eroin

ilk olarak ingiliz kimyager alder wright tarafından 1874 yılında sentezlenmiştir. fakat ingiliz bilim adamı bu çalışmasını ileriye götürmemiş ve köpekler üzerinde yapılan birkaç küçük test ile sınırlı tutmuştur. ondan tam 23 yıl sonra ise, daha sonraları aspirini de sentezleyecek olan, felix hoffman isimli bayer ilaç firması çalışanı ingiliz meslektaşından tamamen bağımsız olarak eroini tekrar sentezlemiştir.

aslında hoffman'ın eroini sentezlerken yapmaya çalıştığı asıl şey afyon sakızının da doğal haldeyken ihtiva ettiği kodeini sentezlemekti. çünkü kodein morfinden daha az bağımlılık yapıyordu. morfin bağımlılığında yerine koyma tedavisinde kullanılmak üzere sentezlenmeye çalışılan kodeinin yerine morfinden en az 3 kat daha kuvvetli olan diasetilmorfin sentezlenmiş ve yıllarca "bağımlılık yapmayan morfin" adı altında, özellikle çocuklardaki öksürüğü kesmesi için halka dağıtılmıştı. ta ki bir gün bilim insanları, diasetilmorfinin karaciğerde parçalanarak morfine dönüştüğünü anladıkları zamana kadar.

eroin, kimya diliyle anlatmak gerekirse baz morfinin asetillenmesi sonucu ortaya çıkan bir yarı sentetik bir afyon alkaloidi, bir opioid(opiat, opiyat) çeşididir. vücuda alındığında endorfin reseptörlerine bağlanarak endorfin hormonunu taklit eder. eroinin 3 temel kullanım yolu vardır. bunlar;

1) intravenöz ( damar yoluyla )
2) oral ( folyo ya da sigara yoluyla dumanı solumak )
3) intranazal ( burun yoluyla toz halinde çekmek )

bahsi geçen kullanım yöntemlerinin hepsinde gösterdiği etki aynı olmakla beraber rush hissi denilen ve maddenin etkisinin çok çabuk ve sert bir biçimde başlaması anlamına gelen durum yüzünden en çok bağımlılık yapan yöntem damar yoluyla almaktır. diğer yöntemlerin bağımlılıkları da ciddi derecede sorun yaratabilecek kadar kötüdür elbette ancak damar yoluyla hiç eroin kullanmamış bir insan 30-40 yıl kadar eroin ile beraber pekala yaşayabilir. elbette insan posası olmaya yaşamak denilebilirse... ancak damar yoluyla kullanımda ne kadar dikkatli olunursa olunsun; ara verilmiş olup bir anda alınan normal dozun yüksek gelmesi, yüksek saflıkta mala denk gelmek yahut kazara miktarı tutturamamak işten bile değildir. etki eden miktarı ile öldürecek miktar arasında dağlar kadar da fark yoktur. genel olarak etkilerini sıralamak gerekirse;

1) vücuda ateş basması, sıcaklık hissi
2) uyuz köpekler gibi kaşınma
3) rahatlık ve umursamazlık hissi. sınırsızca.
4) cesaret. yolda görülen ilk adamı gidip vurabilecek kadar cesaret. umursamazlıktan ileri geliyor elbette.
5) huzur. mutluluk değil, huzur. sanırım bağımlılığının asıl sebebi bu. mutluluk bir şekilde elde edilebiliyor gün içinde, geçici de olsa. ancak huzuru hiçbir zaman bulamayabilirsiniz.
6) uyuşma. dünyanın en güçlü ağrı kesicisini alınca haliyle bütün vücudunuz uyuşuyor.
7) göz bebeklerinin iğne ucu kadar küçük hale gelmesi.
8) bağırsakların çalışmayı durdurması. idrar ve dışkı sorununun ortadan kalkması. ve aynı zamanda açlık hissinin yok olması. yalnız ağız kuruluğu yapar.
9) solunumda ve kalp atışlarında yavaşlama
10) mide bulantısı ( ilk bir yıl boyunca kullanıcıların %95 i yaşar bu sorunu. bir yıl düzenli kullanım sonrası bulantı yaşanmaz, bünye alışır. )
11) sürekli bir uyuklama hali. çok gerçekçi rüyalar. doğru ile gerçeği ayırt edememe durumu. göz kapaklarının asla tam açık kalamaması.
12) verdiği iyi hisleri genellediğimizde ulaştığımız kelime "öfori."

