keşke yalnız bunun için sevseydim seni

cemal süreya'nın 20 ye yakın şiirinde kullandığı mısra. şiirler bir birleriyle anlamsal olarak ilişkilidir. <br>... <br>kuşlar toplanmışlar göçüyorlar <br>keşke yalnız bunun için sevseydim seni <br>..
iki kalp

iki kalp arasında en kısa yol:
birbirine uzanmış ve zaman zaman
ancak parmak uçlarıyla değebilen
iki kol.

merdivenlerin oraya koşuyorum,
beklemek gövde gösterisi zamanın;
çok erken gelmişim seni bulamıyorum,
bir şeyin provası yapılıyor sanki.

kuşlar toplanmış göçüyorlar
keşke yalnız bunun için sevseydim seni.



eşdeğeriyle yan

eşdeğeriyle yanyana yürürken
cehennem sokağında birey olmak,
ve en inceldikten sonra
ilkel sözcüklerle konuşmak seninle.

saat beş nalburları pencerelerden
madeni paralar gösteriyorlar,
yalnızlığı soruyorlar, yalnızlık,
bir ovanın düz oluşu gibi bir şey.

hiçbir şeyim yok akıp giden sokaktan başka
keşke yalnız bunun için sevseydim seni.



çekirge bulutu

çekirge bulutu içinde
koynuma soktuğun ekin;
çalgılar iki durur sürgün ilinde,
bir gözü mavidir bir gözü blue.

gölgede boy atmış top fesleğen,
bir ilkokul bahçesinde görmüştüm seni,
marienbad ilkokulu, nişantaş'ta;
bir çocuk yeşil örtüyü çekiverdi.

hızla geçen otobüslerin ardında benzeşmek...
keşke yalnız bunun için sevseydim seni.



sülünün yüzü

sülünün yüzü bir atmosfer olayıdır.
rasgele yazarı avcıdan öğrendim:
yaban ördekleri donmasın diye,
suya nöbetleşe kanat vururlar.

ve işte şamandırasıyla beşiktaş'ınız,
çapraşık bir yüzyılı geriye atar;
tanrım siz şu uzun anadolu'yu
çocukluk günlerinizde mi yarattınız?

senaryocu bayanla bir bankta oturuyoruz
keşke yalnız bunun için sevseydim seni.

ilkokulu bitirdiği

ilkokulu bitirdiği gün cumhuriyet şairi,
saçında kurdelesi lozan gibi;
sonra her yıl öldürüldü, öldürüldükçe de
hemeninden göğe huthutler çizildi.

gelecek zaman oldu şimdiki zaman;
irmak aşağı inen güz parçası,
çok süslü bir halkın arasından,
benimsin!

iyi anlarında sesin kalınlaşıyor
keşke yalnız bunun için sevseydim seni



bilgisayar olarak

bilgisayar olarak kullanılmış bir gölü
selçukluya pragmalar taşıyan gazali
bir ilk aptallığı düğüm sayarak
yadsımış dört yanı hep yukarı bakmış.

bu yüzden önündeki ayna kırılır kırılmaz
intihar etti sayılmış tasavvuf ehli,
yine bu yüzden doğduğu an
kaymaya başlamış osmanlı yıldızı,

baktım yeri toparlıyor ayak izleri
keşke yalnız bunun için sevseydim seni



afyon garindaki

afyon garındaki küçük kızı anımsa, hani,
trene binerken pabuçlarını çıkarmıştı;
varto depremini düşün, yardım olarak batı'dan
gönderilmiş bir kutu süttozunu ve sütyeni.

adam süttozuyla evinin duvarlarını badana etmişti,
karısıysa saklamıştı ne olduğunu bilmediği sütyeni,
kulaklık olarak kullanmayı düşünüyordu onu kışın;
tanrım gerçekten çocukluk günlerinizde mi?..

eşiklere oturmuş bir dolu insan
keşke yalnız bunun için sevseydim seni.



daha ben

daha ben ilk kazmayı vurmadan
elime gelen karabitki'li testi,
nefertiti'nin mutfağı sayılan yerde
koyu sır yeni hicret yollarını kesti.

terimler eşekarıları sözcüklerin,
acımasızdırlar, adsız ve sueldirler,
önlerine katarak insan ve hayvan listelerini
sabah akşam kapınızın önünden geçirirler.

fazıl hüsnü diyor ki, ne diyor fazıl hüsnü?...
keşke yalnız bunun için sevseydim seni.



içtim o

içtim o bin yıllanmış testiden, içtim, içtim,
örtüler arasında yeryüzü beğenisiyle
ayışığını paylaşırdı bacakları,
öptüm ayak parmaklarını, öptüm, öptüm.

put'unu cezalandırıyor kır delisi;
oğlan iki ev ötede, londra'dan gelmiş;
yazsınlar felaketlerin hep çift geldiğini,
garson acıması tutmuş içkievini.

ortaoyunumuzun dekoru bir kağıt mendil
keşke yalnız bunun için sevseydim seni.



bir mineli

bir mineli altın saat,
bir altın köstek ve madalyon
bir roza maşallah,
on iki miskal inci.

madalyonunu ve boncuğunu
ittim içeri,
gözlerimizin dibi karıştı
dağyollarının uzak dumanı gibi.

ve konsolun üstünde noksan bir gümüş kutu
keşke yalnız bunun için sevseydim seni.



