intihar etmemem için bir sebep söyle

kendim için,cesaretin yok. ve küçük bir ihtimal ,her şeyin düzelebileceği ihtimali.
büyük ihtimalle seni buna iten şey çok saçma-senin açından-sadece henüz bunu farkında değilsin.kendini daha fazla dinleyip olaylara daha pozitif bakmayı dene,denedin dimi?denemedin aslında sadece kendini saçma bir yalana inandırdın.hayat zaten bize güzel gelmez yaptığımız seçimlerle ve çizdiğimiz yolla onu biz güzel hale getiririz.bi şansın daha olmayacak belkide dikkat et kendine ve verdiğin kararlara.
ölmeyip, sakat kalırsan o sevmediğin insanların bakımına muhtaç kalacaksın.
neden intihar etmedin?

bu şekilde bi terapi yöntemi varmış psikolojide. kişiye negatif açıdan baktırtarak, cevapları bulmaya çabalarmış. ardı arkasına negatif sorular sorarak, bir bakarmışsın ki kişi vazgeçmek istediği hayatı savunur olurmuş.
intihar etmemen için bir sebep yok intihar etmek için olduğu gibi.
kötü insanlar kendilerini öldürmeyi göze alamazlar.
ümit fakirin ekmeğidir.
hayat o kadar anlamsız ki çektiğin acıların da bir anlamı yok bu anlamsızlıklar denizi içinde intihar etmenin de ne faydası ne anlamı var o yüzde otur izle bakalım zaten intiharlıksan ne olsa koymaz artık ha koyar diyorsan intiharlık değilsin sıcak bir sorun var demek ki yine bekle
uzun yıllardır dönem dönem intihar etmeyi düşünmüş biriyim. hiçbirisinde yapamadım. düşündüğüm intihar biçiminin beni bedensel olarak bir huzura götüreceğini hissetmiş olmama rağmen. yapamadım çünkü galiba beni üzenlere karşı yenik düşmek istemedim. çünkü onlar yaptıkları her kötülükte kendilerine hak görürken ben onların yaptıkları yüzünden kendi hayatımdan vazgeçmek istemedim. en son bir komşumuzun oğlu intihar etti. ve geride olanlara baktım. hayatın anlamını düşündüm. gidiyorsun ve hayat devam ediyor. iyi bile geldi bu duygu. önemli olduğumu düşünme durumum bitti böylelikle. ama yine edemedim. çünkü çocukluğumu hatırlıyorum. ve hayallerimi, umutlarımı. yaşamak ve onları gerçekleştirmek istiyorum. yakın zamanda geçmişte yaşadığım travmaların yarattığı stres, kaygı, geçmişten gelenler ve somut olana , bugüne etkileri beni mahvetti. çıkış yolum olduğunu düşünemiyor ve kimseye hiçbir şey anlatamıyordum. hala anlatamıyorum. ama bana yapılan zalimliği nasıl kendime yaptığımı farkettim. benim suçum olmadığını farkettim. yeni bir bilinç açıldı kafamda. sanki her ay, her gün yeni bir bilinçle geçmişin ağırlığı kafamda yoğunlaşırken bir yandan da etkisinden sıyrılıyorum. yavaş yavaş oluyor ama kendimi yeni baştan yaratıyormuşum gibi hissediyorum. yıllarca parça parça nasıl etkisinde kaldıysam olayların beni etkilediklerini farketmeden, şimdi farkederek yaşıyorum ama işin ilginci bu yoğunlaşmada bir yüzleşme ve kendimi daha bir dünyaya ait hissetme durumu gerçekleşiyor. bunun için çok mücadele ettim. en acı dolu hissettiğim zamanlarda kendimi sırf hayata dahil kılmak için kurslar mı dersin meditasyon yapmaya başlamak mı bilmediğim konularda birşeyler öğrenmeye çalışmak mı? sırf beynim artık acılardan başka alanlarda da düşünebilsin ve bir çıkış yolu bulsun diye. netice olarak mutluluğa ermedim ama kendimle ilgili yavaşça güçlenen bir doyuma ulaşıyorum. beni mutlu eden de bu.
orta derece depresyon hastası olarak kendi adıma diyebileceğim tek cümle şu;
"kendin için yapman gerekenler var"
büyük ihtimalle bir çoğumuzun kendimiz için yapması gereken çok şey var.bakış açısını kabullenme üzerine yoğunlaştırınca herşey çok daha "okay" oluyor.agrasyon değil içten ve sakin tepki verince karşında ki de anlayacak seni.8 saniye bekle ve de ki şuan noluyor ve ben neye tepki veriyorum? şuanı tartışın ballar geçmişi değil.sen bunu yaptın değil şuan sorun ne ve nasıl çözebiliriz?kendinizle bile bu şekilde diyalog kurun. sonunda o beğenmediğim kendimi sevmeye daha da önemlisi saygı duymaya başladım.
herkes sevilmeyi hak eder,sevilmemiş insan kötü insandır.
kaybedeceğin başka hiçbir şey kalmadı. artık bir şeyler kazanmaya başlamanın zamanı gelmiştir belki? "dum spiro, spero!"
.