ayı sözlük itiraf

  • /
  • 91
beren saat'in siyasi tavrını eleştirmek için aşk-ı memnu dizisinin çekildiği evin önünde bayrak açıp slogan atan insanlarla aynı ortamda yaşamaya, canlı kalmaya çabalarken bir yandan da akıl sağlığımı muhafaza etmeye çalışıyorum sözlük!
biseksüelim. her iki cinse de cinsel açıdan bir şeyler hissediyorum. hatta erkeklere daha fazla. taş gibi bir kadın ve ortalama bir erkek olsa karşımda, erkeği seçerim. buna rağmen duygusal olarak sadece kadınlara bir şeyler hissediyorum, erkeklere karşı hissetmiyorum... sanıyordum. bu zamana kadar erkeklerden hiç hoşlanmadım. oysa kadınlara hayaller kuracak kadar aşık olmuştum. sonra o'nu gördüm. bütün gece masanın karşısından kaçamak bakışlarla kestim. elbette anlamıştır beni. ben onu nasıl anladıysam. adını bile bilmiyordum. daha sonra birisi seslenirken öğrendim. "deniz". çocukken ilk aşık olduğum kızın adı deniz'di. şimdi de ilk kez hoşlandığım erkeğin adı... yoğun bir dönemden geçiyordum ve dönemi atlatır atlatmaz ona yazmaya karar verdim. instagram'dan buldum ve samimi bir giriş yaptım ama o korktu. ben üstü kapalı fakat anlaşılmaya açık şekilde her şeyi anlattım fakat o o kadar korktu ki cevap bile vermedi. tek dediği "kimsiniz?" idi. onun gay olduğundan emin olmasam böyle bir riske girmezdim. fotoğraflarından anlamıştım zaten. daha sonra da hornet'ten tanıştığım ve seviştiğim arkadaşlarıma sordum. birkaçı görmüş, biri ise şahsen konuşmuştu. yani kesin gaydi. ben yazdığımda neden bu kadar korktu bilmiyorum. gizli olabilir evet ama ben de gizliyim ve bunu ona söyledim. kendi kendime hep miniğim diye öptüm fotoğraflarını. zaten tatlı şirin bir şey sıpa. onu korkutunca da kendimi çok kötü hissettim. bir daha iletişime geçebilir miyim bilmiyorum ama bir erkekle sevgili olmak istesem kesinlikle o olurdu. belki buraları okur. eğer okursa bana geri dönsün. lütfen.
etrafınızda güzel insanlar biriktirdiyseniz, en kötü zamanlarda bile kötü sözün enerjisinden kendinizi sakınıp herkes için iyisini dilediyseniz, yeni bir aşka her yeni insan yeni bir hikayedir diyerek hayatınızda izin verdiyseniz eğer işte o zaman öyle bir his kaplıyor ki içinizi nereye saçılacağını şaşırıyor o kelebekler! hayatı güzel yapan, yaşanır kılan, insanlar, anılar, yeni aşklar, huzurlar iyi ki var! hep de olsunlar!

