patlamalar sonrası ankaralıların psikolojisi

bizzat ankara'da bulunan zagor"un anlattıklarına bakılırsa genel olarak herkes mutsuz ve panik halinde imiş. dışarı çıkan ve avm'lere giden insan sayısı da baya azalmış. çantalı ya da şüpheli görünümlü insanların yanına kimse yaklaşmıyor imiş ve ankara'nın en kalabalık yerleri artık bomboşmuş.

yeni bombalama ihbarları da yapıldığı için çoğunluk hala tedirgin anladığım kadarıyla. fena.
kızılay, tunalı, bahçeli gibi kalabalık ve ankarada yaşayabilecegin bu gibi alanlar bomboştur artık, bunları attık aynı şekilde avmlere de kimse yaklaşmıyor işi olan da hemen halledip çıkıyor bunları da attık pek bir şey kalmadi herkes evinde işinde, mutsuz ve robot gibi yaşıyor aslında herkes tesadüfi yaşıyor.
ve de herkesin ellerine sağlık
şaka maka ankarada hayat bitti. dün patlamadan sonra ilk kez kızılay meydana indim, artık ara sokakları kullanıyoruz zira. o dakıkada 100lerce kisinin karsıdan karsıya gectigi meydanda suan sayılı insanlar var. dısarıdayken babam aradı ve eve dönme sürecim olan "yarım" saatlik sürede 4 kere daha aradı. herkesin suratındaki tedirginlik farkedilmeyecek cinsten değil, herkes acele edip kızılaydan çıkmaya uğraşıyor. oturacak yer bulamadığımız cafeler boş. artık evlerde buluşmayı tercih ediyoruz. ankaray'a bindim herkes birbirini süzüyor "lan acaba" diye. herkes diken üstünde oturuyor koltuklarda. açıkçası ben de " hımm 5-6 kişi var bu kadar kişi için bomba patlatmazlar heralde" diye içimden geçirmedim değil. migrosa geldiğimde aldıklarımı poşetlerken kasiyer ve görevli arasındaki konuşmaya şahit oldum. adam evine gitmeye korkuyormuş kasiyer kadına anlatıyor, kasiyer de rahatlamaya çalışıyor adamı. sonra adam " gerçi kötülere bir şey olmaz hehe" diye işi şakaya vurmaya çalıştı ama tedirgin. kısacası dışarı çıkmaya mecbur olmayan herkes evinde, çıkanlarda bomba tedirginliğinle yaşıyor ankarada artık.




4 yılı aşkın bir zamandır ankara'da yaşıyorum ve bu dönem okulu dondurup istanbul'da kalmaya ikna etti beni ailem. istanbul'dan dahi bozulabiliyor ruh halimiz. ankara'da tanıdığım herkes endişeli. bu haftaki ankara seyahatimi iptal etmemi söyleyen insanların sayısı o kadar arttı ki nihayetinde dediklerini yapmak zorunda kaldım.
rutinimi bozmadım.
tedirgin miyim, evet.
ama o sokaklar anı dolu. birlikte bir daha arşınlayamayacağımız dostlarımın ayak izleriyle, anılarıyla dolu kızılay sokakları.

evlere hapsedemeyecekler. sokaklar bizim. boş oluşu içime otursa da ayaklarım tekrar tekrar götürüyor beni oralara. gideceğim de. bozmayacağım rutinimi. o sokaklardan yürürken iç sesim " hatırladın mı bir keresinde de burda geçerken" demeye devam edecek.
bizim oralar. korku imparatorluğuna çevirseler de bizim.
deli misin gitmeyiver birkaç hafta söylemlerine rağmen gidiyorum.
komik belki ama en yakın dostlarıma sevdiğim türküleri ve şiirleri tekrar tekrar söyledim. şayet birgün ölürsem mezarımda okunsun ve söylensin diye. mezar taşıma yazılmasını istediğim şiir dizesini bile söyledim.

işte böyle ruh halim, halimiz...

faredir fare'nin yazdıklarına ek olarak;
ne bahsetmeye çalıştığını anlıyorum. seni çok iyi de anlıyorum. böyle sığ dusunmeyecegine inanıyorum. sozlukteki milliyetçi yazarlar empati yapabilsin diye böyle bir yazı tercih ettin belki de.. ama oldukça tehlikeli bir dil. değinmek istediğim bazı seyler var. çünkü sosyal medyada bu tarz söylemlere çok denk geliyorum. ürperiyorum.

acı karşılaştırmaya gelecek olursak, senin ölün benim ölüm noktasına geldiysek iş çığrından çıkmış demektir. nitekim çıktı da...
kürdistandaki katliamların sorumlusu ben değilim. o duraktaki insanlar da değildi. tahir elçi katledildiğinde yükseldeki açıklamaya katılmak için güvenpark'tan geçmiştim mesela. oradaki katliamların acısını derinden hisseden biriyim, o durakta da hissedenler vardı belki. velev ki olmasın. ne farkeder? ben acı çekiyorsam yansın dünya tavrında mı olmalıyım? bu politikaların sorumlusunun kimler olduğu bariz net değil mi? kayıtsız kalınmasının bedeli dibinde bombaların patlaması mıdır? batıda bir eylem orgutleyemedik amenna, kürdistanda ne yaptık peki? yüksekova halkını tamamen sokağa dökebildin mi? sur yanarken diclekent'in sessizliği ortadayken sen suçu sadece bula bula batıda ygs sınavından çıkmış çocuklardan,akraba ziyaretinden gelmiş insanlarda mı buldun?

