brokeback mountain

genelde kadınlarla vakit geçirmeyi seven iki sert erkek, brokeback dağı civarında bir çiftlikte tanışır ve birlikte vakit geçirmeye başlar. zamanla aralarındaki ilişki, dikkat çekici bir derinlik ve duygusal bir boyut kazanır.

biri çiftçi, diğeri ise rodeo kovboyu, farklı karakterlerine rağmen birbirlerine bağlanırlar. yaşam boyu sürecek olan bu ilişki, kimi zaman kopmalar ve ayrılıklar yaşayacak fakat yeniden iki aşığı buluşturacaktır. ortaya, kulaktan kulağa yayılacak, aşka dair güçlü tonlar barındıran efsanevi bir hikaye çıkacaktır.


2005 abd yapımı filmdir.

http://ayilarock.ayisozluk.com/brokeback-mountain-brokeback-dagi/
en iyi senaryo, en iyi yönetmen ve en iyi şarkı dallarında oscar ı kucaklamış olan filmdir.
sonunda güzelce "kaybedince anlarsın işte değirini" mesajı veren eşcinsel temalı film, eşcinselliğe tutumun heryerde aynı olduğunu görüp az da olsa teselli * verir. *
tabi bu film gay porno değil. yani klasik pornolarda izleyebileceğimiz, yani konulu pornolarda, gör-derhal anlaş-derhal öpüş-oral seks-rimming-sikiş formülünde ilerlemiyor. iki erkeğin ilişkisini hatta çaresiz aşklarını anlatıyor. aşkın cinsiyet tanımadığını anlatıyor. zamanında evli biri olarak, filmde bahsi geçen çaresizliklerin beni özellikle etkilediğini söylemeliyim. bir sahnede bizimkiler kavuşur, merdiven altında öpüşürler feci bir hasretle. birinin karısı da bu manzarayı pencereden görür. bizimkiler özlem ve şehvet içinde durumun farkında değildirler, ama seyircilere özellikle gösterilir. zira kadın tüm çıplaklığıyla gerçeğin farkına varır, ama evlilik devam eder. dedim ya, çok tanıdık hatıralar. iyi filmdir.
filmin soundtrack'ini hazırlayan gustavo santaolalladır efendim. hiç tanımam kendisini lakin filmin wings adlı şarkısı beni benden alır.
film çıktığından beri (2005 ti sanırım) yalnız izlemeyeyim hayatımda bir olsun ona sarılıp izlerim dediğim yıl 2012 artık yeter lan diyeretketen izlediğim ağlanılası, hoş film. ayrıca da filmde ölmeyip sona kalan şahıs 2008 de gerçekten dona kalmıştır*
gay life ne bilmiyorken. beni bu filme götüren, ilk olarak sex yapıcağım kişi ile izlediğim film.
seyretmek için sinamaya koşa koşa gittiğim (bilet bulamam diye) ve gişedeki hanımın acelemden ötürü hem şaşkın bakışlarına hem de bıyık altı gülüşüne (gerçekten bıyıkları vardı.) maruz kaldığım lakin sonunda yalnız seyrettiğim (evet salonda yalnızdım) yüreğe dokunan hikayesi olan film.

heat ledger'ı özleten filmdir.
mal mal ağladığım filmdir ki filme ağlayanları her zaman salak bulmuşumdur. --- spoiler ---

jack'in ölümüne hiç üzülmemişimdir ki o zaten ennis'i aldatmıştı. başıma aldatma olayı gelmemesine rağmen öfke ile dolmuştum.



--- spoiler ---
esasında bir romandır evet, annie proulx'un brokeback mountain adlı kitabından aynı isimli öykünün film uyarlamasıdır.
2005'de oscar film festivalinde;


en iyi erkek oyuncu - heath ledger
en iyi yardımcı erkek oyuncu - jake gyllenhaal
en iyi film - dram
en iyi yönetmen - ang lee
en iyi senaryo - larry mcmurtry ve diana ossana
en iyi şarkı - gustavo santaolalla ve bernie taupin a love that will never grow old *
ben de yeri çok ayrı olan bir film. ki tabi sonra zenne vizyona girdi yüzüne bakmaz oldum bu filmin. ağlatamıyorsun, üzgünüm.
annie proulx'un pulitzer ödüllü, kısa hikayesinden uyarlanmış sinema filmidir. jake gyllenhaal, heath ledger, michelle williams gibi tadından yenmeyecek oyuncuların tabiri caizse çılgın attığı filmdir. sadece gay bir aşkı anlattığı için değil aşkı en yoğun ve şiddetli haliyle anlattığı için çok değerli ve önemli bir filmdir. aşkı o denli doğru anlatırki straight, gay, o, şu, bu herkes aynı ölçüde ağlar.
(bkz:#spoiler)
"i wish i knew how to quit you!"
ölen çocuğa yas tuttuğum,keşke sarışın öleydi dediğim film.ki adam gerçek hayatta öldü,goddess taksiratını affetsin.
esasında roman falan değildir. annie proulx'un yazdığı kısa bir öykü. aralarında teorik bir ayırım olmasa da hikaye bile diyemiyorum bu öyküye.
everest'in film çıktığında popüler kaygılarla brokeback dağı diye türkçeye iğrencü'l-vahşet bir tercümeyle kazandırdığı öykü. bu kötü çeviriden olsa gerek -diye umuyorum- öykü hayli sıkıcı. onu okuduktan sonra kitabın başka hiç bir öyküsünü okumadım.

bu filmi sinemada izledim ben arkadaş. daha bir tane bile gay arkadaşım yokken. bir tane bile gay pornosu izlememişken. (aynı zamanda genel porno da izlememiştim.) bakırköy'de +18 mi ne yazıyordu o zaman. kimliğimi isteyecekler diye altıma sıçmıştım korkudan. ama bir kere beni kesmedi. sonraki hafta ikinci kez gittim. benim için ne kadar anlamlı olduğunu anlatamam. o zamana kadar yalnızca e2'de yayınlanan hollyoaks dizisinde gördüğüm eşcinsel sevgili muhabbetleri bir anda koca bir öykü olarak beyaz perde aracılığıyla gözümün önüne serilmişti. arkadaş o zaman ben de sonu böyle olmayan ama sevdiğimle güzel bir ilişki yaşayabilirim deyüpde sinemadan çıkararaktan eve koşmuştum. gözlerim de yaşlıydı efendim. ağlamamış değildim. son sahnede.

diğer yandan. sözlük, bu film sinemada izlediğim ilk filmdir. benim için önemini anlatabiliyor muyum? ve 2006 yılı benim için ne kadar mukaddestir. lise daha bitmemişken nihayet sinemaya gittim demek için sinemaya gitmeye çalışan ben'in -param olmazdı da gitmezdim, net zaten yoktu- gittiği ilk filmin brokeback olması hayli hoş bir tesadüf.
brokeback mountain izledin mi ? -evet
hmm bununla yatabilirim *
verem film. cıktıgında 2 defa sinemada izledim ve bir defa daha seyretmeye duygusal acıdan mecalim yok.
  • /
  • 2