"ne ayıp biliyor, ne günah biliyor!
esiyor aklına, geliyor apansız!
aşk, bunu hep yapıyor!"
yaa dün salonda beraber squat çalıştığım çocuk ne tatlıydı anlatamam sözlük. yani o ağırlıkları nasıl kaldırdığına mı şaşsam, yoksa bacaklarının seksiliğine mi bitsem. yüzünün güzelliğine mi ölsem. aşık oldum sanırım sözlük. salonda çocuğu arayıp kesmekten kendi sporumu yapamaz oldum. öldüm eridim bittim. ayhh bana bişeyler oluyor. yazarken bile heyecanlanıyorum. bir de o kadar salağım ki tanışamıyorum da çocukla nedir bendeki bu durağanlık anlayamadım gitti. ahh ahhh.
çünkü görünüş konuşma tarzı olarak hetero bir tipim sözü kadar itici başka bir kalıp bilmiyorum, ha pardon yavşaklık belirteci olarak ibnelerden bahsederken bizden diyen ibne ile başa baş gider..
sezen'in yaşanmamış yıllar şarkısı çok fena sözlük, dinlediğimde farklı bir etki yaratıyor bünyemde. bu şarkı da birisinden kalmıştı. aslında herkesten 1 şarkı kaldı. o yüzden murat yılmazyıldırım'ın dediği gibi "şarkılarda hüzün var"
bugün hello kitty'nin kedi olmadığını öğrendim sözlük. dünyam sarsıldı. neye, kime inanacağımı bilemiyorum artık. bütün hayatım yalanmış. yazıklar olsun.
ben insanları anlamıyorum arkadaş! kişi beni seneleeer sonra görüyor ve merhaba demeden önceki cümlesi şaşkınlık içerisinde ne kadar çok kilo aldığımı vurgulayan bir cümle oluyor. kilo aldıysam aldım, ona ne bundan?! fazla kilolu olmaktan ben de memnun değilim ama neden bunu gözüme sokup da canımı sıkıyorsun? insanlar artık ne kadar da patavatsız! belki isteyerek aldım bu kadar fazla kiloyu, belki de başka bir nedenden ötürü aldım. nedenini bilmeden bir başkasının durumları neden insanları ilgilendiriyor? konuşacak, söyleyecek başka sözleri mi yok? merhaba de, nasılsın diye sor mesela. yoook, illa kişilerin hemen dış görünüşleri hakkında yorumlar yapılacak vs...
insanin kendinden bi haber olması çok kötü bir durum. belki aynı şeyleri çokça tekrar tekrar sormaktan artık hiç bir cevaptan emin olamıyorum. irade felci gibi birsey. ama arkama bakıyorum zaman geçiyormuş .

sanki ogrendiklerim bana yeni birsey kattı ama ne faydası var daha fazlasını ogrensem ne olacak?ne diyebilirim ki tembellik mi korkaklık mi anlayana kadar ömür bitecek herhalde
gecenin şu saatinde youtube'da dolanıp güzel güzel eğlenceli bollywood şarkıları dinlerken suratıma dank diye çarpan bir parçaya rast geldim. işin komik yani parça hintçe de değil, punjabi dilinde. "ishq ho gaya"
isimli bu güzeller güzeli parça, kalbimin küt küt atmasına sebep oldu. gerçekten de müziğin bir dili yok, anlamadığım, bize tamamen uzak bir dil ve kültürdeki bir şarkı gecenin bu saatinde beni deli etkiledi. ve ben gidip ne yaptım? 6 aydır hiçbir şekilde iletişim içinde olmadığım eski sevgilime mesaj attım "bu şarkıyı dinle" diye. çünkü biz hindistan'a ve alt kültürlerine dair her şeyi çok severdik. en sevdiğimiz film barfi'ydi, dance pe chance'in dansını evde amatörce yapardık, geçen sene holi festivali için hindistan'a gitmiştil. şimdi ise birbimizden ne kadar uzağız. paylaştım istedim, cesaretimi topladım ve whatsapp'ten yazdım. teşekkürler ishq ha gaya, sen harika bir şarkısın.

ondan gelen mesaj: "ne güzel bir şarkıymış. mest oldum. teşekkürler"

sanırım şu an mutluyum. en azından öyle hissediyorum.
eskiden hoşlandığım çocuk orospu olduğunu açıkladığında beni çok sevdiğini belli ediyordu. bana 'ben buyum' dediğinde sesi çok titriyordu.
o gece son lafı, 'bana orospu diyebilirsin ama orospu çocuğu diyemezsin' oldu.
evet ben bu olayda çok üzüldüm. bunu seçme şansı var mı yok mu bilmiyorum ama ben parasız kaldığımda orospu olmuyorsam, olunmaz herhalde.
tekyönde gördüm. 'yanımda müşterim var' dedi.
ama öptü.
müşteri helaya kaçtı.
ben utandım ve ayrıldım. kulağıma 'beni duygusallaştırma' dedi.
'seni olduğun gibi kabul ediyorum, yapacak başka şeyim yok' dedim.
aldı müşterisini gitti. mutluluk taklitleri ile. yüzündeki sahte gülümseyiş ile. o gülümsediğinde parlayan sahte zirkonyum kaplı beyaz dişleri ile.
onu görünce sadece üzülüyorum. içimde ne negatif ne de pozitif bir duygu var.
her koyun kendi bacağından asılır.
bir video izledim..

