her geçen yıl birer birer masadan eksiliyor dostlar

eski dostlukları arar olur ya insan. yıllar geçtikçe, insanlar kendi hayat mücadelelerine kapıldıkça, geçmiş günlerde zaman zaman toplanılan, içki içilen masalarda birer birer eksilirler o dostlar.
malesef kimisi dost görünümlü kurt oluyor; kimisi uzaklara gidiyor, kimisi de umduğumuz vefayı gösteremiyor. bazende sanki alışverişe çıkıp, yenisini alacakmışçasına dostları kırıp döküyoruz işte. anca kendimizle kalmaktan bunaldığımızda bunlar akla gelir oluyor. ama aslında öyle olmamalıdır. dostluk bu part time olamaz. nasıl oluyor da gitmelerine izin veriyoruz ki? yada gitseler bile nedir görüşmeye engel? gurur mu? yalan mı? aşk mı? mesafe mi? ne olursa olsun dostum deniyorsa bunun sorumluluğunu taşımak gerekiyor. zaman böyledir işte. aşık veyseli doğrularcasına çalışır. sonrada kendimizi yalnız masamızda bu dizeleri ve onu taçlandıran şarkısını söylerken buluruz. dost dost diye nice nicesine sarıldım. benim sadık yarim…

neyse sadık yarime kavuşmadan şerefe dostlar. *
bu sofrada dostlar sağolsun repliği eşliğinde çalınacak şarkılardan birkaçı şöyledir:

http://kisalt.be/b8n7r9

http://kisalt.be/dow05u

dünya bir meyhanedir, her gelen bir tek içer !
kadehi boşalanlar, sessizce göçüp gider...

eksilirken dostlar birer birer
şimdi ben ölsem en çok bardakta çay soğur
dostlukların yavşadığını gösterir, her ne olursa olsun o masadan dostlar eksilmemeli eğer gerçek dostluklarsa eksilmez, ölüme kadar.
yeter ki gönülden eksilmesinler...
unutulmuş birer birer, eski dostlar eski dostlar şarkısının öznesi kişiler. gitmek isteyen gider biz burdayız efenim, geri gelmek isteyene kapımız açıktır.

ancak bu gidiş, artık demir almak günü gelmişse zamandan.. şeklinde başlayan şiirin içeriği şeklinde bir gidişse, bir tatlı huzur , kadehte bir şerefe, kulakta bir tını, hafızada hatırlanan anılar kalır baki masadan eksilen dostlardan...