aileye açılmak

  • /
  • 8
reddedilmek, hasta olduğunun düşünülmesi, depresyon tedavisi başlangıcı... depresyona girdiğim bir dönemde açılmıştım... ve hala ailemle yaşıyorum, üniversite döneminde açılmıştım. tedavi devam ediyor 2015'den beridir...
muhafazakar bir ailenin ateist bir çocuğu olarak benim için imkansız olduğunu düşünüyorum, zira ateist olduğumu daha söyleyemedim gayim desem vururlar.
yaşadığımız ülke ve günümüz şartlarına bakarsak imkansız bir durumdur.. gerçekleştiği takdirde de alınacak cevaplar az çok aynıdır. bu sebeple gerekli olduğunu düşünmüyorum. bir de şöyle güzel bir şey var, daha açılmadan ailenin eşcinsel olduğunuzu anlaması. işte onlar allah'ın birer lütfudur.
evdeki sakin hayattan bıkıp; macera,kavga, gürüntü istiyorsanız eğer açılabilirsiniz.
(bkz:rahatlığın batması)
çok zorlu bir süreç. ilk tepkiler tabii ki aşırıya kaçacak ama bu ebeveynlerin eş cinsellikle ilgili bilgilerinin az olmasından kaynaklanıyor bence. en azından benim ailemde durum buydu. ben eşcinselim bunlarda benim eşcinsel arkadaşlarım diye karşılarına çıktığımda şimdi siz tren mi yapacaksınız diye sormuştu annem hiç unutmam. çünkü onun gözünde bu bir sapkınlıktı ama şuan öyle düşünmüyor. dünyaya bu şekilde gelişimin bi sebebi olmalı bunun da çevremdekilere bu konuda bilinirlik sağlamak olduğunu düşünüyorum. benim gibi düşünüyorsanız eğer bu aile ile başlar. çünkü sizi koşulsuz sevip kabul edebilecek bireyler ilk önce ailenizdekilerdir.
yıllarca oğlum diye size hitap eden babanızın bir anda şoka giriş hali
1- takıldığınız insanlar, takıldığınız mekanlar, ya da yaşadığınız ilişkiler ailenize anlatamayacağınız cinstense açılmanın bir anlamı yok.
2- ne yazık ki marjinal kesim ön planda. abartılı hareket ve görünümleriyle ön yargıları körüklemekten başka bir işe yaramıyorlar. o kesimin yarattığı imajla yüzleşeceğinizi unutmayın.
3- kendi taşıdığınız yükü başkalarının üzerine yığmak da bir çeşit bencillik. siz rahat edeceksiniz diye onları başkalarına karşı tedirgin edeceksiniz çünkü.

yine de drama sevenler deneyebilir. iyice ölçüp tartmak lazım.
neresinin drama olduğunu anlamadığım şey. siz dramatik şekilde açılıyor olabilirsiniz ama ben gayet normal bi şekilde açıldım.
heyecan istiyorsanız açılırsınız bence gereksiz
geçen hafta erkek arkadaşım geldi yurtdışında yaşadığı memleketten beni ziyarete. annemler zaten ben oralarda yaşarken beni ziyaret etmişler, erkek arkadaşım ile de tanışmışlar, çok da sevmişlerdi. şimdiki gelişinde de annem `sizi yemeğe çıkarmak istiyorum` dedi ve bir akşam beraber yemeğe çıktık, pek de güzel geçti. birbirleriyle çok iyi anlaşıyorlar, zaten benim sevgili kişisi herkesin seveceği şirinlikte birisi, onu sevmemek zor. ertesi gün annemi işyerinde ziyaret etmek durumunda kaldık, çalıştığı kattaki diğer kişilere `ben iki oğlumu alıp yemeğe gidiyorum` dedi, ve üstüne bir de öğle yemeğine çıktık.

