çalışmaktan nefret etmek

sabah erken kalkmaktan,gene aynı şekilde akşamda aynı saatte çıkıp,haftanın 5 günü çalışıp,ay sonunda da bu köleliğine karşılık aldığı para karşısında,insanın yaşadığı duygu.

neden böyle,bilmiyorum ama ben çalışmaktan gerçekten nefret ediyorum ya..

"amaaan" diyorum "sana göre değil çalışmak oğlum,çık işten,sokaklara düş,senin hayal ettiğin hayat bu değildi" diye çıkışıyorum kendime ama sonra borçlarım aklıma geliyor.neyse hayallerde yaşama deyip toparlanıveriyorum...

şu kapitalizm öyle bir sistem ki,valla insanı içine hoooop diye çekiveriyor.keşke okulu uzatabildiğim kadar uzatsaydımda,hemencecik mezun olmasaydım...
ne onunla ne onsuz olan durumdur. sabah yataktan çıkmak ayrı; işe gitmek ayrı; işte miilletle uğraşmak ayrı derttir. ister maaşlı çalış ister kendi işini yap işini severek yapmıyorsan ayakların geri geri gider.. pis bir durumdur ama maalesef hayatımıızn devamı için yapmamız gereken eylemdir. istersen seve seve istemezsen s.ke s.ke yapılacaktır.
an itibariyle duygularıma tercüman olan başlıktır.
haftaiçi akşamlarını ve haftasonlarını işgal etmediği sürece yaşamadığım durum. gelemem öyle boş beleş bir hayata, insanın sabahları uyanacak bir nedene ihtiyacı var.
beni tanımlıyor.
çalışırken iyi hissediyorum, güzel işler çıkarıyorum. tatmin oluyorum.
ama çalışmaya başlamak kısmı kangren yani.
iki aydır evden çalışıyoruz zaten.
nasıl tembellik, nasıl bahaneler anlatamam.
indirilenler klasöründe internetten indirdiğim herşeyin adını falan düzelttim.
sırf çalışmamak için.
sabah erkenden kalktım. yapmam gereken işleri yapmak üzere.
ama ben sözlüğe girip koç erkeklerini değerlendiriyorum.
çünkü çalışmaktan nefret ediyorum.
of niye böyleyim ben ya.
çalışmaktan nefret ettiğim için gerçekten daha kısa sürece çok fazla para kazanabileceğim bir takım projeler üzerine gitmemek için kendimi zor tutuyorum sözlük
işini severek yapmayan her kişi için geçerli bir durumdur.
bu benim. çalışma hayatına başladığım sene 2 şer ay arayla tam 4 kere istifa edip askere gitmiştim.
ben tatil yapmak istiyorum sadece. deniz kenarında yaşamak. orada güneşlenirken buz gibi mojito içip uyuya kalmak. sonra ayılmak için buz gibi denize atlamak. yüzmek, yorulmak, sonra eve gelip duş alıp sevişmek, uyumak, gece giyinip dışarı çıkmak, dans etmek, eve dönüp uyumak ve ertesi günü geç kalkıp yine aynı şeyleri yapmak istiyorum.
lokasyon illa mikonos, barselona falan da olmasına gerek yok kaş olabilir. aza kanaat eden bir insanım.
aslında çalışmayı severim ama çok hızlı soğuyorum. türkiye'deki yazılım şirketleri çok ölücü ve genellikle teknoloji üretmekten uzaklar. bu tür şirketlere gire gire burnout olmuştum ve çok sevdiğim bi işi yapmama rağmen nefret etmiştim her şeyden. sonra biraz daha düzgün bulunca rahatladım gibi oldu ama yine dert tasa devam ediyor tabi. içime sinen şey relocation gerçi de, olsun artık, o da olur. o da ayrı bir dert; herkesi bırak git yerleş falan. of.
çalışmak iyi de, çalıştığın zaman yaptıklarının karşılık görmemesi, emeğinin maddi ve manevi karşılığını alamamak çok üzüyor insanı. işini sevsen de çalışmaktan nefret ediyorsun.
çalışmanın insanlığa aykırı bir durum olduğunu düşünüyorum. bu başlık altında nice sinsi yazarda benimle hemfikirdir eminim. onlaynmısınız köleler sesime ses olun.
çalışmayınca da yan gelip yatmanın belli bir süreden sonra eski zevki kalmıyor.yine de nefret etmemek elde değil.