hayata yabancılaşmak

hetero arkadaşlarımın yanında hissettiğim olay. her görüştüğümüzde greenday çok mu yorgunsun, çok durgunsun diyolar. bilmiyolar halbuki bana kız ayarlama isteklerinden nefret ediyorum.
memleketin; memleketin değildir artık. ailene, dostlarına, köpeklerine, kedilerine, havasına, yemeklerine, insanlarına, konuşmalarına yabancısındır artık. çünkü başka bir şehirde aşık olmuşsundur. aşk şehrine dönersin memleketini özlersin. memleketine gidersin aşk şehrini özlersin. aslında o
u özlersin. yıllarını harcamışsındır tek bir gülüşü, tek bir dokunuşu için. o yılları verseler yine o
un için harcarsın. yıllar geçtikçe aşkın büyür, kaybedecek bir şeyin kalmaz söylersin o
a; o
u sevdiğini. anlarsın o
u sevmediğini.
insanlardan, cicekten, bocekten, film izlemekten, sevdigim siirden bile bıkmak anlamına gelir.
drama queenlik yapmanın bir başka adıdır. genelde hayata dair hiç bir somut derdi olmayan insanlarda görülür.
bir çok farklı şekilde ortaya çıkar bu yabancılaşma hissi. etrafınızda olan bitenlerin hızına yetişemeyip yabancı kalma şeklinde görüleni belki de en güzelidir çünkü size bir amaç verir, hayatı yakalamak şeklinde. bununla birlikte her sabah aynı güne uyanıp, hiçbir değişikliğin olmadığı bir hayata yabancılaşmaya başladıysanız işiniz daha zor demektir keza artık vücudun alışkanlıktan otomatik olarak yaptığı şeyler bile size yabancı gelmektedir ve bir süre sonra kendi bedenine ve ruhuna karşı yabancılaşma da baş gösterecektir. **
şizofreninin üçüncü aşaması. önce kendine yabancılaşır kişi, sonra insanlara yabancılaşır ve en sonunda da hayata... bu aşamadan geri dönüş pek yoktur.
(bkz: yapmayın etmeyin)

ben daha yeni çıktım o durumdan, hiç tasvip edilen bir hareket değildir, yapmayın. hayat süprizlerle dolu, siz de süprizleri bekleyin tosunlar*