yukarıda bahsedilen tüm iyi ve kötü şeylere eklenmesi gereken daha önemli bir şey var. bağımlılık.

eroin, iğne ile kullanımda ilk seferde geri dönülmez bir psikolojik bağımlılığın kapılarını ardına kadar aralar. televizyonlarda gördüğünüz krize giren eroinmanlar gibi olmanız içinse(fiziksel bağımlılık yani) üç(3) kez damar yoluyla -aralıklarla değil tabii, 3 gün arka arkaya misalen- almanız yeterli gelecektir.
şayet kendisini folyo ya da burun yoluyla kullanmak arzusunda iseniz psikolojik bağımlılığı 6-7 seferde ortaya çıkar. ondan öncesinde pek bir şey anlayamaz, durumu kavrayamazsınız. sonrasında sürekli onu düşünür hale gelirsiniz ve hayatınızda o varken çok mutlu olduğunuzu fark edersiniz. neden sürekli kullanmak varken ondan uzak kalacakmışım diye düşünürsünüz ve kaçınılmaz son. bum ! fiziksel bağımlılık.

nedir bu fiziksel ve psikolojik bağımlılık dediğin dediğinizi duyar gibiyim. eroin için konuşacağım. genel anlamda tanımlamayacağım.

a) psikolojik bağımlılık: eroinin psikolojik bağımlısı olan bir insan için eroin kullanmak yemek yemek, uyumak, boşaltım yapmak gibi fizyolojik ihtiyaçlardan biri haline gelir. beyin, eroin kullanmak onlardan biriymiş gibi davranır. bu yüzden junkie eroini bırakmayı ne kadar isterse istesin beyni onun bırakmaması için çaba gösterir. aynı açlıktan ölmemek için programlandığı gibi davranır söz konusu eroin olduğunda. bunu aşmak, ciddi irade gerektirir. bırakmanın bu kadar zor olmasının asıl nedeni psikolojik bağımlılıktır.

b) fiziksel bağımlılık: başta söylemiştik. eroin, endorfin reseptörlerine bağlanarak endorfin hormonunu taklit eder. eroin kullanımında çok yüksek miktarlarda endorfin salgılandığı için vücut savunmaz mekanizmasını devreye sokar ve endorfin üretimini durdurur. bunun sonucunda da düşüş denilen ve eroinin etkisinin bittiği anı ve sonrasını tanımlamak için kullanılan durumda bir süre için endorfin üretilmez. bu ne anlama mı geliyor ? endorfin, vücudumuz için çok yararlı bir hormondur. çünkü kendisinin üretimi kesilseydi bütün kaslarımız, eklem yerlerimizde müthiş kuvvetli ağrılar ile yaşamak zorunda kalırdık. işte yoksunluk zamanında atılan o çığlıkları, kendini duvardan duvara vurmaları açıklayan durum da bundan ibarettir. bu denli sıkıntılı bir durum nasıl da psikolojik bağımlılıktan önemsiz olur dediğinizi duyuyorum şu anda. fiziksel bağımlılık bağımlının durumuna göre 7-10 gün arasında nihayete erer ancak psikolojik bağımlılık bir ömür boyu devam eder. defalarca kriz atlatıp tekrar başlayan çokça insan görebilirsiniz eroin bağımlıları arasında.

