corona salgını ve otoriter yönetimler

bir kaç noktada etkileşimin söz konusu olduğunu düşünüyorum.
birincisi, bir sağlık krizi söz konusu ve otoriter rejimler bu krizi çözmeye yönelik herhangi bir strateji geliştirmekte yetersiz kalmaktadırlar. çünkü düşündükleri tek şey sermaye ve güçtür. (onurlarını satarlar o derece). bu yetersizlik,halkı bir miktar nelerin olup bittiğinin farkına vardırabilir. ama gözlemlediğim kadarıyla sağlık bakanı fahrettin bey'i alkışlayanlarda bir eksilme yok. adam çok konuşuyor ama hiçbir şey söylemiyor. (bkz: çok konuşup bir şey söylememek )

ikinci nokta ise tabi ki rejimlerin salgını bahane ederek faşist arzularını artırmaları, mesela sokağa çıkma yasağı getirmek, ohal ilan etmek gibi.

diğer bir nokta sanırım artık yürüyüşler, ve örgütsel direnişe dair bir şeyler olmayacak bir süre kolay kolay. bu durumda hükümetin düşman siyasetindeki bir düşmanı ortadan kaldırmaktadır. akpnin politikası onlar ve bizler üzerine kuruludur ya. sürekli uğraştıkları ve birilerini birilerine karşı korumak zorunda olduklarına yönelik siyasetlerinden bahsediyorum. yani bu durumda akp şimdi kime laf sokacak sorusu söz konusu. bu da ayrıca otoriter yönetimleri zora sokmakla beraber, hükümeti alternatif faşist yöntemlere yöneltebilir.
çok konuşup bir şey söyleyememiş olmamak adına tuvalet kağıdı sektirmeye devam diyorum.