küçükken zorla saçı kazıtılan çocuk

hüzün içinde berberden ayrılırken bir gün uzatacağım ve saçlarımın sebebi olanların gözlerine sokacağım diyen çocuktur. o günden beri o dayımı sevmedim. nasıl sevebilirdim ki üç mm olunca "hemşire çocuğun saçı uzamış gönder bana" deyip o bilek gücüyle çalışan saçma traş makinesini kafama sürte sürte saçımı keserdi. psikopat dayı. ve ben de yapacağımı yaparım arkadaş. kafamın üstünde bir topuzla yaklaşık 195 boyunda karşısına geçtim. nasıl içi içini yiyordu, saçlarımı kesmek için. fakat boyu yetmezdi. saç iyidir, güzeldir dayı diye bir de övdümdü nasıl tansiyonu fırladı, şekeri düştü, gözü karardı. baktım yaşıtım kuzenlerimin kafası hala birinci sınıftaki halimiz gibi. yazık dedim. öcümü alıp, kılıcı omzuma dağıttığım gibi atıma atladım. dört nala uzaklaştım o mekandan.
mahalleli tarafından kel mahmut diye lakap takılan çocuktur.
sınıf arkadaşı tarafından keloğlan diye çağrılan çocuktur. ben çağırıyordum.
içinde zorlama olan hiçbir şey küçük bir çocuk için sağlıklı sayılmaz, bu dış görünüş ile ilgiliyse bir takım problemlere yol açabilir sanırım yetişkin hayatında.
maalesef kanser çocukların başına gelendir.
bu çocuk hiç ben olmadım çünkü kafam büyüktü. hatta kulaklarım daha büyük olduğu için 25 yaşında hala kepçe kulaklıktan esintiler görülebilmekte bende.
küçükken derken mesela ne kadar küçükken? * mesela benim annem ben 1 yaşlarında falan kazımış bir ara sürekli saçlarım gürleşsin diye..