daft punk

lazer showlarıyla beraber dünyada canlı izlemeyi en çok istediğim robot kafalı fransız elektronik grubudur.çok kaliteli işleri olup bunun yanında robot maskeleri takıp kendilerini daha gizemli bir hale getirmişlerdir.bu arada bana elektronik müziği ilk sevdiren gruptur.bunun yanında çok kaliteli mixlere de imza atmışlardır.
elektronik müziği sevmeyen bana bile dinletir kendini öyle iyidir. digital love şarkıları favorimdir.
geçtiğimiz günlerde çıkardığı son albümü random access memoriesle ortalığın tozunu attıran bundan bir önceki albümünü 2005 yılında yapmasına rağmen bu zamana kadar da popülerliğinden birşey kaybetmeyen robot kasklarını yediğim harika ikilli.hatta son albümün çıkış şarkısı get luckyde yine benim çok sevdiğim bir isim olan pharrell williamsla çalışmışlardır.son 2 haftadır sokaklarda dans etmeme sebep olan şarkıdır aynı zamanda.özlenmiş,o kadar özlediğimize de değmiş bir albüm olmuş.

(get lucky)
efsane dediğimiz, electronic diyince dance diyince techno diyince akla ilk gelmesi gereken gruplardandır. homowork* ve discovery * diye iki efsane albümü vardır ki daha önce dinlememiş olanlara bu ikisinden biriyle başlamak şiddetle tavsiye edilir.
tron soundtrack'ini de yapmışlardır. senfonik müzik de yapabildiklerini böylece kanıtladılar. hatta benim bu gruba ilk fanlığım bu albümle başlamıştı. bugünlerde ise get lucky ile muhteşem bir dönüş yaptılar. şarkıyı dinleyip de dans etmeyen insan görmedim.
2007 istanbul konserlerini unutmak mumkun degil..
tek bir şarkılarında 2-3 şarkıya daha beat çıkarabilecek türde şarkılar yapmalarına rağmen bunları tek bir şarkıda kullanıp insanı müziğe doyuran grup. son albümleri random access memories ise bi' harika. giorgio by moroder efsane bi' şarkı olmuş (get lucky'e filan hiç değinmiyorum bile tabi.) çok özlemişiz be!
yeni dünya düzeni projesinin sadık hizmetkârlarından olan, 80?lerin soundunu modern yorumlayan elektronik müzik grubu. son albümleri random access memories?de favorim motherboard.
lose yourself to dance parçaları ile geceme neşe getirmişlerdir.
o kasklardan satmıyorlar, satsalar her mahallede bir daft punk olabilirdi. olmadı üzgünüz. üzgünüm. kask olaydı iyiydi, olmadı kötü oldu aga.
random access memories albümü, dinlediğim en iyi albümler sıralamasına rahatlıkla girmiştir. lose yourself to dance, get lucky, motherboard gibi über şarkılar vardır ki dinledikçe yerimde duramam. ayrıca japonya bonus track'i "horizon" kesinlikle dinlenmelidir. tam bir chill-out.
discovery albümünün klibi olarak interstella 5555 isimli bir film mevcuttur. filmde hiç replik bulunmamakla birlikte izlemesi de dinlemesi de keyiflidir. bana sorarsanız bu albümün en tatlı şarkısı one more time'dir.

interstella 5555 için youtube linkine buradan ulasilabilir:
sektördeki standart anlaşmalarda albümlerin tüm hakları plak şirketlerinde olmasına rağmen daft punk, ''müzik, görseller, konsept her şey bizim, size yüzde veririz'' diyerek kendi anlaşmalarını bir plak şirketine ((bkz: virgin records)) kabul ettirmiş ilk gruptur.
bu robotlar bundan yıllar önce ufak bi’ rock grubu kurma planları içerisindeyken, paris’te gittikleri bir partide dj denilen şeyin varlığından haberdar oluyorlar ve sonrasında müzik türlerini rock müzikten elektroniğe doğru çeviriyorlar. çıkarttıkları çizgi romanlarla, kendilerinden başka kimsenin remixleyemediği şarkılarıyla, verdikleri aşırı az canlı performansla ve her birinin fiyatı $100k olduğu söylenen havalı kasklarıyla bizlerin sempatisini kazanmış gruptur.

p.s. haftasnu ile birlikte yaptıkları çalışmalar da oldukça güzeldir. şimdi git ve “instant crush” dinle seni değerli yazar!! entry bitmiştir.
keşke yeni albüm çıkarsalar da şöyle yine coşsak dediğim efsane fransız grup
28 sene sonunda dağıldıklarını açıklamış grup. hâlbuki kendilerinden yeni albüm beklentilerim vardı.
93'te başlayan macera bir epilogue ile bitti.

bu adamlarla ilgili duyduğum en güzel şey giorgio moroder'in bir röportajda anlattıklarıdır.

giorgio by moroder parçasını yapmak için gittiğinde üç farklı mikrofon görünce kayıt ekibine nedenini sormuş. stüdyodaki mühendis "50'lerde italyada geçen hayatınla ilgili anlattıklarını 40lar 50lerde kullanılan bu mikrofonla, yetmişlerde geçen olayları anlatınca 70'li yılların mikrofonuyla, gelecekle ilgili söylediklerini de yeni mikrofonla kaydedeceğiz" demiş. "bu aradaki farkı dinleyenler anlar mı?" diye sormuş giorgio. "normalde kimse anlamaz ama bu iki adam farkı anlıyor" demiş mühendis.

hani amaç müziği dinletmenin, kaset satmanın ötesine müzikte yetkin olmak, bunu bir tutku haline getirmiş olmaları takdire şayan.

röportaj: (01:25 itibariyle anlatıyor)


sözü geçen parça (giorgio by moroder)
daft punk artık yok!

the end


şöyle son bir albüm çıkarıp ayrılsaydınız ne güzel olurdu :(
  • /
  • 2