söylenebilecek, eklenebilecek çokça şey var eroin ile alakalı. ancak o kadar uzun oldu ki şu anda eklemek bütünlüğü bozacaktır. aklıma geldikçe eklemeler yapacağım tekrar. sokak jargonuyla alakalı vereceğim bilgilerin öncesinde şunu söylemek istiyorum. eroin, muazzam bir maddedir. muazzam demek iyi demek değil elbette. berbat bir maddedir, dünyanın en iğrenç şeyidir. insanı hayal edilemeyecek kadar aşağılık hale getirir. karakterini değiştirir insanın. eroin için her şeyi yapar hale getirir. aynı zamanda da öyle etki eder ki insana yeryüzündeki cenneti tattırır. kendisine köle yapar. işte bu yüzden muazzamdır. korkmak gerekir. ihtişamlıdır. almanların "heroisch" dediği kadar vardır. kendisinden itinayla korkup uzak durmak gerekir. çünkü eğer özel bir insan değilseniz, sıradan ve iradesiz bir aptalsanız asla pençesinden kurtulamazsınız. çünkü kendisi cennetin yeryüzündeki tek gerçek şubesidir. acı ancak gerçek.

---sokak jargonunda eroin---

eroin: peynir, corex, dalga, toz, beyaz.
iğne vurmak: junk almak, aşı olmak.
krize girmek: hastaya düşmek.
krizi atlatmak için eroin kullanmak: tedavi olmak.
folyo yolu ile kullanım: ejderha kovalamak, kaydırmak, tık almak(bazıları corex de der.)
sigara yolu ile kullanım: corex

---sokak jargonunda eroin---
eroin. annenizin siz kundaktayken sizi sıcak kucağına alışı, gazınızı çıkarışı ve memesinden süt verip doyurması gibidir.

eroin. babanız işten eve geldiğinde kollarını size açması, sizin ona koşmanız ve onun sizi kucaklayıp havada çılgınca döndürmesidir.

eroin. kusursuz bir bahar akşamında top oynadığınız yerden terli terli eve dönüşünüzde gördüğünüz masmavi gökyüzüdür. muhteşem hissettirir.

eroin. hiç gelmeyeceğini sandığınız, taptığınız kadının sizi tekrar ve tekrar öpmesi; sizinle sonsuza kadar beraber olmak istediğini söylemesidir. tanrı gibi mutlu hissettirir.

eroin. o sevdiğiniz kadınla evlendiğinizi, geceleri uyanıp doğan çocuğunuzun uyumasını sağlamanızı; çekilen tüm zorluklara rağmen suratınızda daima bulunan o gülümsemeyi hatırlatır size. zorluklara rağmen mutlusunuzdur. çünkü sevdiğiniz yanınızdadır ve siz beraber yeni bir varlık yaratıp onu da sevmeye başlamışsınızdır.

eroin. ve işte, eroin. siz onunla beraberken tüm bunlara sahipmişsiniz gibi hissettirir size. o kadar fazla huzur verir ki; tüm saydıklarımı kaybetmiş olmanız ehemmiyet teşkil etmez. en azından çoğu zaman. bazen de kendinizi kandırırsınız.

ama eroin. eğer siz ondan kopamayacak raddeye geldiyseniz her kopmaya çalıştığınızda bunları en baştan kaybettirir. sanki tekrar elde edip de kaybetmişsiniz gibi hissettirir. bu yüzden de bırakması çok güçtür. çünkü sevdiğiniz ne kadar gerçek şey varsa her birini kaybetmekle eşdeğerdir.

eroin. bazılarımızın içindeki o kocaman boşluğu doldurur. bazılarımızın o boşluğunu doldurmaya dahi yetmez. çünkü öyle şeyler kaybedilmiştir ki, o boşluğu daha da büyütecek şeyler çıkıp gitmiştir o yürekten.

ölmek, yaşamak, eroin kullanmak, eroin kullanmamak, nefes almak, nefes vermek, kalbin atması, kalbin durması.

hepsi aynı değil mi?
uyusturucularin en kotusu. son zamanlarda methin daha kotu oldugunu yutturmaya calisiyolar ama sonra aklima mematinin eroinle iskence edildigi bolumler geliyo ve iyi ki kucukken boyle sahneler izletilmis bana diyorum. sayelerinde uyusturucunun hicbir turlusune yaklasmayacagim.

evet sozlukculer. kucukken 1995-1997 yillari arasinda eroin yuzunden safti kayan kadinin degisimini de gordum. uyusturucuya karsi dimdik bir durusum var. alkol ve sigaram olmasa yesilaya uye de olurdum.