oldukça iyi anlayacağınız. tabii bu noktaya o kadar zorlu bir süreç sonunda geldik ki, ne diyeceğimi bilmiyorum. ayrıca hala açık şekilde `bu senin sevgilin mi` konusu açılmadı, durum ayan beyan ortadayken. açıkcası ben de o rahatlık seviyesinde değilim hala. benim de bu kadar rahatlamama sevgilimin über rahat, kendiyle barışık ve tatlı biri olması neden oldu. neyse, her şey mükemmel olmasa da türkiye standartları için bayağı bir iyi seviyeye gelmiş durumda. daha fazlasını da annemden beklemiyorum, kendime destek alabileceğim başka anneler bulmuş durumdayım.

ayrıca sanırım bu aileye açılma konusunda anneler babalardan daha histerik oluyorlar. benim babam da dahil başka arkadaşlarımın babaları da bu yeni habere daha cool yaklaşırken, kendini yerden yere atan, ağlamaktan geberen, oğluna küfürler eden, evlatlıktan falan reddettiğini söyleyen anne hikayelerini çok duydum. artık arka planında yatan sosyo-psikolojik etmenler neyse, bilemeyeceğim.
çoğu zaman gereksizdir. ve düzelteyim: eğer toplumun her kesiminden insana karşı cinsel yöneliminizi açıkça söyleyebiliyor ve hak ihlalinizi önleyebiliyorsanız, o zaman bu açılmaktır. ama yok, aileye, eşe dosta durumu açıklayıp dışarıda heteroseksüel görünmek zorundaysanız bunun adı "itiraf"tır.
eğer ailenize yöneliminizi itiraf ettiğinizde yaşam standartlarınız düşecekse ve ailenizin de ruh sağlığına zarar verecekseniz yapmayın. ille de herkes bilmeli mi?
ekonomik bağımsızlığınız varsa söyleyin. ekonomik bağımsızlık da ucu ucuna geçinmek değildir; coğrafya, zaman, muhit vb. gibi önemli etkenler değişse bile belli bir yaşam standardını garantilemektir.
bunu yapmaya ihtiyacimiz yok. elinize uzuntuden baska bir sey gecmeyecek. soylemezseniz bir sey kaybetmezsiniz. derdinizi anlatacak bir sabir tasi bulun ona anlatin. aileye acilma gibi bir hata yapmayin.
23.07.2015 tarihli entryimi tekrardan atıyorum. benim için çok büyük manevi değeri var. hala bu başlık altında durmasını isterim.

paranoyak ailem sağolsun ne ben onlara açıldım,ne onlar bana yaklaşık 3 yıl önce peşime dedektif taktılar

biriyle tanışmışım 2-3 hafta olmuş herşey düzgün gidiyor,ailem yazlıkta ben sevgilimin evine kalıcak iken dayımdan telefon geliyor. normalde beni sadece bilgisayarı ve telefonu bozulunca arayan adam bu. açtığımda nerdesin,napıyorsun muhabbetinden sonra gece nerde kalıcaksın diye sorduğunda arkadaşımda kalıcam dediğimde hayır kalmıyacaksın diye ısrar ediyor. aynı şekilde 1-2 defa daha kalıcam dedikten sonra sevgilimin oturduğu semti söylüyerek orda kalmayacaksın dedi. benim sinirden elim ayağım titremeye başlarken o zaman ki sevgilim zar zor sakinleştirip,saati otobüsle dönermiş gibi ayarladım. yolda bir kaç arkadaşımı aradım durum böyle,böyle eğer seni ararsam şurdaydık,burdaydık diye tembihledim. eve gittim dayı geldi. sen kimlerle görüşüyorsun diye nutuk atmaya başladı

sevgilimin çalıştığı yeri.okuduğu okulu,eski çalıştığı yeri,adresine kadar hepsini biliyor. 20 dakikalık ateşli bir tartışmadan sonra bana "millet böyle başlıyor,kadın kıyafetleri giyerek son buluyor" diye nutuk atmaya başladı. bu adam bana ahlak dersi vermeye çalışıyordu hala kulaklarıma inanmıyordum. kendisi karısını döven,metresleri olan,evinde psikolojik ve fiziksel şiddeti esirgemeyen bir insandan ahlak dersi dinliyordum. hetero olmak bunu gerektiriyor sanırım. kendine bakmadan başkalarını yargılamayı!

