ayı sözlük itiraf

  • /
  • 91
yabancılaşıyorum sözlük.
kendime, aileme, arkadaşlarıma yani tüm sevdiklerime.
önceki ben boşluklarımdan tutunmayı ne iyi biliyordu. sahi ne oldu bana? ara ara aynaların içinde kayboluyorum, kalabalık ortamlarda dahil dalıp gidiyorum uzaklara kendi nefesimi duyar gibi oluyorum. kendimi hep bir duvarın köşesinde sinmiş gibi hissediyorum. sağının, solunun, arkanın kapalı olduğu ama kötülüğün önden geleceği korkusunu bile bile yaşamaya çalışıyorum.
sonra parmakların arasından çıkan bi şık sesi hızıyla toparlanıyorum. gayet normal bir şekilde hayatıma devam ediyorum. hatta o kadar normal ki tüm arkadaşlarım çok mutlu olduğumu sanıyor. mutluculuk oynama devam etmekten epey yoruldum.
bu aralar bir de sinestezik duyumlarım çok keskinleşti. her yemeğin tadı mor olmaya başladı bu hiç hayra alamet değil.

aslında hayatımda her şey çok olağan ve yolunda. neden böyleyim diye sorguluyorum kendimi. bana ne oluyor la?
sahilde tek basima iciyorum sozluk, caprazlama olarak yalan soyleyip herkese hepsinin beni baska bi yerde sanmasini saglayarak kactim ortaliklardan. isin kotu kismi vicdan azabi cekmiyorum, herkes alkolu birakicam hayatimi duzene sokucam diye inandiklarindan benden daha buyuk bir yalani oynuyorlar, benim uzerimden olusturulan inancin parcasi olamiyorum. maddi olarakta buyuk bir cokus yakin gozukmekte boyle giderse. onceden evde ufak tefek isler yapip bi sekilde kendimi idame ettiriyordum ama artik onlarida yapamaz duruma geldim. projelerim sarkti, cevremde ufak tefek inanc sarsilmalari basladi. ama dedigim gibi vicdan azabi cekemiyorum, pisman olamiyorum. eger ufacik bir sey hissetsem kabusa donucek, belki kendimden kaciyorum, bilmiyorum...
cartmanın toplu taşıma itirafların özledik. *
kadınlarla sohbet ederken, muhabbeti onların açmasını bekliyorum. yoksa konuşmakta çok zorlanıyorum. o anlatsın, sabaha kadar dinlerim ama ben 2 dakikada özetlemek istiyorum... bilmiyorum...
durum şöyle. onca zamandır çoğu kararı siz almamışken, fikriniz karşılık bile bulmamışken; birinin çıkıp "farketmez, sen karar ver" diyince afallıyosunuz. acaba ne yapsam, hangisi doğru, hangisi yanlış; hangisi iki tarafı da tatmin edicek; hangisini aslında cidden istiyorum gibi sorular çılgın döner kafanızda. sonuçta onca zaman verdiğiniz kararların sonuçlarını hiç görmediniz bu yüzden emin olamıyorsunuz. çünkü deneyimlemediniz, bilmiyorsunuz. o yüzden sinir bozucu hani biri gelip "sen ne istersen" gibi bir cümle kurunca. ne bana soruyorsun, bilmiyorum, sen söyle, ben ne anlarım...
s.a a.s ben geldim , sözlüğünüzün yavrusu 25 yaşında ve cafe işletiyor bi de aşçılık sertifikası oldu. mart ayı içerisinde bir de sevgili yaptı ve çok mutlular , aynı cafede çalışıyolar birlikte. çocuk jeoloji mühendisi olcak son dönemi. babası aşçıbaşı ve benim bi dönem ustamdı , köpekleri var ve hayvansever ötesi ve çok seviyorum onu.
bu adamı nolursa olsun bırakmıcam çünkü evlenceğim adamı buldum , 2 seneye falan yurtdışına gidip nikahı basçaz.
onun dışında , ay çok şey oldu da anlatamıcam.

sözlüğünüzün ve sahnelerin yavrusu şimdi evlenmelik sabit hayatı olan bir adama dönüşüyor.

itiraf olarak şey diyebilirim , ilk defa birini kaybetmekten ödüm bokuma karışıyor.
bir de babam hapse girmişti yine , arayıp taciz ediyor habire. (hayatımızdan defolamadı bi türlü).

