ayı sözlük itiraf

  • /
  • 180
itiraf ediyorum çok vahşiyim. evet çok küfürbazım. evet çok edepsizim. alışın her yerdeyiz.
inanılmaz huzursuzum. nasıl bir gece bu böyle? içimde bir sıkıntı var. bugün dünya yok olabilir öyle bir sıkıntı.
zaman gectikce bi yanim aciyor sankide ya arkadas sozlukte bana karsi linc kampanyasi var sanki yeni yazar gelince hosgeldin sefa getirdin tak eksi eksi dertleri nedir insanlarin
anneme çocuk gördüm rüyamda dedim, istiyorum dedim, o da e sen de o zaman taşıyıcı annelikle çocuk sahibi olursun dedi. deliricem. döverim bu kadını ben swh.
ilk paylaşımım yeniyim buralarda ne dendiğini bile bilmiyorum entry mi desem ekşiden hatırladığım gibi, bilemedim neyse bana hayırlı olsun birazda buralarda takılmak istiyorum. sizi dinlemek size anlatmak istiyorum. duyduklarımı, söyleyemediklerimi size haykırmak istiyorum. sizlerle de çare bulmak istiyorum yardımıma muhtaçlara. daha iyi biri olmak istiyorum. iyi insanlarla birleşip zalimlere karşı gelmek istiyorum. masumları korumak istiyorum. konuşmak istemiyorum artık. harekete geçmek istiyorum. hayırlısı olsun yeni üyeliğim.
iranlı bi gencimize yazmakla meşguldum. yüz vermedi ama ben yine de seviyorum onu. çok kibar ya.
one night stand bir arkadaşın evine gittim. ev dağınıktı. neyse, birbirimizi tarttığımız ön sevişme esnasında sehpanın üzerinde bir adet fotoğraf gördüm. evlilik fotoğrafıydı. bir an duraksadım. çok güzel öpüşüyordu. kollarımdaydı. beni arzuluyordu. kalp atışını hissediyordum. sevişmeyi o fotoğrafa rağmen birkaç saniye daha sürdürdüm. "belki boşanmışlardır," cümlesi bahanemdi. ardından dayanamayıp fotoğrafı sorduğumda eşinin bir yıl önce vefat ettiğini öğrendim.

o birkaç saniyenin pişmanlığını duyarım hep. teknik olarak kimse kimseyi aldatmadı, arkasından iş çevirmedi. gel gelelim ben o birkaç saniye, biriyle evli olma ihtimali olduğunu bildiğim bir adamı öptüm. o karaktere bürünebildim.
düğünler de gelinin veya damatın sandalye'ye oturup diğer eşinin onun etrafında kur yaparak oynaması kadar gıcığıma giden birşey yok.
hornette biri ile buluşunca beni beğenmedi zaman benim için hayal kırıklığı olurdu cidden oturup ağladığımı bilirim.
şimdi ise beğenmiyor mu boş boş bakıyorum, umursamıyorum(fotografimi attım engel yedim ona rağmen)sözlük ya ümidim kalmadı yada ben bence aseksüel yönelimimi yeni keşfediyorum kafam rahat ama kendim hakkında da karışık içimde hiç bir istek yok.
güvenpark / ankara da oturup sevgilimi beklerken bir adam geldi önce sigara içiyordu sonra bir baktım bu bana dil çıkartıp o hareketi yapıyor , sonra dedim ki bu ne yapıyor bir daha döndüm baktım aynı devam gözleri falan da kısıktı. resmen göz göre göre tacize uğradım . terbiyesiz dedim kalktım gittim ne yapabilirim ki ? çok ilginçti...
hayatıma değer verdiğim biri girdiği zaman istemsizce bütün dünyamı o yapmaya başlıyorum. gerçekten o döngüye nasıl ve ne şekilde girdiğimi anlayamıyor ve o anlarda kendimi tokatlamak isteyecek kadar kendimden tiksiniyorum.

sanırım şu an flörtleştiğim kişiyle benzer bir süreci yaşıyorum ve bu hoşuma gitmiyor. yeniden o kaybetme korkularını hissetmek istemiyorum.

bunu arkadaşlarımla, falcımla ya da hayatımdaki bilimum insanlarla konuşmak istemiyorum. zaten olayları falan anlatmak da istemiyorum zira mevzunun olaylar olmadığının, kişiler olmadığının bilincindeyim. mevzu bunlar karşısında benim hissettiklerim, ve bu hissettiklerimin olması gerekenden daha büyük büyük, daha ağdalı olduğu gerçeği.

pazartesi terapistime gideceğim ve bu konuyu onunla konuşmak istiyorum. sanırım bir tek orada güvende hissedeceğim anlatırken. hah, çevremdeki insanlarda şu sıralar katlanamadığım bir şey de bu. sürekli bir akıl, sürekli bir nasihat. "açık bir kitapsın sakinolmamlazim böyle olmaz, sana koşarak gelen bir şeye sen yürümezsin böyle olmaz" falan. ya tamam sizin güzel yüreğinize çabanıza sağlık ama bunları ben de biliyorum. ben aradaki bağlantıyı çözmeye uğraşıyorum zira ha deyince böyle şeyleri yapamıyorum.

tam iyi gidiyor derken bir bakıyorum kendimi aynı gerginliklerin, korkuların, yok sayılmaların içinde bulmuşum. bunu o insanla paylaşmayı bile düşündüm ama dünyanın en saçma fikriydi tabii ki.

