ayı sözlük itiraf

  • /
  • 91
ben insanları anlamıyorum arkadaş! kişi beni seneleeer sonra görüyor ve merhaba demeden önceki cümlesi şaşkınlık içerisinde ne kadar çok kilo aldığımı vurgulayan bir cümle oluyor. kilo aldıysam aldım, ona ne bundan?! fazla kilolu olmaktan ben de memnun değilim ama neden bunu gözüme sokup da canımı sıkıyorsun? insanlar artık ne kadar da patavatsız! belki isteyerek aldım bu kadar fazla kiloyu, belki de başka bir nedenden ötürü aldım. nedenini bilmeden bir başkasının durumları neden insanları ilgilendiriyor? konuşacak, söyleyecek başka sözleri mi yok? merhaba de, nasılsın diye sor mesela. yoook, illa kişilerin hemen dış görünüşleri hakkında yorumlar yapılacak vs...
ne doktorlar, mühendisler istedi beni de gidip işsiz bir iç mimara vardım ben zamanında. 3,5 yıllık ilişki bitince de herif iş buldu...
gofrettin'e çok gülüyorum. eksileyin ulen!
az önce 21 ocak 2016 mustafa koç'un ölmesi başlığına yazılan tüm iyiniyetli ve zengin sevici girdileri eksiledim.hazmedemiyorum bu halleri.kan emicileri savunmak ezilen insanların özelliği olmamalı.
fena halde azgın uyanıp işe gelmek bugün benden korksunlar
sevmiyorum dediğim ankara ben onu sahiplenmeden, beni sahiplendi. bipolar iklimine rağmen seviyorum veya alıştım galiba sözlük.
eskiden hoşlandığım çocuk orospu olduğunu açıkladığında beni çok sevdiğini belli ediyordu. bana 'ben buyum' dediğinde sesi çok titriyordu.
o gece son lafı, 'bana orospu diyebilirsin ama orospu çocuğu diyemezsin' oldu.
evet ben bu olayda çok üzüldüm. bunu seçme şansı var mı yok mu bilmiyorum ama ben parasız kaldığımda orospu olmuyorsam, olunmaz herhalde.
tekyönde gördüm. 'yanımda müşterim var' dedi.
ama öptü.
müşteri helaya kaçtı.
ben utandım ve ayrıldım. kulağıma 'beni duygusallaştırma' dedi.
'seni olduğun gibi kabul ediyorum, yapacak başka şeyim yok' dedim.
aldı müşterisini gitti. mutluluk taklitleri ile. yüzündeki sahte gülümseyiş ile. o gülümsediğinde parlayan sahte zirkonyum kaplı beyaz dişleri ile.
onu görünce sadece üzülüyorum. içimde ne negatif ne de pozitif bir duygu var.
her koyun kendi bacağından asılır.
bir video izledim..

adamın birine araba çarpıyor. saatlerce yerde yatıyor ölü. gelen bakıyor, geçen bakıyor. acınası bir durum.. sonum bu adam gibi mi olacak acaba? eteklerim açılmış olur belki. altıma giydiğim o çok sevdiğim gri iç çamaşırım gözükür soğuk asfaltta..
tabiki böyle bir son değil beklediğim. neyse ülkemde hala insaflı insanlar var. neden ben de o 'insaflı' grubuna katılamıyorum.

sokakta çöp toplayan adama aşık olmuştum bir kere. ne kadar aptalım. hala aşkla şefkati ayıramıyorum.. yanından en seksi halimle geçişimde cinsel organına bakmadığımı hayal ediyorum.. bu dürtülerini tamamen nasıl silmiş olabilir? ikincisini düşünmek istemiyorum.. hayır hayır, elbetteki sıradan birini etkileyebilirim. gene küstah tavırlara bürünüyorum.. o çöp toplayan adam için ağladım.. ama yanı başımda ondan daha deli olan yaşlı amca o'na acımasızca tekmeler savururken sesimi çıkaramadım. uçurtma avcısı'nın emir'iydim. neyse ki bunların hepsi geride kaldı.
yalnızım lan sağlam yalnızım çevremde tamam birileri var da yine de yalnızım konuşabileceğim bak böyle bir sorunum var kafamda bunlar dönüyor diyebileceğim biri yok dar günümde gerçekten gidebileceğim biri yok tüm varlıklar var ama yok
belli bir süredir bırakılan hiçbir yorumu silmiyorum. şu an tam 99 yorumum oldu.*
bugün iş çıkışı dışarıda tam kapıda bizim iş yerinden tanıdığım yunan bir hatun danışman ile karşılaştım. ben bu kadını çok seviyorum, bayağı da bir takılmışlığımız var, kendisi bayağı kafa biri, 50 yaşının üzerinde falan, görmüş geçirmiş bir abla. benim acelem vardı ama selam vermeden geçemedim. naber nasılsın, ooo falan dedik, o sırada aklıma lgbt konferansı için atina'ya gittiğim geldi, "ben atina'ya gittim senle en son görüştüğümüzden beri" diyiverdim. o da "yaa, ne için peki? bana da uğrasaydın" dedi. bi an şaşaladım, "neyse sonra konuşuruz, benim acelem var" dedim, "yarın görüşelim müsaitsen" dedi o da, olur dedim ben de.

