ayı sözlük itiraf

  • /
  • 91
yine kodumun ankarasındayım, aştiye ayak basar basmaz depresyona girdim. beni hayatta tutan tek şey yarın ayı gibi kavurma yiyecek olmam. yani umarım yerim.

edit- amına bile koydum kavurmanın ov yeaaa
yukarıdaki yazara katılıyorum. içim kurudu, yüreğim soldu.
herkes sizi sikmek istiyor heee ya heee şeklinde heterolara atarlanan gay bünyeciklerin "ayhhh çok takip ediliyorum", "ayhhh beni sikeceklerdi" muhabbetinden yıldım resmen. insanlar için realist olmak neden bu kadar zor anlayamıyorum. kardeşim herkesin bir alıcısı olduğu konusunda herkes hemfikir tamam ama herkes sizi sikmek falan istemiyor. sakin olun bir yahu cidden çevrenize her gelen insana "ayhhh beni sikecek" gözüyle bakıp hala aşk arıorm ttlm bn yhaa kafası yaşamak ne derece mantıklı? seven sikilir, siken sevilir mantığı lisede kalmadı mı canısı? *

edit: bu entrymi eksileyen arkadaş başın sıkışırsa ara *
şu saat oldu ofisten çıkamadık..

bir zamanlar büyük keyifle çalıştığım işimden son zamanlarda patronun yaptığı yavşaklık yüzünden nefret eder oldum, bu akşamın tek güzel yanı, yunusla birlikte mesaiye kalmış olmamdı ki onu çalışırken izlemek bin orgazma bedel..

son 2-3 hafta beni epey şaşırtıyor. aslında birçok insana göre belki normal sayılabilecek düzeyde gelişmeler ancak benim için, duygusal anlamda hiçbir şey yaşamamışken garip geliyor. her senaryoyu, her ihtimali saniyeler içinde hesaplayan birisi olarak ''akışına bırakmak'' pek benim olayım değil. adam öylesine bir kahve içmekten el tutuşmaları, masum öpücüklere falan geçiyor-ki ben açık bir şekilde şu sıralar sadece ''takıldığımı'' söylerken.

sonra neyse, bundan bir gün sonra yabancı bir dating sitesinde (nasıl olduysa) kendimi aşıp ilk adımı atıp bir adama ''dövmelerin baya cool'' dedim. oradan laf lafı açtı, yarım saat sonra bayağı elimizde olsa birimiz atlayıp gelecek, öyle bi şeye dönüştü. ben yine her zamanki gibi aşırı gerçekçi olmaya çalışsam da bildiğin 2 saat sonunda gerçekten bi ''the one'' muhabbeti döndü. yaş farkı, ülkeler vs hepsi o güzel cümlelerin yanında uçup gitti. bildiğin skype'ta ölüyoruz karşılıklı. düşün, 2 saat önce birbirimizden haberimiz yok, belki ben yazmasam hiç olmayacaktı bile. ben ısrarla bunun belki bu kadar ''o'' kişi muhabbeti vs olmadığını, bir kapılma olmayabileceğini söylesem de ne karşıdan öyle bir tepki aldım adam bana gelmiş yıllardır aradığım sensin diyor, mavi mavi gözlerini açmış bakıyor. ben eriyorum orada, içimden ''kendini bu sefer akışa bırak'' dedim sonunda.

yıllarca hep bir amerikan romantik komedisi tadında, biraz epik biraz masalsı bi aşk-ilişki yaşacağımı sanıyordum. sanırım da ilginç bi şeyler oluyor. ben finallerdi, okulu bitirmeye çalışmaktı derken öyle bir yerden, öyle bir zamanda geldi ki... evrenin gerçekten çok ilginç bir mizah anlayışı var; daha dün bağcılar'a damat gidecekken şimdi güney afrika'ya yol gözüktü... kısmet.

gay olmadıkları halde birçok yakın arkadaşıma sakso çektim.
bugün bir ekildim, bir ekildim, bir ekildim ki. fidanlar ağaca döndü.