ayı sözlük chat noldu ya.

bb aeo sçs sözlük.
belli bir süredir bırakılan hiçbir yorumu silmiyorum. şu an tam 99 yorumum oldu.*
uzay bilimlerindeki tatlı gözlüklü çocukla sonunda tanıştım sözlük. ilginçtir ki, bugün arkadaş ortamımıza geldi ve "merhaba" falan dedi. normalde hiç konuşmazdı. benim elim ayağım titriyordu "sınavın nasıl geçti hehe" diyerek konu açtım ve gerisi geldi. çok konuşkan. dolu sohbet ettik. yine ilginçtir ki, yanımızdan öyle hemen ayrılmadı. bayağı takıldı bizle. niye bilmiyorum. bir ara eski kız arkadaşından bahsetti. o ara bir moralim bozuldu, sinir oldum ama sonra düzeldim birazcık. zaten ilişki istemiyordum ben, ama yine de kızdan bahsedince bir kıskançlık oluştu. ben oyun, kod vb. muhabbeti edince bir anda uyuşukluğu kesildi ve konuşkanlaşmaya başladı. geek olduğu besbelli. zaten böyle çok çalışmayı falan da seviyormuş. oynadığı oyunları falan anlattı. yerim ben bunu ya. yarın imkan bulursam omzuna yaslanıcam. * *
bir video izledim..

adamın birine araba çarpıyor. saatlerce yerde yatıyor ölü. gelen bakıyor, geçen bakıyor. acınası bir durum.. sonum bu adam gibi mi olacak acaba? eteklerim açılmış olur belki. altıma giydiğim o çok sevdiğim gri iç çamaşırım gözükür soğuk asfaltta..
tabiki böyle bir son değil beklediğim. neyse ülkemde hala insaflı insanlar var. neden ben de o 'insaflı' grubuna katılamıyorum.

sokakta çöp toplayan adama aşık olmuştum bir kere. ne kadar aptalım. hala aşkla şefkati ayıramıyorum.. yanından en seksi halimle geçişimde cinsel organına bakmadığımı hayal ediyorum.. bu dürtülerini tamamen nasıl silmiş olabilir? ikincisini düşünmek istemiyorum.. hayır hayır, elbetteki sıradan birini etkileyebilirim. gene küstah tavırlara bürünüyorum.. o çöp toplayan adam için ağladım.. ama yanı başımda ondan daha deli olan yaşlı amca o'na acımasızca tekmeler savururken sesimi çıkaramadım. uçurtma avcısı'nın emir'iydim. neyse ki bunların hepsi geride kaldı.
şu güzel sabah böyle biri kaldırsa beni güzelce. kalk dese kahvaltı hazır. bir sevinç ile uyansam. sıcacık çayımı koysa önüme. ne olurdu sanki?
büyük ve kalabalık yerler yön bulma duygum olmadığı için çok korkutucu geliyor. mesela şimdi güven parkta arkadaşımı bekliyorum. o gelip beni karanfile götürmese imkanı yok bulamam. daha yeni geldim ama yarım saat yer altında döndüm durdum anca çıkabildim. insanlarda bir garip. üstüne üstüne yürüyorlar ve bişey sorduğunda garip garip bakıyorlar. sormak istemiyorum o yüzden. bolu böyle değil, ne kadar küçük ve gelişmemiş olsada orada rahatım. bide üniversiteyi istanbulda okumak istiyorum
gecenin şu saatinde youtube'da dolanıp güzel güzel eğlenceli bollywood şarkıları dinlerken suratıma dank diye çarpan bir parçaya rast geldim. işin komik yani parça hintçe de değil, punjabi dilinde. "ishq ho gaya"
isimli bu güzeller güzeli parça, kalbimin küt küt atmasına sebep oldu. gerçekten de müziğin bir dili yok, anlamadığım, bize tamamen uzak bir dil ve kültürdeki bir şarkı gecenin bu saatinde beni deli etkiledi. ve ben gidip ne yaptım? 6 aydır hiçbir şekilde iletişim içinde olmadığım eski sevgilime mesaj attım "bu şarkıyı dinle" diye. çünkü biz hindistan'a ve alt kültürlerine dair her şeyi çok severdik. en sevdiğimiz film barfi'ydi, dance pe chance'in dansını evde amatörce yapardık, geçen sene holi festivali için hindistan'a gitmiştil. şimdi ise birbimizden ne kadar uzağız. paylaştım istedim, cesaretimi topladım ve whatsapp'ten yazdım. teşekkürler ishq ha gaya, sen harika bir şarkısın.

