otosansür

bireyin kendi iradesiyle, içerden yahut dışardan hissettiği psikososyolojik baskı süreçleri neticesinde fikir ve eylem özgürlüğünü kısıtlaması.

batı toplumlarında önce birey sonra toplum olunurken biz ve bizler gibi az gelişmişlerde önce toplum sonra birey olunur. dolayısıyla otosansür malesef bizim insanımızın vebasıdır ; kara hummasıdır ; karabüyüsüdür.
toplum baskısıyla hareket etmektir. <br> <br>(bkz: mahalle baskısı)
sansür tehlikelidir, ama otosansür kadar değil. <br> <br>örnek vereyim: bir televizyon yayın yapar, yaptığı yayın "genel toplum anlayışı"na ters düştüğü gerekçesiyle ceza yer, insanlar bunu konuşur, tepki gösterir, sistemle uzlaşacak bir noktaya kavuşana kadar pazarlıklı bir süreç yaşanır. bu sansür ve sansüre karşı mücadele sürecidir. <br> <br>halbuki o televizyon "biz şimdi bu yayını yaparsak başımız derde girer" deyip, baştan reddederse, orada her şey sistemin istediği gibi yürür. savaşmadan çekilmektir otosansür, yenilgiyi baştan kabul etmektir.
bir nevi köpeklesmektir. devletin zoru karsisinda, kuyrugunu kistirip, kulaklari indirerek, her türlü azari bastan bertaraf edip, bir parça yagli kemik yada bir iki övgü dolu söz almak için salyalari akitmaktir. holding plazalarinin kapilarina baglanmis olanlarin sayisi çoktur türkiyede. havlarlar ama isirmazlar.



bir ülke başbakanın elinde ise çok tehlikeli bir silahltır muhalefete karşı ve o muhalefet aydın bir halksa işte o zaman acizsindir.
düşünürken değil ama düşüncelerimi ifade ederken kendime bol bol uyguladığım kavram azap çektirmeyi seviyorum kendime islam kültürüyle yetişmiş biri olarak islam da bile 'bildiğinle amel et' derken ben niye bu kadar başkalarını düşünüyorum ya da cezalandırılmayı anlayabilmiş değilim tedavi edilebiliyordur umarım