gezi parkı'ndaki seyyar satıcılar

direnişe katılan eylemcileri kazıklayan ve olay çıkaran tiplerdir. durum öyle bir hal almış durumdaki niye bu kadar pahalı diyen insanların bıçaklandığı, dövüldüğü oluyor.* satılan saçma sapan şeyler yüzünde de gezi parkı ve çevresi aşırı kirlenmiş durumda. hadi insanlar acıkıyor ve yemek stantlarının önü kalabalık oluyor diye köftecilere okey dedik, peki çekirdek, karpuz, salatalık gibi şeylerin satılması ne alaka? siz parka zaman geçirip, goygoy yapmaya mı gidiyorsunuz? slogan atarken çekirdek ya da salatalık yemezseniz ölmezsiniz, merak etmeyin! yiyecek ve içecek ihtiyacınızı komünlerden sağlayın. ayrıca illa başka şeyler almak istiyorsanız taksim'in aşağısında bakkallar var, alın alacağınızı. ben artık ordaki satıcıların uzaklaştırılmasını istiyorum. kendim alışveriş yapmayacağım ve çevreme de yaptırmayacağım. lütfen sizde öyle yapın...

ps: seyyar satıcıların bir kısmının sivil polis olduğu da unutmayın...
bir çoğu taksimin gözde mekanlarının fiyat listesini aratmayan köylü kurnazı satıcılardır. bir çaya bir buçuk-iki lira diyeni gördüm. plastik bardakta, çay üstüne çay demleyip çaylıktan çıkan ve rengi kahverengiye dönen çaylar! en basit örneği bu. gezi parkının bu "şölen" havası hayra alamet değil. cık değil! en kısa zamanda seyyar satıcılara karşı bir karar almak lazım. mesela alışveriş yapılmaması gibi. bu direnişin selameti için elzem. sivil polis mi? evet, ne sandın!
recep tayyip erdoğanın, krizi fırsata dönüştürme, normal zamanlarında yapmadığı istihdam projelerinden bir tanesidir. diğeri de yandaş medya için çalışacak fotoşok ya da paint bilen müendislerdir...

doğa için başlayan mücadelenin sonunda, çöplerle ve atıklarla daha da zarara uğramaması, bilinçli katılımcımların duyarlılığı en büyük temennimiz..
günlerce biber gazı ve portakal gazına maruz kalmış olan eylemcilerin üzerine köfte gazı ile müdahale etmeye çalışmış ama başarılı olamamış gürühtur.