iş yerinden tanıdığım biri olarak hiç söylemesem mi atina'ya niye gittiğimi diye düşündüm şimdi gece gece ama sanırım söyleyeceğim neden gittiğimi yarın buluştuğumuzda, o şekilde de açılmış olacağım sanırım. bana iyi geleceğini düşünüyorum çünkü hatun çok tatlı ve hallerimden anlar diye düşünüyorum.
parfüm kullanmayı biraz abarttığım için (1 şişeyi 10 günde hiç edebiliorum) sıradan insanlarla ve sıradan bi günde doldurma parfüm kullanıorum. orj parfümü özel gecelerde falan sıkmaya başladım. ( buda benim itirafım... sokakta aa çakma parfüm kullanıomuş derseniz inkar ederim.
ajda veya bülent bu günlerde ölürlerse sözlük ahalisi beni katil ilan edecek diye çok korkuyorum.
insanın her şeyi kötü olur biri iyi olur değil mi?
okulun, ailen, işin kötü gidiyordur ama güzel bir ilişki içerisindesindir ya da ilişkin kötüdür yahut yoktur okulun iyi gidiyordur vs. fakat hepsi birden kötü olunca insan bir öh oluyor artık. her şey mi kötü olur? moduna giriyor.
insan ümidini yitirmemeli hiçbir zaman bunu hep söylerim fakat artık bıkıyorsun. yok artık hiçbir beklentim hiçbir şeyden diyorsun.
gay görünümlü herifleri kızlarla el ele görmek çok koyuyor (şimdi gay görünümü bilmemne şey yapmayın, anladınız). gidip böyle bırak onun elini falan diye ayırasım geliyor bazen. yalnızlık zor sevgili günlük.


insanlar söylediğin söylemediğin şeylere nasıl bu kadar kör ve sağır olabiliyor? nasıl karşıdaki insanı bir anlık bile olsa anlama peşinde olmuyor? nasıl bu kadar rahat bir şekilde çirkinleşebiliyorlar. hadi beni geçtim ama kendine saygın da mı yok? nasıl bir insanı böyle kırmaya çalışırsın? insanlar nasıl kendi hatalarını görmeden bir insanı direkt suçlar? nasıl kendinizi kandırıyorsunuz? nasıl bir ikna şekli bu?
hayatınıza alacağınız kişileri seçerken bir düşünün bir şeyleri anlamaya cesareti var mı? kendisiyle, vicdanıyla karşılaşma cesareti ve yüreği var mı diye yoksa gerisi zaman kaybı.
yüzüm gözüm şişene kadar
ağlamak istiyorum
içip sabaha kadar
bayılmak istiyorum
caddelerde dolanıp
bağırmak istiyorum
müsadenle bu gece
dağılmak istiyorum

nevizade'nin girişinde soldan ilk dükkandaki esmer garsonumsu. kısacık t-shirt altından verdiğin göbek frikiğini seyrettim durdum saatlerce. sırf senin için ordaydım zaten. yine seni seyretmek için geleceğim. zaten nevizade ye senin için geliyorum. bul beni. sana hayatın anlamını öğreteyim.
sevmeli , sevişmeli bir hayat istiyorum çok mu ?
geçen seneki kadar kötü olmasa da yine kötü bir yaz geçiriyordum. son 1,5 yılda da gerçekten tek arkadaşım-dostum diyebileceğim arkadaşımla konuşuyorduk. işte çok bunaldığımı, ince bir ipte dengemi sağlamaya çalışır gibi yürüdüğümü, bazen böyle herkesi her şeyi bırakıp gitmek istediğimi, yeni bir yerde sıfırdan başlasam mı diye düşündüğümü söyledim. o da her zamanki bana sakin ol telkinlerinde. ikimizde din hakkında konuşuruz, çok sıkı-dindar insanlar değilizdir ama sonuçta ben ortalama o ise baya donanımlıdır... bana böyle çok daraldığımda işte allah'la konuş dedi, bense allah beni unutalı çok oldu bence dedim. üstüne de bana allah işte sevdiği kulunu sınar senden ümidi kesmez gibisinden gitti. sonra işte bak biliyorum böyle çok dini şeylerden hoşlanmıyorsun ama tasavvufi bi şeyler okumak ister misin, bence bir göz at, belki sana iyi gelebilir dedi; bense tasavvuf ve ben? oldum ki... birkaç gün önce öylesine gezinirken mevlana'nın iki sözüne denk geldim:

''yalnızlığım, yanımda hiç kimse olmamasından değildir, beni anlayan birinin olmamasındandır''

''bir kez yalanını yakaladığın kişinin bin kez doğrusunu sorgularsın.''

bir anda böyle dedim, adam 500 yıl önce işi çözmüş benim bitch tavrımı yazmış. ufak bi şok yaşadım. siyah v yakamı giyip gülben ergen gibi kafamı sallaya sallaya kendimi ''tasavvufa veresim'', ellerimi havaya kaldırasım geldi. hala şaşkınlık içindeyim.
  • /
  • 91