ondan gelen mesaj: "ne güzel bir şarkıymış. mest oldum. teşekkürler"

sanırım şu an mutluyum. en azından öyle hissediyorum.
az önce derste ayı sözlükte gezinirken hoca beni sınıftan attı. şimdi müzik dinleyip kahvemi yudumlarken entryleri okuyabilecegim, tesekkurler!
sinirlerim çok bozuk. anlamsız bir boşluğun içinde öylece elimdeki ekrana bakıyorum. baş ağrılarıyla boğuşuyorum. bir de üzerine insanlar canımı sıkıyor. çok fazla sıkıyorlar hem de. alakasız insanlardan bile trip yiyorum. yoruldum artık herkesten. her şey üst üste gelir ya aynen öyle bu aralar.
eskiden hoşlandığım çocuk orospu olduğunu açıkladığında beni çok sevdiğini belli ediyordu. bana 'ben buyum' dediğinde sesi çok titriyordu.
o gece son lafı, 'bana orospu diyebilirsin ama orospu çocuğu diyemezsin' oldu.
evet ben bu olayda çok üzüldüm. bunu seçme şansı var mı yok mu bilmiyorum ama ben parasız kaldığımda orospu olmuyorsam, olunmaz herhalde.
tekyönde gördüm. 'yanımda müşterim var' dedi.
ama öptü.
müşteri helaya kaçtı.
ben utandım ve ayrıldım. kulağıma 'beni duygusallaştırma' dedi.
'seni olduğun gibi kabul ediyorum, yapacak başka şeyim yok' dedim.
aldı müşterisini gitti. mutluluk taklitleri ile. yüzündeki sahte gülümseyiş ile. o gülümsediğinde parlayan sahte zirkonyum kaplı beyaz dişleri ile.
onu görünce sadece üzülüyorum. içimde ne negatif ne de pozitif bir duygu var.
her koyun kendi bacağından asılır.
twitter foursquare instagram gibi bir çok sosyal ağlarımı son bir haftada kapattım sözlük.hiç bir nedeni yoktu sadece içimden geldi ve yaptım çok da mutluyum.kendimi bildiğin daha özgür hissediyorum bir facebook kaldı onu da iptal olan dersler ya da ders notları paylaşıldığı için kapatamıyorum
uzun zaman sonra yazıyorum. içimi dökecek yer ararken sözlüğe yazayım bari dedim. hayatım çok çok çok kötü gidiyor. düzelme umudum da yok artık. nefesim daralıyor çoğu zaman stresten. boş vermişlikle internetten biriyle tanışıp sevişeyim dedim, ilk teşebbüste adamla skype ekledik. yarın buluşalım diye sözleştik. ertesi gün "ne yapıyoruz görüşecek miyiz?" diye mesaj attım. bir dakika sonra engelledi beni. sonra bir kişiyle daha konuştum. yer belirledik. gittim. kırk dakika bekledim gelmedi. kontörüm filan da yok arayamadım öyle bekledim. moralim bozuk ayakları sürte sürte sürte, ağladım ağlayacam eve giderken küçük bi otluğun arasına saklanmış minicik bir yavru kedi gördüm. o da beni gördü ama hiç belli etmiyor. götünü salladı salladı bi atıldı üzerime. kahkahayı bastım. gördüğüm en şirin hareketlerden biriydi. eve gidene kadar ağzım kulaklarımda gittim. hayat işte çok garip olum ya.
yalnızım lan sağlam yalnızım çevremde tamam birileri var da yine de yalnızım konuşabileceğim bak böyle bir sorunum var kafamda bunlar dönüyor diyebileceğim biri yok dar günümde gerçekten gidebileceğim biri yok tüm varlıklar var ama yok
demet akalın'ın şarkılarını seviyorum. bunu asla inkar edemem. her zaman olmasa da yaz geldiğinde mutlaka demet akalın dinlerim yani. güneşlenirken filan süper oluyor. tüm bunlara rağmen yine de serdar ortaç dinleyen insanları yargılarım, acımam.
  • /
  • 91