adamın birine araba çarpıyor. saatlerce yerde yatıyor ölü. gelen bakıyor, geçen bakıyor. acınası bir durum.. sonum bu adam gibi mi olacak acaba? eteklerim açılmış olur belki. altıma giydiğim o çok sevdiğim gri iç çamaşırım gözükür soğuk asfaltta..
tabiki böyle bir son değil beklediğim. neyse ülkemde hala insaflı insanlar var. neden ben de o 'insaflı' grubuna katılamıyorum.

sokakta çöp toplayan adama aşık olmuştum bir kere. ne kadar aptalım. hala aşkla şefkati ayıramıyorum.. yanından en seksi halimle geçişimde cinsel organına bakmadığımı hayal ediyorum.. bu dürtülerini tamamen nasıl silmiş olabilir? ikincisini düşünmek istemiyorum.. hayır hayır, elbetteki sıradan birini etkileyebilirim. gene küstah tavırlara bürünüyorum.. o çöp toplayan adam için ağladım.. ama yanı başımda ondan daha deli olan yaşlı amca o'na acımasızca tekmeler savururken sesimi çıkaramadım. uçurtma avcısı'nın emir'iydim. neyse ki bunların hepsi geride kaldı.
üç dört ay içinde muhtemelen istanbul'a gideceğim ve tüm hayatım değişecek sözlük. çok istiyorum evet, ama hiç hazır hissetmiyorum kendimi. korkuyorum yani bilmediğim koca bir şehirde yalnız başıma olacağım.
siktiminin beyinsizi ve mantıksız insanı. düz mantıksızlığına sokayım.
şu güzel sabah böyle biri kaldırsa beni güzelce. kalk dese kahvaltı hazır. bir sevinç ile uyansam. sıcacık çayımı koysa önüme. ne olurdu sanki?
uzun süreli ilişkimden sonra kimseye hazır olmadığımı bile bile görüştüğüm, birlikte olduğum insanlardan cidden özür dilesem yeridir. ha, şerefsiz bir terazi olarak özür dilemeyeceğim.

mis gibi oversharingdir, gaslightingdir, yok işte breadcrumbingdir, reflectingdir, anlamsız lovebombingdir odur budur hepsini yapıp bir de depresyonu es geçip gece gündüz saçma libido saldırılarına mazur bıraktım, artık yeter, ne olur uyuyalım diyeni bile uyutmadım, hepsiyle de eften püften sebepten bitirdim.

eğer sözlükten birileriyse özür dilerim, terapiyi bedavaya getirdim desek yeridir.

birkaç nokta daha kaldı ama onları da analiz etmeye başladım sonuncuyla, sıkıntı yok.

ha, niye milleti sırf beğendiniz diye mal gibi uzun uzun terapist gibi dinliyorsunuz, triplerini yiyorsunu canlar? red flagleri görüp gidin diyeceğim de, demek ki piyasa baya bok.
gözüm bir entry'yi okumadan önce entry'nin sağ alt köşesine kayıyor, buna göre okuyup okumayacağıma karar veriyorum ve zaman kaybını engellemiş oluyorum.
uzun süredir görüştüğüm biri vardı. benden hoşlanmadığını söyleyip, beni azarlamayı seven bir tipti kendisi. üstelik her gün arıyor, mesaj filan atıyordu. bu durumu çok önemsemedim. hemcinslerim gerçekten tuhaflar. neden bunu yaptığını sorduğumda; 'bence sen sert davranmamı seviyorsun' dedi. o an kendime kızdım, sanırım karşı tarafa çizgi sınırını verememişim. dolayısıyla yaklaşık 10 gündür hiç konuşmuyoruz. resti çektik birbirimize. nedense şu umursamaz hallerimi bazen geç fark ediyorum ama acayip gururluyum. bence birini sevseniz de gururlu olun
kendinizden taviz vermek, başkasının size duyması gereken saygıyı yerinden yok eder. "canım kendim", kendime aşığım. bencil olmak iyidir, bencil olun. kendinizi düşünün.

not: kadınlar ben hariç mantıksız varlıklar.
ajda veya bülent bu günlerde ölürlerse sözlük ahalisi beni katil ilan edecek diye çok korkuyorum.
cartmanın toplu taşıma itirafların özledik. *
  • /
  • 91