düşününce onunla da bir acayip. yani hakikaten daha 1.5 ay mı ne oldu, ne bok olacağımız belli değil, şimdiden gözüme batan, rahatsız eden huyları var, ama bir o kadar da iyi anlaşıyoruz, ve tabii ki uzak mesafe faktörü var... yani düşününce çat diye bir şeylere atlamamak daha mantıklı ama ben nedense kendimi mesaj atmadığında gerilirken, açıkça "bana ilgi göster" anlamına gelen sinyallerime karşılık vermediğinde üzülürken falan buldum. hem korkunç hem salakça. bu ne ya? ve sanki böyle onun eline bir iktidar vermişim gibi hissediyorum. rahatsızım bundan.

biriyle konuşmalıyım. mümkünse nasihat etmeyecek, dinleyecek, benimle birlikte bunların kaynağını çözmeye eğilebilecek biriyle. açıkçası önemsemem gereken o bile değil şu anda, ben bu hisle savaşabilmek ve onu yenmek istiyorum. bu.
şu anda mr. köfte dudak yatağımızda uyuyor ve ben onu izliyorum
düşünecek vakit bulduğum günlerde de, hep olduğu gibi bolca sigara içiyorum. içtiğim her sigaranın bana verdiği zararı düşünmeye ayrılacak kadar bir düşünce payını da yazmaya ayırabilirim. kimi anlarda hissedilebileceği varsayılacak olanların yokluğu, soğuk gecelerin temiz kokulu sabahları öten kuşlarla birlikte soluduğumuz havaya katmakla da olsa paylaştığımız yokluğu beni yazmaya itebilir. sıcaklığa daha yakın akşamlarda tek başıma, odamda olsun, balkon ya da terasta olsun yürüyebildiğim —çemberler, dönüşlü yollar çizecek şekilde— dolanabildiğim, dolaşabildiğim yerlerde olsun, yalnız olduğumu gerçekten hissedebildiğimde neyi arıyor olduğumu anımsamaya çalışırım. neyi istediğimi, ne demeye çalıştığım belli ediyor olacaktır.
eski arkadaşlarım hatırıma geldiği zaman onların yalancılıkları kadar bana verdikleri değeri de görür gibi olmaya çalışıyorum. olduğum gibi kalmadığımı görünce hatırlanmadıklarını değil de, önemsenmediklerini yine anlamak için

bana verilen bu öfke çok değişti, bir sürü aşamadan geçti. aynı kalanları unutmayı seçtim. kimsenin aynı kalmaya değer görülemeyeceğini her geçen gün ile daha da iyi anladığım söylenebilir. meyve suyu ile çeşitli gazlı içecekleri karıştırarak yaptığım turuncu sıvıdan içiyorum.
beni önemseyen kimseler arasından yaşam biçimime saygı duymayanları, kendi üstün yönlerini yüksek sesle söyleyebiliyor olmanın gerçek özgürlük olduğu kanısına varmış olsalar bile diyeceklerimi kimsenin duymadığı bir yere gitmeye gerek duymadığım söylenemez. bağırmadan da yaşanabileceğini kendime kanıtlamak için öncelikle yapılması gerekenleri yapmak içimden gelmediğinde sırtımı arkaya yaslayıp kafamı kaldırarak odamın duvarına asılı olan saate bakıyorum. aynı yerde duruyor.

kimin neyi ne şekilde yaşayabileceğinin ölçüsünü ben tutmuyorum, en azından bu yaşadığım yerde. yatağımın üzeri biraz dağınık. bir ayna almak istiyorum. uzun uzun bakıp hiçbir şey dememek için yeterli gördüğüm tek şey ayna şimdilik. bakmayı sevdiğim şeyler arasında şarj aletimin kablosu da var. esinti, odamın sessizliği içinde varlığını sürdürüyor. sokaklar karardı, boşaldı, uzak, boğumlu bir gecenin altında kaldı. yanık tütün dumanı perdelerimden süzülüp akıyor dışarı.
renkleri düşünüyorum, düşlüyorum. hepsi birbirinin aynı değil; öyle olduğu söylenemez diyenlerden değildim önceden.
solgun bir umutla yazmak için dişlerimi dilimle sıvazlıyorum. pençelerim karanlık.
iri gülüşlerle yanından geçip gittiğimi duymamış olanlarla birlikte, sisli bir sabah ışığı bekliyoruz. iki elim de boş; uzanıp kırdığım bir çalının dalını hatırladığım yere gitmeden. gölgelerin seçilemez olduğunu kim söylerse söylesin, onların giysileri ne kadar kirlenmişse kirlensin, beklemek bitmiyor.
durduğum yerde, tam da ucunda durduğum yerde sivrilen bir sıcaklık var. sıcağında bulunduğum sivrilik ile ucunda vardığım bakış aynı olmamalı. hamburger paketinden çıkan iki kağıt tuz görüyorum. sesleri ıslak gibi. gidecekleri yer, benim gitmelerini istediğim yerdir.
bugün tam 19.21 de çağın vebasının egoizm olduğu dank etti, bağışıklığa sahip biri olarak çok umutsuz ve mutsuzum.
dün gece okumaya başlayıp, mutlaka bütün itirafları okumaya karar verdiğim başlık. itiraf olur mu bilemedim ama olsun.
uzak mesafe iliskisi yasiyorum ve nedense hayatim onun uzerine endeksliymis gibi hissediyorum, cok yoruyor , mutsuz hissettiriyor, yakininda olup dokunmak sarilmak koklamak istiyorum ama yapamiyorum , iliskilerden bazen nefret ediyorum ozellikle de uzak mesafe iliskilerinden.
sözlükteki bütün düzgün insanların kapılmış olması sorunsalı....
  • /
  • 180