ayı sözlük roman

suratını buruşturdu. " bu kadar dram fazla, kendime gelmeliyim. " dedi ve pencereye doğru yöneldi.
iki dirseğini de pencereye dayadı yüzü avuçlarında dışarıyı izliyordu. taa ki o el omuzuna dokunana kadar. başta irkildi, dönüp baktığında da kalakaldı. kapıdan gelen de aynadaki gördüğü kendisine bakan ifadesiz surat da beyninin oynadığı oyunlardan değildi,büsbütün gelen oydu,her şeyiyle oydu. şimdi ne yapacaktı ?
öylece bakışıp durdular...
... sen, sen bu hayata tutanmamı sağlayan tek kişi artık anlasana seviyorum seni. buraya gelmem, bunca emek sarf etmem, cesaretimi toplamam o kadar çok zamanımı aldı ve beni yaraladı ki... ama olsun hiç bir şey sensizlik kadar yaralayamaz beni. sahi ben gururumu bir kenara bırakıp kendimden bu kadar emin konuşurken, duygularımı tüm saflığıyla ortaya dökerken sen ne demek istersin? var mı bu duyguların karşılığı sende? elimi tutup bir bütün olabilecek miyiz, her şeye göğüs gerebilecek miyiz gücümüzün sonuna kadar? yoksa karşılığı yok deyip tutanamayanlardan mı yapacaksın beni? iğrenç hayatımda sensiz mi kalacağım? gerçi sensiz kalırsam iğrenç hayatım diye bir şey söz konusu olur mu, daha ne kadar dayanabilirim bilmiyorum. histerik bir aşk benimkisi belki de. seni o kadar çok seviyorum ki...
ne diyeyeceğini bilemedi, karşılık veremedi. bu sözler karşısında belli ki biraz korkmuştu. korkusu onu sevememek değildi, onu kendisini sevdiği kadar çok sevebilecek miydi diye düşünüyordu. aynı şiddette ve büyüklükte karşılık verebilecek miydi sevgisine diye düşünüyordu. sessiz kaldı, demedi bir şey. çekti onu göğsüne ve okşadı saçlarını. her şeyin güzel olmasını diledi içinden ama bir tarafı da acaba olacak mı diye sorguluyordu. düşünmek istemedi o an, sadece onun kollarında huzurda olmak istedi beline sarılmış kolları ile.
bağıra çağıra sağırlar diyaloglarının iletişimsizliği içinde kaybolup giden mimiklerimizin son görünümleriydi belli ki yüzündeki ifade bu suskuda. kocaman elleri masanın üzerinde sanki yumruklayacakmış gibi duruyordu. kalın kaşları çatık, gözleri kan çanağı, ateş saçıyor, biraz ağlamaklı, bıyıklarını yiyor. çizgili mavi beyaz gömleği; üç düğmesi açık, beyaz atleti görünüyor altında ve göğsünün kılları, pantolonu kırışmış, ayakkabılarından topuklarını dışarı çıkarmış. geceden kalma hırpalanma yayılmış ruhuna, giysilerine. yüzüğünü çıkarıp masanın üzerine bırakıyor birden. oturup kalıyorum kararsız masada. "şey..ben.."
  • /
  • 2