brokeback mountain

verem film. cıktıgında 2 defa sinemada izledim ve bir defa daha seyretmeye duygusal acıdan mecalim yok.
başucu filmlerimden biridir. uzun aralıklarla dört kez izledim. içinde aşk olan her hikaye bir biçimde ilgi çeker ama bu filmde aşkın en hesapsız hali olduğu için mi bu kadar sarsıcı ve derin geldi bilimiyorum. içlidir, lezizdir, derindir.
bir eşcinselin izlemesi gereken filmlerden biri.
ilk yarısında hiç bir heyecan olmayan ama ikinci yarısında * * beni hüngür hüngür ağlatan film. güzeldi.
ilk kez bugün izledim bu filmi.son zamanlarda ailemle yaşadığım olaylardan sonra bu filmi izlemek geldi aklıma.film biter bitmez aslında filmdeki olaydan daha da kötü sayılabilecek bir durumda olduğumu fark ettim.onunla birşeyler konuştuk anlattı da anlattı.çok acı çekiyormuş ve yalnızmış beyefendi.aşmam gereken sorunlarım tabularım varmış.neyse işte böyle gerçekçi hayalci bir filmdir işte.
duygu aktarımı olsun, gerçekçiliği olsun, karakterlerin temsil ettikleri konumların hakkını verişleri olsun gayet güzel bir film. weekend'den sonra duygusal olarak beni en çok etkileyen gay themed filmdir aynı zamanda.

--- spoiler ---

özellikle alma ve ennis'in iç dünyaları o kadar güzel anlatılmış ki yıpranmamak elde değil. filmi izleyen bazı kişilerin alma'ya gıcık olduğunu gördüm. çok saçma gerçekten. alma beni en çok etkileyen ikinci karakterdi. düşünsenize biriyle evleniyorsunuz, çocuk yapıyorsunuz ve yıllar sonra o adam sizi hemcinsiyle aldatıyor. iyi bile dayandı.

filmi güzel yapan kısım da burada başlıyor. yukarıda anlattığım şeye göre alma tam bir şerefsizle evlenmiş değil mi? değil işte. ennis, alma'nın kocası bambaşka bir dünya. hayatı kendini kabul edememeyle geçmiş, sürekli içine kapanmış ennis. sonra çok seveceği bir erkekle yolları kesişmiş ve ayrılmışlar. belki de birbirlerini bu kadar özleyeceklerini bilmiyorlardı. jack'in ennis için bu kadar özel olması neyle açıklanırdı? jack'ten kart geldiğinde ennis hiç tereddüt etmeden jack'i bekledi. jack geldiğinde doya doya sevdi o'nu. bir yandan da alma'yı aldatıyordu ama bunu düşünmüyordu. belki de jack ile olan ilişkisini farklı bir şekilde değerlendirmek istiyordu kafasında. bu o'nun zaafıydı belki de. sonuçta hayatında başka biri yoktu. sadece jack vardı.
bir yandan jack ile gizlice buluşmak o'nun için boğucu dünyasından kopmaktı, öteki yandan da eşcinselliğini kabul edemeyecek kadar özgüvensizdi. bu ikisi arasında kaldı ve en sonunda alma'yı da jack'i de kaybetti.

jack, ennis'den ziyade daha az etkileyici bir karakterdi. bu daha kötü olduğu anlamına gelmez kesinlikle. jack daha netti, daha cesurdu ve inandığı şeyler uğruna hayatını kaybetti. evet ennis dışında başka erkeklerle de birlikte oluyordu ama o çalkantılı sayılabilecek hayatına rağmen brokeback'de ennis ile buluşmayı ihmal etmiyordu. çünkü ennis ile nadiren de olsa buluşmaları o'nu ennis'e daha da bağlıyordu ve bitirmesi daha iyi olacaktı.

olamamışlıkların anlatıldığı, o zaman yaşanan şeylerin şimdi de yaşanmasıyla da üzen bir film. bir aşk filmi. çok güzel bir aşk filmi.

--- spoiler ---
yakın zamanda izlediğim ve porno gibi olacağını düşündüğüm film. ha evet öyle olmadı ki daha da güzel oldu bence. duyguyu da tatmini de verdiler ve sıkılmadan izledim.
heath ledger mı jake gyllenhaal mı sorusuyla paradoxa girdiğim ama neden ikiside olmasın arkadaş demişliğim vardır. getir koy önüme sıkılmadan arka arkaya 3 kere izlerim.
eşcinselliği; çok uzak olmadığımız kapalı kapılar ardında yaşayan jack ve ennis'i anlatan trajik bir o kadar da samimi, içten bir film. 4 yıl aradan sonra ilk kez biraraya geldiklerindeki heyecanı o ilk öpüşmeyi bana nasıl geçirdiler hiçbir fikrim yok. alma'ya yakalanan sanki onlar değilde benmişim gibi hissettim. çok güzel bir film tekrar tekrar izlenir.
  • /
  • 2