küçük şehirde yaşamak

bütün hayatımı büyük şehirlerde geçirdim. küçük şehirlerde insanlar ne yapıyor, sıkılmıyorlar mı diye düşünürdüm. her şeyin olduğu büyük şehirler varken insan niye mahrumiyet yaşadığı küçük şehirlerde yaşar ki diye düşünüyordum.

bir aydır nüfusu 150bin olan küçük bir şehirde yaşıyorum. bulunduğum şehir türkiye standartlarında gerçekten çok güzel bir şehir. ve o kadar rahat ettim, hiç arkadaşım olmadığı halde o kadar kendimi iyi hissediyorum ki, normalde yaşadığım büyük şehire hiç dönesim gelmiyor.

yaşam çok daha kolay. ulaşım kolay. insan ilişkileri daha kolay. gezecek daha çok yer var, doğaya ulaşması daha kolay, hay huy yok. oh be!

bilmiyorum sıkılır mıyım bir süre sonra. şimdi harika geliyor.
hayatımın son 3 yılını özetlemiş yazar. şimdiden düşüncelerinin değişmeyeceğini ve muhtemelen bir daha büyük şehirde yaşamayacağını söyleyebilirim.
yani bence küçük şehirler daha güzel. benim şu an tek eksiğim bir fuckbuddy ve iş.
küçük şehrin dezavantaji eşcinsel ortamının cok kısıtlı oluşu olabilir muhtemelen. gerçi doğu anadolunun en uzak köşesinde uzun süre yaşayıp gayet kendine ortam yapmış bir gay arkadaşım da olmuştu ama herkes o kadar yapamayabilir.
küçükte olsa bir şehirde yaşadığı için şanslıdır.ortam yapma konusunda takıntılı değilse mutlu bile olabilir
biraz daha düşündüm de, küçük sehir romantizmi yapmanin türkiye gibi halkının çoğunluğunun yobaz olduğu bir ülkede anlami yok. şu an ege'nin liberal bir ufak şehrinde yaşadığımdan gözüme güzel gözüktü bu durum ama, ülkenin ekseri küçük şehirleri yozgat, rize, niğde olduğundan, cok bi romantizm yapmanın bir anlamı yok. ebeninkini görürsün oralarda muhtemelen.
son kaç aydır katlan/amadığım olay. kaşar değilim ama uzun süre bünye sevişemediği zaman çiftleşme dönemine girmiş bir hayvana dönüşüyor. kriterlerin biraz daha yumuşuyor.

düğünde tipim olan birinin kulağıma bir şey söylemek için egildiginde yüzümü onun yüzüne temas ettirip bi boynunu opmedigim kalmışken, adamın kafayı biraz geri çekmesiyle kendime geldim. aynı şekilde bi yerden küçük bir malzeme alman gerekirken elimdeki örneğini almak için sol elini uzatan adamın elini tutup bırakmakla ardından malzemeyi istemesi beni yerin dibine soktu.

sevişmek ihtiyaçtır. yemek su gibi.
her sene yaz ortasında düzenli olarak gittiğim hatay adana mersin üçgeninde,ilk 10 gün iyiyken, sonrasında gelen sıkılmışlık hissi.
her sabah aynı polisi görmek,hep aynı sineği kovalamak, aynı kolilerle kolileşmek
işiniz çok zor hayatım