya bakarak) ehehe sana da günaydın.*
pişman mıyım? yo değilim. o kızların poposuna bakarken iyi oluyor bana ne.
  • /
  • 91