hissizleşmek

biraz da ailede ya da kişide mükemmeliyetçilik ve ufaktan takıntılar da varsa, ard arda gelen başarısızlıklar sonucu artık durumu sineye çekip devam etmeyi öğreniyor insan en azından bende böyle oldu. arkadaşlıklara, derslere, x y z 'e çok önem vere vere, kafaya taka taka ve sonu hep hüsran olunca bir süre sonra yerde sürünmektense kendini kaldırıp bu konuyu kafanızda açılmamak üzere bir klasöre koymak ve güçlü olmak- en azından güçlü durmaya çalışmak en iyisidir.

zira kimse sizi gelip yerden kaldırmayacak, kendi kendinizi yerden kaldırıp böyle şeylere takılmamaya önem vereceksiniz. kendimi hatırladığım yaştan, 6-7den beri, toplasan 3 kere ağlamamamışımdır. ağlamak, üzülmek hiçbir şeyi çözmez sadece ve sadece hedeften/çözümden sizi alıkoyar, kendinizin hakkından gelip devam edeceksiniz.
abaissement du niveau(zihinsel seviyenin düşmesi).insanın "keyfi" kaçmıştır,güne başlayacak hali ve cesareti yoktur.içinde hiçbir kıpırtı olmadığı için,kendini kurşun gibi ağır hisseder.bunun nendeni,insanın içinde artık hiçbir enerjinin kalmamasıdır.
bir ara her şeye zırıl zırıl ağlayacak kadar duygusal olmamın akabinde son birkaç yıldır duygularımı aldırmıscasına hissiz oluşum. kendimden başka hiç bir şey için zerre üzülemiyorum.
ne boktan bir şey bu.. anneme söyleseydim durumumu “şükretmiyosun, canın sıkılıyor sonra” derdi.

hissedememek, hüznü de beraberinde getiriyor. farklı bir hüzün ama bu, buruk biraz. dinleyeni, anlayanı olmayan bir hüzün. insanın en kendi içinde yaşadığı ve çoğu zaman anlamlandıramadığı... kalp kırıklıklarından, mutluluklardan uzak seyreden bir hayatın içine düşüyor insan. üzülüyor sonra.

tatlı tatlı üzülmek, sonra teselli bulmak isterdim. bir gün mutlu, bir gün mutsuz olmak isterdim. hayal kırıklığı yaşamak, sevmek, güvenmek, inanmak ve şaşırmak isterdim.

yok. her şey çirkin derecede aynı ve soğuk. sanki her gün bayat ekmekle besleniyorum.

donuklaştım.
aynı hayal kırıklıklarına, tekrarlatılan üzüntülere, sonunu bilerek yürüdüğümüz yanlışlara karşı geliştirdiğimiz oto koruma tepkisi.
bu sene yaşadığım durum..2 sendir suren basarisiz ask denemeleri ve sinav sonuçları nedeniyle durumu alismis olup kabullenerek herseye herkese karsi hissiz ve tepskisizim tam arkamda dünya yıkilsa oylece oturur izlerim.
son zamanlarda bütün bedenimde vukû bulan olay.
1 hafta öncesinde eski erkek arkadaşım yazdı hakim olduğum bir konuda bilgi almak için. o arada konu açıldı ve yeni bir ilişkimin olduğunu söyledim.
ertesi gün bir daha yazdı sonraki gün bir daha ve bir daha.
ilişkimizde o kadar çok yoğundum ki inanamadı söylediklerime. onu üzmek, kırmak bu hayatta isteyeceğim son şeylerden bir tanesi ki istediğim zamanlarda bile başaramamıştım.
dün göruntülü konuşmak istedi eski günlerin hatlarına olur dedim.
gözünün içine baka baka "artık geri dönüşü yok" "senden vazgeçtim" gibi laflar söyledim. ağladı, o ağladıkça devam ettim bende. önceden olsa nerede olursam olayım yanına koştuğum adamın ağlaması beni zerre etkilemedi.
en sonunda "beklerim seni, ayrıldığınızda benle olur musun" dedi. umutsuzluğun içinde o umut arayışı o kadar aciz ve yavan geldi ki "umutları çoktan tükettim" demekle kaldım.
yaşananlar, acılar, umutlar o kadar çok şey almış ki benden...
sanırım kötü bir insan olmak bu hayatta kazandırıyor.
yaşadığınız yoğun hislerin karşılık bulamaması sonucu geliştirilen savunma mekanizması.