"haftasonu buluşalım" dedim. "olmaz" dedi.
"hafta içi buluşalım bari" dedim. "olur" dedi.
zor bela izin alıyor olmama rağmen izin aldım. "kahvaltı yaparız" dedim. "çok da erken olmasın 10 iyi" dedi.
kalktım. 10'da beşiktaş'ta beklemeye başladım. aradım. mesaj attım. bekledim. bekledim. bekledim.
whatsapp'tan engellemiş. mesajlarıma cevap vermiyor.
"birisinin randevu verip, beni ekmesinden çok korkarım" demişti, ilk buluşmamızda da. ne acı. bu da 2.si halbuki.

sadece buluşup, bir şeyler yiyip, bir şeyler içip dönecektik. o kadar...
fırtına öncesi sessizliğini uyuyarak değerlendirmeye bayılıyorum.
en yakın arkadaşım bir gün beni evine davet etmişti yemeğe. sıcak bir yaz günüydü ve arkadaşımın evi en üst kattaydı, haliyle sıcak oluyor evin içi. eve geldiğimde arkadaşımı üzerinde sadece boxerı ve bir de mutfak önlüğü ile kızartma yaparken gördüm. gayet normaldi bu durum onun için, zaten rahat yerde büyümüş biri. yalnız ben kalakalmıştım. o kadar seksi duruyordu, o kadar seksi duruyordu ki, çocuğu izlemekten kendimi alamadım, gözlerimi kaçıramadım. o tabii pek birşey anlamadı ama ben kendimi porno film setinde gibi hissettiydim. önlüğün altından meme uçları falan görünüyor, yok dolaba uzanıyor tabak alıyor, alttaki dolaba eğiliyor yağ alıyor falan. hani böyle plajda şurda burda mayoyla görseniz tahrik olmuyorsunuz da, böyle saçma sapan bir ortamda yarı çıplak görmek daha tahrik edici oluyor ya, aynen o durumlar. bir noktadan sonra ileri derecede tahrik olup, o gün arkadaşlığımızın son günü olmasın diye bir bahane bulup salona atmıştım kendimi, çocuğu içeride yalnız bırakarak. kafam allak bullak olmuştu.

çok daha yıllar önce de, o dönemki en yakın arkadaşımla antalyaya tatile gitmiş, ne alakaysa birinin karavanına atlayıp bir süre de karavanla takılmıştık. o gün karavancı amcanın karavanın üstüne birşey yerleştirmesi icap etmişti ve benim arkadaşım da ona yardım etmek üzere dışarı çıktı, ben de karavanın içinde kalmıştım. baktım benim arkadaş sıcaktan üstünü çıkardı, bir sandalyenin üstüne çıktı, karavanın üstüne halat bağlamaya çalışıyor. içeride pencereden de arkadaşımın başı ve bacakları hariç bütün çıplak göğsü ve karnı yukarı doğru gerilmiş şekilde karavanın penceresine, tam önümde hareket ediyor. bu böyle yarım saat kadar sürdü abartmıyorum ve arkadaşım terledikçe terledi, vücudu terden ve güneşten parıl parıl parlamaya başladı ve o kadar erotik bir görüntü ortaya çıktı ki, ben gene iptal vaziyette kalakalmıştım karavanın içerisinde.

yani normalde arkadaşlarına hallenen bir insan değilimdir ama yaşadığım bu iki olayı hiç unutamıyorum, her ikisinde de inanılmaz tahrik olmuş, bu kadar dibimde beni bu kadar tahrik eden birşeyin yaşanıyor olmasına ve hiç bir şey yapamıyor olmam nedeniyle kafam allak bullak olmuştu. her iki sahnede son derece canlı şekilde zihnime kazılı durumda.




