ben ölmeden önce

ahirette; dünyevi anılarıyla popülerlik yakalamaya çalışan insanın cümle girizgahı..
ben ölmeden önce
bir sürü dostum vardı
ben ölmeden önce
bir sürü düşüm vardı
ben ölmeden önce
bir sürü aşkım oldu
ben ölmeden önce
bir sürü hatam oldu

herşeye rağmen pişman değilim
ama yine de bazen düşündüğümde
bir gün gelir de yaşarım ben de yine
tüm aşklarım, yalan mıydı ey tanrım
çok yalnızım
eriyorum yavaş yavaş
yavaş yavaş

gayet güzel sözleri olan şarkı, biraz ahiretten sesleniş tarzı vardır.
hayatın gerçeği olan ölümü ve hayatın ne kadar kısa olduğunu hatırlatan çok sevdiğim bir şarkı
an itibariyle disko kralında harun kolçak tarafından söylenen şarkı *
fatih erdemci hiti, önce pamela tarafından yenilerde de harun kolçak tarafından yeniden yorumlandı. pamelanın yorumu çok vasat ve silikti. pamela bence yorum işini sahnede yapsın albüme taşımasın olmuyor çünkü. ama harun kolçak da güzel durdu sanki. gene de fatih erdemcinin o zamanki yorumunu her zaman tercih ederim.

bu şarkının bende uyandırdıklarına gelince:

bu şarkı üzerine uzun uzun düşündüğümü hatırlıyorum. hani bazen insan tüm neşesini kaybeder ve sanki bir daha hiç mutlu olmayacakmış, hiç gülmeyecekmiş gibi hisseder. hani “öldüm ben!” der ya insan, hisseder ya içi boşalmış bir çuval gibi… ve kendiyle, geçmişiyle hesaplaşır ya, bu şarkıda esasında ben fiziki yaşlanmaya isyandan çok bu bahsettiğim hayattaki tüm amacını ve neşesini kaybetmiş bir insanın isyanını görüyorum ölmeden önce derken. ama her şeye rağmen içinde bir umut taşıyor, bir gün yine de yaşarım ben de yine! bu şarkıda öyle bir ruh halinin izlerini görüyorum. tabi bu benim yorumum, fatih erdemci belki de bambaşka duygularla yazmıştı bu şarkıyı.
ben ölmeden önce... neden görmez insanlar beni? neden duymazlar? neden anlam yüklemezler varlığıma da onlar için umurlarında olmadığım başka bir insan olarak görürler? bakıp geçtikleri,bakmadan geçtikleri, ya da bakıp görmezden geldikleri insanlardan birisi olmak istemiyorum belki de ne biliyorlar? neden karşılıksız sevemiyorlar beni? illa onların işine mi yaramam gerekiyor? onlara zarar vermeyen birisi olmam bile yetmez mi sadece? onlar için ölmedim diye mi bilmezler adımı ya da ihtiyaç duymazlar bilmeye, henüz şehit olmadım diye mi? tuzum kuru olup yaş olanların tuzunu kurutucam diye sorumluluk alıp alıp da aman benim de tuzum ıslanacak korkusuna yenik düşmediğim için mi bu 3 maymun halleri, siyasetçi olmadığım için mi işe yaramaz görülüyorum yoksa? ben de düşünüyorum, konuşuyorum, bazı işler yapıyorum. işlerine ne kadar yarayıp yaramadığı mı bütün bunların kısıtı? peki benimle aynı düşünenler nerde, benimle aynı şeylere değer verenler? onlarda mı ölmemi bekliyor adımı duymak için, beni sevmek için, ellerini omuzumda, desteklerini arkamda görmek için? neden ölünce anlaşılıyor değerim, takdir ediliyor yaptıklarım, toplanıyor artılarım ve eksilerim, hatırlanıyor anılarım ve öğreniliyor adım. bir de ölüler konuşamaz der insanlar ama anladım ki sadece ölünce konuşuyor insanlar, duyuluyor yaşarken yaptıkları. bir ses adeta benim de hayatım ; kimi zaman fısıltı kimi zaman çığlık olan ama ben ölmeden öncesi suyun içinde konuşmaya çalışmak gibi. kaybettikten sonra anlaşılan bir değer olmak çok büyük bir yük benim omuzlarımda, çünkü o kayboluşun beni hapsettiği karanlık, kayboluşumun ardından anlaşılacak değerimin saçtığı ışığın aydınlatamayacağı kadar büyük. yaşarken ışık tutalım istiyorum birbirimize, karanlıkta yaşamak yerine. çok şey istemiyorum aslında, değer görmek istiyorum öldüğüm zamanda göreceğim gibi; ben ölmeden olsun istiyorum sadece bütün bunlar, ben ölmeden önce.
şarkı çok güzel sözlere sahiptir ayrıca türkçesi bu isimle olan güzel birde film vardır.bir kız günlerce aynı günü yaşamaya başlar ve bunun nedenini filan araştırmaya çalışır.farklı güzel bir film amerikan gençlik filmi tarzı daha çok sevenler izlesin bir şey kaybetmezler.


bütün aşklarım
yalan mıydı tanrım..