metinlerde buluştuk

metinlerde buluştuk kopkoyu deyimlerde,
koşut ve eş zamanlı okuduk kimi kitapları;
o arada iki de defterimiz oldu,
biri babasına daha çok benziyor.

bir türlü kotarılamayan uğraş,
ç harfini daha yeni dönmüşüz;
gözlerimizde ibni sina bozukluğu,
dostumuzsa, bodrum'da, dönmez geri.

uzaklardaydın, oracıkta, öbür kıtada,
keşke yalnız bunun için sevseydim seni.



küçük anne

küçük anne, kelepir kız,
bir şey söyle bana,
bana bir laf et ki binlerce,
onbinlerce görüntü anlatamasın.

genceli nizami'nin dediği gibi
taşı onunla yıkasalar
üzerinde akik biter,
bakışların ki...

ikinci bir parıltı var senin bakışlarında
keşke yalnız bunun için sevseydim seni.


18 aralik

18 aralık 1985'te o salonda
kişi nasıl kestirebilirdi ileriyi?
siz, kazıbilimler, alınyazısıbilimler,
geçsin yıllar geçsin, seneler gibi.

olur mu anımsamamak onaltıncı louis'yi
14 temmuz 1789 akşamı, louis,
şöyle yazmamış mıydı defterine:
"bugün kayda değer bir şey yok.."

"kehanet" adlı kısacık bir şiir buldum
keşke yalnız bunun için sevseydim seni.


hiçbir semtte

hiçbir semtte berberin olmadı,
1954-1980 yılları arasında,
26 yılda 28 ev değiştirdin;
leke kuşağı nasıl bilmez seni!

arabesk nedir diye düşünmüştünüz:
şebboy sesli bir cümbüş, eza içinde;
eşitlik midir komedya, içtenlik mi,
erdem diye benimsenmesi mi fırsatsızlığın?

yürütüyoruz bütünlemeye kalmış bir sessizlikte
keşke yalnız bunun için sevseydim seni.



mutsuzluk gülümseyerek

mutsuzluk gülümseyerek gelir, adıyla süslenmiştir;
banliyo treninde rastladığımız
sınav saatini kaçırmış liseli kız,
hep kazanırsın ey çözümsüzlük!

ey otobüssever ey troya yolcusu!
anımsarsın günlerce konuşup durmuştuk
o ib(ipekböceği) sesli kadını;
birinin grönland'ı olmaya hazırlanıyordu.

iki çay söylemiştik orda, biri açık,
keşke yalnız bunun için sevseydim seni.



bir kiş

bir kış göğü gibi o saat alçalır ölüm,
yalnız işitme duyusu kalır ortada.
asya kentleri yürür dururlar,
höyükler burnumda hızma.

uzakta dev bir damla:pırıl pırıl pencap!
tabanlarından kayıp duran sütunlar
yitmiş bir geleceğin işaret parmakları:
horasan uykusuna havlayan köpekler, buhara.

uzaklara bir bakışın vardı kafeteryada
keşke yalnız bunun için sevseydim seni.



piri reis

piri reis geri çekmiştir haritasını
azmayı çoktan unutmuştur hayvanlar;
başlamıştır sultanahmet sürüncemesi,
kızlar yatakta yan yatmaya başlar.

ben atımı böyle dört sürüyorum ya,
yetişmek için mi, bilmem, kaçmak için mi?
ya sen? neden sende tehlike anlarına
bunca hazırlıksız olma özeni?

bir şey var, ancak makilerin orda söyleyebilirim,
keşke yalnız bunun için sevseydim seni.



bir çiçek

bir çiçek duruyordu, orda, bir yerde,
bir yanlışı düzeltircesine açmış;
gelmiş ta ağzımın kenarında
konuşur durur.

bir gemi bembeyaz teniyle açıklarda,
güverteleri uçtan uca orman;
aldım çiçeğimi şurama bastım,
bastım ki yalnızlığımmış.

bir başına arşınlıyor bir adam mavi treni
keşke yalnız bunun için sevseydim seni.



gece bitkilerinden

gece bitkilerinden korkuyorum,
hayır, geceleri bitkilerden!
gizlenirken vurulmuş ulaklara ağıttır
bana açtığın her telefon.

iki kalp arasında en kısa yol:
birbirine uzanmış ve zaman zaman
ancak parmak uçlarıyla değebilen
iki kol.

an ki fıskiyesi sonsuzluğun
keşke yalnız bunun için sevseydim seni.



ati'lar deltalara

atı'lar deltalara gömülen atı'lar,
saçı'lar fiyortları öpen saçı'lar,
kutu'lar, haliçlerden susmuş kutu'lar,
takı'lar eski aşkları imler takı'lar.

bol dökümlü gömleğinin içinde
sırtını ve karnını dolanan
ve sonunda sincap olan
o kuş.

seni o kadar yakından görünce,
keşke yalnız bunun için sevseydim seni

kaynak:
ybiss
cemal süreya'nın #siirsokakta kullanıcıları tarafından en çok tercih edilen şiirlerindendir, bir diğeri de "hayat kısa, kuşlar uçuyor" mısrasıdır.
ben de sevdiceğime bakınca kızıyorum kendime;
gülüşün kalbimin küresel ısınma sebebi,
keşke yalnız bunun için sevseydim seni!