leoparsjz burjuva mezuniyet demişken aklıma geldi sözlük, itiraf ediyorum sonrasındaki partiye gitme amacım tamamıyla adam kaldırmaktı. çok eğlendim falan ama havamı aldım yani. hedefim hetero çıktı ve tüm gece bi kızın arkasına yapıştı. gerçi karanlıkta yalnız başımayken yanıma gelen ve aynı apartmandayız deyip ismimi bilen genç bar çalışanı sayesinde biraz aksiyon yaşadım ama bu kadar yani.
dün gece ilk defa gaybara gittim. yerini bile bilmiyordum sözlükten birine sordum.(istanbul'da yaşamıyorum) amacım birşey yapmak değildi sadece merak etmiştim. biraz hayal kırıklığına uğradım bearlar ve chubbyler çok azdı. cool adamı oynadım bütün gece. sonra da 3.30 da atladım taksiye eve geldim. bir daha gider miyim? tabiki de
çalıştığım projeden iki kaltak iskoçya'ya eğitime gönderilmiş! kıskandımmmm...
eskiden hoşlandığım çocuk orospu olduğunu açıkladığında beni çok sevdiğini belli ediyordu. bana 'ben buyum' dediğinde sesi çok titriyordu.
o gece son lafı, 'bana orospu diyebilirsin ama orospu çocuğu diyemezsin' oldu.
evet ben bu olayda çok üzüldüm. bunu seçme şansı var mı yok mu bilmiyorum ama ben parasız kaldığımda orospu olmuyorsam, olunmaz herhalde.
tekyönde gördüm. 'yanımda müşterim var' dedi.
ama öptü.
müşteri helaya kaçtı.
ben utandım ve ayrıldım. kulağıma 'beni duygusallaştırma' dedi.
'seni olduğun gibi kabul ediyorum, yapacak başka şeyim yok' dedim.
aldı müşterisini gitti. mutluluk taklitleri ile. yüzündeki sahte gülümseyiş ile. o gülümsediğinde parlayan sahte zirkonyum kaplı beyaz dişleri ile.
onu görünce sadece üzülüyorum. içimde ne negatif ne de pozitif bir duygu var.
her koyun kendi bacağından asılır.
az önce 3 tane gevrek yedim , pişmanım lanet olsun.seksenler izliyorum ve 1 kilo almışım , sôzlük bana yaradı (gülücük ve göbeği şişirip pat pat el ile vurma)
arkadaşımın hoşlandığı kızdan hoşlanıyorum..o da benden hoşlanıyor, öpüştük hatta ama arkadaşıma götlük olmasın diye devamını getiremedim. lanet olsun içimdeki arkadaş sevgisine..
bu his "zaman zaman" periyodunu aştı artık. eşcinseller midemi bulandırıyor.* ben uzak durdukça karşıma çıkan; günlük tekliflerini fütursuzca söyleyebilen, ucuza kaçmış sözlere sığınarak pişmiş kelle gibi sırıtan, yaptıklarını büyük bir başarı nidasıymışçasına böbürlenen zavallılar* basitleştiklerinin farkında değiller. onlar böyle davrandıkça tüm nefretimle suratlarına kusma isteği uyanıyor içimde. varsın yalnız geçsin ömrüm, eğer böyle devam ederse ben yalnız ölmeyede razıyım!
yalnızım lan sağlam yalnızım çevremde tamam birileri var da yine de yalnızım konuşabileceğim bak böyle bir sorunum var kafamda bunlar dönüyor diyebileceğim biri yok dar günümde gerçekten gidebileceğim biri yok tüm varlıklar var ama yok
ev içinde ve plan yapmadığım zaman dışarı çıkma hususunda ziyadesiyle tembel bir insanım. hatta biriyle sevişmek istediğimde kısa bir mesafede de olsa ona gitmeye çok üşeniyorum, bazen biri çıksın istediğimde bulunca mesafelere yenik düşüyorum. hep o gelsin istiyorum. o da gelsin, diğeri de, hepsi gelsin hatta, neyse. ama adam geldiğinde tembellikten eser kalmıyor. ne güzel bir şey armut piş yatağıma düş felsefesi.
şu an bazı ayı sözlük yazarlarının alelade diğer yazarların enteryleri ile alay ettikleri ve buna karşın pohpohlanmadıkları için -398 saygınlığım var. arttırmak isteyen bu gönderiyi de malzeme olarak kullanabilir.
o kadar sıkılıyorum ki sözlük grindr'da profili sana göre bir keko olabilirim ama tanrıya göre aşkını pıçaklayan bir ninjayım capsi gibi olanlara bile slm yazıp yolluyorum.
  • /
  • 91