evden çıkarken bana "ibne misin oğlum sen" diye sorular sorup dururken bende evden bir an önce yollamak için hayır ne işim olur diye yalanlayıp kış kış ettim. olayları arayip sevgilime anlattığımda kendisi korkudan altına sıçıp telefonlarıma cevap vermemeye başladı. gece bir yandan onu ararken kenarda duran şarap şişesi gözüme ilişti hem ağlıyor,hem içiyordum. şişenin dibini bulduktan sonra ne kafam yerindeydi,nede benliğim. anlış bir hışımla dolapta ki bütün hapları alip önüme koydum ama içmeye götüm yemedi be sözlük.
neyse ertesi gün zar zor sevgilime ulaştım zar zor sakinleştirdim 1 hafta görüşmeyelim ortalık sakinleşsin dedik. bu sürede peşime dedektif takıldığı olayını teyzem,annem ve ablam duydu. ben nasil özel hayatıma tecavüz edersiniz diye laf anlatmaya çalışırken onlar tek bir ağızdan o senin dayın,baban sayılır ne yapsa yeridir tarzı argumanlar duyarken ben sinir krizi geçiriyordum. sanki ben bir birey değildim de onların ellerinde bir kontrol edebilcekleri bir kuklaydım. ben hariç herkesin hayatım hakkında laf hakkı vardı.
olaydan yaklaşık 2 hafta sonra tam sevgilime napiyorsun diye yazacak iken bir anda "dayın seni arıyacak" diye bir mesaj geldi ve annemin ayak seslerini duydum odama geldi telefonu bana verdi "dayın senle birşey konuşmak istiyor" dedi. ben itina ile telefonu alıp suratına kapatıp geri verdim. bu olay 2-3 defa daha gerçekleşti. en son duyduğum cümle dayın eve geliyor senle birşey konuşacakmış dedi ve telefonumu cüzdanımı alıp evden dışarı attım kendimi. sakin bir parka gittim sevgilimi aradım "kapımda adamlar var" dedi ondan son haber alışım oldu. 1.5 saat sonra lise arkadaşlarımla dışarda otururken dayımdan gelen mesaj "ekmekarası seni ve sevgilini biliyorum,bizim ailemizde böyle birşey yapamazsın(kraliyet ailesimisinden misin sen orospu çocuğu)(aklından geçirenler için doğulu değilim anne tarafım izmirli,baba tarafım bulgar göçmeni).elimde fotoğraflarınız var,sevgilin avucumun içinde bunu böyle yaşamaya devam edersen bu uğurda kan dökülür".kendi dayım tarafından ölüm tehdidi almıştım. hayatımda yapmadığım şey kalmadı sanırım.
bu olaylardan sonra yaklaşık 6 ay ağır depresyonda kaldım aylarca antidepresanlar ile yaşadım.evden bir an önce kendimi atmak için eğitim hayatımı çöpe atıp meslek değiştirmeyi düşündüm.

tam olayları arkamda bıraktım zannederken geçen hafta ablam senle birşey konuşmamız lazım deyip beni dışarda sakin,kuytu bir köşeye çağırdı. konuşmanın ne olacağını adım gibi biliyordum ama aptala yattım ve beni bildikleri için yemediler. bana sorular sormaya başladı ilk ne zaman hissettin,ilk ne zaman oldu ama en ağır sorusu "bu işin içinde duygusal bir şey var mı ?" diye sorması oldu. o an diyemedim yok anacım ben bunu hobi olarak yapiyorum. ilk ne zaman oldu dediğinde üniversitede dediğimde "aa daha yeniymiş,biz bunu düzeltebiliriz,normala dönebilirsin" diye saçma laflar dinlemek çok zor be sözlük. beklentilerini sorduğumda "en azından kadınlardan da hoşlanman" dedi. sistemin verdiği at gözlükleri dışına bakamayan insanlar tarafından yargılanmak en zoruymuş aslında.3 kuruşluk bilgi birikimi olmayan insanların sana ahlak dersi verip neyin yanlış,neyin doğru olduğunu sana göstermeye çalışması.
  • /
  • 8