ayı sözlük itiraf

  • /
  • 91
gay olduğumu ilk defa sanırım ilkokul 4-5 zamanlarında anladım. ergenliğe girme dönemleri, sınıftaki herkes rüyalarına giren kadınlardan falan bahsediyordu. o zaman kirada oturduğumuz evimizin bir ev sahibi vardı, böyle kıllı sakallı bir adamdı (o zamandan belliymiş bear seveceğim). onu görmüştüm rüyamda, beni kucağına alıp öperek yatak odasına götürüyordu. gerisi tabiki yok rüyanın, o yaşta maksimum öpüşülebileceğini sanıyorsun çünkü. acaba nerde şimdi o adam, bak merak ettim şimdi. *
ayrılığın en kötü yanları:
-güzel şeyleri hiç olmadığı kadar sık göz önüne getirmesi.
-burnu fazlaca hassaslaştırması, ilkel içgüdülerle her aynı parfümlüye uzunca bakmaya sebep olması.
-onun elinden yediğin yemekleri menülerde gördüğünde iştahının kaçması. bir ayı için en zor şey bu olsa gerek..

özledim diye itiraf etmedim bakın, dolaylı anlattım yani.. (iks de)
hakkımızda hayırlısı be sözlük..
anlatmak istediğim ama, anlatamadığım daha doğrusu o insana anlatmaktan çekindiğim bir rüyam var, hemde birkaç gün üst üstte gördüğüm; başrolünde hep o vardı.

ilkinde; motorsikletin üzerinde, ben arkada ona sıkıca tutunmuş deli gibi bağırarak hava da geziniyorduk, bir yere varmaya çalışıyorduk ama nereye bilmiyorum. ikincisinde; onunla evlendiğimi görüyordum, müthiş bir histi. sevdiğin adamla evleniyorsun ya! var mı ötesi? üçüncüsünde; bölük pörçük yüzünü hatırlıyorum ama oydu, eminim; gülümseyişinden tanımıştım. *
9 aydır seks yapmadım. barut fıçısı gibi her an patlamaya hazırım. sürekli erekteyim. o kadar fenayım ki aktif bir birey olarak ve daha önce pasif bir deneyim yaşamamış olmama rağmen deliler gibi pasif olup bir erkeğin beni altında çatır çatır becermesini istiyorum. yanıyorum be.
yukarıdaki entry den sonra bana da bayan baş ağrısı diyebilirisiniz sözlük.hatta yürüyen baş ağrısı diyin, o derece tuttu.
bugün bir ekildim, bir ekildim, bir ekildim ki. fidanlar ağaca döndü.

"haftasonu buluşalım" dedim. "olmaz" dedi.
"hafta içi buluşalım bari" dedim. "olur" dedi.
zor bela izin alıyor olmama rağmen izin aldım. "kahvaltı yaparız" dedim. "çok da erken olmasın 10 iyi" dedi.
kalktım. 10'da beşiktaş'ta beklemeye başladım. aradım. mesaj attım. bekledim. bekledim. bekledim.
whatsapp'tan engellemiş. mesajlarıma cevap vermiyor.
"birisinin randevu verip, beni ekmesinden çok korkarım" demişti, ilk buluşmamızda da. ne acı. bu da 2.si halbuki.

sadece buluşup, bir şeyler yiyip, bir şeyler içip dönecektik. o kadar...
herkes sizi sikmek istiyor heee ya heee şeklinde heterolara atarlanan gay bünyeciklerin "ayhhh çok takip ediliyorum", "ayhhh beni sikeceklerdi" muhabbetinden yıldım resmen. insanlar için realist olmak neden bu kadar zor anlayamıyorum. kardeşim herkesin bir alıcısı olduğu konusunda herkes hemfikir tamam ama herkes sizi sikmek falan istemiyor. sakin olun bir yahu cidden çevrenize her gelen insana "ayhhh beni sikecek" gözüyle bakıp hala aşk arıorm ttlm bn yhaa kafası yaşamak ne derece mantıklı? seven sikilir, siken sevilir mantığı lisede kalmadı mı canısı? *

edit: bu entrymi eksileyen arkadaş başın sıkışırsa ara *
sabaha karşı yine rüyama girdi bu kız sözlük. bu sefer oldukça uzun ve net bir rüyaydı. rüyamda bile onunla tekrar birlikte olma fikri hoşuma gitmedi aslında, sevişirken bile iyi hissetmedim..ama istedim. onun da benim yüzümden acı çektiğini benden başkasını umursamadığını görmek hoşuma gitti. hatta itip kaktım onu rüyamda.
unuttum derken rüyama giriyor bu nasıl iş anlamadım. birlikteyken hep stresli, sıkıntılı hissederdim rüyamda aynı öyleydi. peki neden hala aklıma geliyor? birlikteyken mutlu olmadığım, istemediğim için ayrıldığım (sonra pişman oldum o ayrı), kendimi iyi hissettirmeyen biri neden hala bilinçaltımı ittiriyor dışarı çıkmak için? illa ki bir sevgilim mi olması lazım aklımdan tamamen silmek için?
(bkz: rüyada eski sevgiliyi görmek)
gitmek istiyorum ve bu ergenliğimden değil.
şu saat oldu ofisten çıkamadık..

