armağan

bu yalancı bahar elbet bitecek,
yeni aldığın eskiyecek.
yedik içtik, sanırım doyduk.
hesabı kim ödeyecek?

diye başlayan ve aynı güzellikte devam eden hande yener şarkısı.
hayatın sisli puslu, belli belirsiz geçen zaman dilimlerinde monotonluğu keskin kılıç gibi bölen belki bir öpücük, belki bir kır çiçeği, belki pahalı bir aksesuar, belki de paha biçilmez manevi semboller. armağan seçmek zordur, almaksa heyecan verici. bir hışımla, çocukluk yaparak belki de paket açılır ve pek size göre bir şey olmasa da verilen emeğe saygıdan teşekkürler edilir ve belirsiz bir zaman dilimi orada kalması adına evin kuytu köşelerine yerleştirilir. ve eğer hediyeyi alan yakın biriyse ve birgün sizin onun aldığı hediyeleri kullanmadığınızı '' bak bu sefer birlikte çıkalım ve hediyeni sen seç '' şeklinde dolaylı yoldan dile getirirse o an belki çok şekilci olduğunuz, her şeye burun kıvırdığınız gibi düşüncelere kapılıp yerin dibine girebilirsiniz. o nedenle belki de maddiyatla alınan hediyeler her zaman kesin mutluluk sağlamıyor, belki gün geçtikçe azaldığımız, kendimizden yitip giden heyecanları, tutkuları, beraberlik duygusunu rejenere edecek bir sarılış, bir dokunuş, bir hatırlanma; evet kuru bir hatırlanma daha anlamlı. hem de hiç olmadık zamanlarda, olmadık yaraları yamamak üzere.
hayatında varlığı ile sana hayat katan, gidişinin düşüncesinin bile çıldırttığı, yer yer ağlattığı insanın, gözünde büründüğü yapıdır..