suçlu varsa hepimiziz.(katliamlara karşı etkin bir kamuoyu oluşturamamak) ama bunun cezası patlayan bombalar değil. hedefimiz halk değildi dediği için söz konusu örgüt, bazı kürt milliyetçileri olayı masumlaştırmaya çalışıyor. ben ankara'da yaşıyorum.o güzergahı kullanan birisinin hedefinin halk olmaması imkansız. isterse iç taraftaki yolu kullansın, ne farkeder? ykm'nin olduğu yer. insanların buluşmak için birbirlerini beklediği.. dahası o çevik kuvvetin dibinde dolmuş ve otobüs durakları var.araçla bomba patlatman demek o sivillerin ölümünü göze aldın demek. o yüzden kimse kimsenin aklıyla dalga geçmeye çalışmasın hedefimiz sivil değildi diyerek. kör bir milliyetçi anlayış içerisinde kürdistan yaniyorsa batı da yansın şeklinde hareket edildiği bariz. kürtler ölüyorsa biraz da türkler ölsün denilerek.
milliyetçiliğin her türlüsü başa bela. ne iğrenç bir ideoloji ise.. katliam dolu hep milliyetçiliğin pratiği...
bu patlamayı ışid yapmış olsaydı muhtemelen topyekün kinanacakti. kürt milliyetçileri yapınca "onaylamiyorum elbet ankarada olanı ama şimdi kürdistanda da şöyle oldu" savunmasına geçiliyor.
kürdistanda öyle oldu da gittin sarayda mı patladın? gittin siyasi sorumlulara mı patladın? o kararların altında imzası olanlara mı patladın?
ben mi aldım o kararları? duraktakiler mi aldı?
ekin wan'ın bedeninin çıplak teşhir edilmesinin öfkesini yüreğimin en derinliklerinde hissettim ben. yakılan kadınların,insanların acısını en derinden hissettim.

senin ölün benim ölüm diyorsan "kardeş",boşver üzülme sen benim ölüme.
benim için yas da tutma, istemez. çünkü gayet insani bir mesele için benim ölüme ağlamıyorsan senin ölüne neden üzüleyim diyorsan aramızda kardeşlik hukuku da yoktur. ben kardeşlik hukuku olduğunu zannederken. ki kürdümdür de hani.
en iyisi mi boşver...

biz kazanacağız, insanlık kazanacak,ahlaklı olan kazanacak
derken şu söylemlerle karşılaşmak öyle yıpratıcı ki.
insanlık kardeş. insanlık. insan onuru. savaşın ahlakı olur mu deme, sol- sosyalist düşüncelere sahipsen evet ahlaklı olmak zorundasın. ve ona göre halktan yana konum belirleyip, hangi söylemlerden kaçınmak gerektiğini bilmek zorundasın.

bu patlamalardan sonra sonuna kadar askerimizin ve polisimizin yanındayım !!
chp ve mhp'nin de tavrını çok yerinde bulduğum için onlarında arkasındayım
başta cumhurbaşkanımız ve başbakanımız olmak üzere hükümetin de önündeyim


lütfen ülkemizi bölmek isteyen hdp'liler defolabilirler mi artık ?
teşekkürleeeeer ^^
cevapsız arama görünce korkmak, son dakika haberlerinden tırsar hale gelmek, w.app gruplarına atılan plaka ve uyarılar, özellikle kızılay ve ulus gibi kalabalık yerlere uğrayınca diken üstünde hissetmek, bir gün senin veya sevdiğin birinin de kafasının taksilerin önüne uçma korkusu, babanın işe gidiş ve dönüş saatlerinde tedirgin olmak vs.... daha birileri de birilerinin götünün kılı olsun, teker teker ölücez.
patlama sonrası rutin ankara ziyaretimde gördüğüm kadarıyla, ciddi ciddi herkes gergin ve insanlar kalabalığa girmemeye çalışıyorlar. herkesin morali bozuk bir şekilde patlamada ölen insanların yakından uzaktan tanıdıkları olanlar travma geçiriyor, özellikle bir kadın arkadaş patlamada ölen bir kişinin yıllar önce dersaneden arkadaşı olması sebebiyle hala uyuyamadığını rahat uyursa ona ihanet edeceğini düşünüp günlerdir ağlama krizleri geçirdiğini ifade ediyor.

ankaradaki bazı psikolojik danışma merkezleri travma ile ücretsiz çalışmaktadır feysbuk üzerinden ilan verip patlamayla ilgili destek alanlara ücretsiz hizmet vereceğini yayınlıyorlar. bu konuda ücretsiz hizmet veren bildiğim 2 merkez var. patlamayla ilgili destek almak isteyenler bana yazarsa yönlendirme konusunda yardımcı olacağımı düşünüyorum.