bir zamanlar büyük keyifle çalıştığım işimden son zamanlarda patronun yaptığı yavşaklık yüzünden nefret eder oldum, bu akşamın tek güzel yanı, yunusla birlikte mesaiye kalmış olmamdı ki onu çalışırken izlemek bin orgazma bedel..

sevdiği her şeyi kaybetmiş cercei gibi hissediyorum kendimi. elimde şarap, dudaklarımda arzu, sana bakan bir çift göz ben olayım sevgilim.


hangi adama "bana ne zararı dokunabilir ki şundaki tatlığa bak" deyip sevgi beslesem, ağzıma sıçıp hayatımdan çıktı.*
sakızı ağzımda şişirip patlatamıyorum, bunu yapamadığımı öğrendiklerinde gerizekalı mıyım ben diyorum.
eyy üst komşu kızı.

dün gece baş başa evde sohbet ederken elektrikler kesildi. ve ansızın mum ışığında güzel güzel konuştuk. biliyorum bunu sen de düşünememiştin ama çok rezil kepaze oldum. çünkü eve ansızın aile meclis üyelerinden birileri geldi. tuhaf tuhaf bize baktılar, ben de 'hihi elektrikler kesik de, hoş geldiniz' diye şapşal şeyler dedim. meğer şalter atmış. şalter! biz de 1 saat boşu boşuna mum ışığında sohbet etmişiz. apartmanın ışıkları da yanıyormuş. gözünü seveyim bi daha gelme.
boy takıntım var sözlük.kendimden kısalardan hoşlanamıyorum
ne zaman otobüse binsem ya da metro ne bileyim ya da vapur hep birine aşık oluyorum. o kısa dakikalar boyunca çok seviyorum, el ele kırlarda koşuyoruz, beraber yağmurda yürüyoruz sonra ani bir dönme hareketiyle göz göze gelip öpüşmeler filan allah allaaah. sonra o iniyor ya da ben iniyorum beş dakika sonra da unutuyorum aşkı hızlandırılmış ingilizce kursu gibi yaşıyorum. aşk acısı da yok ehe. ama yanlış anlaşılma olmasın tamamen uzaktan fortçu sanılmaktan korktum bi an.
birisine aşık olursunuz veya çok seversiniz. o da sizi sever ama sizin onu sevdiğiniz gibi değil. sizin gözünüzde her şey çok daha ciddidir, büyüktür, şiddetlidir. sonra onun da size karşı aynı şekilde olduğunu düşünürsünüz, bunun aksini iddia edecek hiçbir şey de yapmaz. en tutkulu şekilde, en şehvetli ateşler içinde terleyerek aşkınızı yaşarsınız ve öğrenirsiniz ki o kişi aslında bir başkasına aşık. bununla savaşmaya çalışırsınız ama olmaz. yollarınızı ayırmak istersiniz ve ayırırsınız da ama aklınızdan hiç çıkmaz. içiniz acır her defasında onu düşündüğünüzde, böylesine büyük bir sevgi ve aşkın niye böyle olduğunu sorgularken. sonra dersiniz ki kendi kendinize "bu kişi için mi üzülüyorum ben? o beni sadece bir seks arkadaşı olarak görüp severken, o benimle aynı duyguları paylaşmazken ben buna mı üzülüyorum?" diye ama fayda etmez. onu düşünmemenizin çaresi değildir bu ve o çareyi de bir türlü bulamazken kalbinizdeki acı giderek daha da büyür ve büyür! tek umudunuz belki yeni birisinin gelip de bu acıyı sonlandırması olur artık ama o kişi de hiçbir zaman gelmeyecek gibidir... sanki yalnızlıkla bir ömür boyu el sıkışıp da antlaşma yapılmış gibidir...
leoparsjz burjuva mezuniyet demişken aklıma geldi sözlük, itiraf ediyorum sonrasındaki partiye gitme amacım tamamıyla adam kaldırmaktı. çok eğlendim falan ama havamı aldım yani. hedefim hetero çıktı ve tüm gece bi kızın arkasına yapıştı. gerçi karanlıkta yalnız başımayken yanıma gelen ve aynı apartmandayız deyip ismimi bilen genç bar çalışanı sayesinde biraz aksiyon yaşadım ama bu kadar yani.
insanları sevmiyorum ama yalnız kalmak da istemiyorum sözlük. ne yapsam bilemedim.
köpek gibi halı saha maçı yapasım var. gaylerin en nefret ettiğim yönü futbol sevmemeleri. futbol seven gay görünce sevinçten deli oluyorum. ama ciddi ciddi anlayıp seven. sözde değil.
  • /
  • 91