"çocukken ne mutluyuzdur. işık, mantığın sesiyle nasıl da körelir. bu hayatta taşı düşmüş yüzükler gibi dolanıyoruz." sözüyle hayata olan bakış açısına hayran olmama neden olan kişi.
kapılar açılır, kapılar kapanır...
müziği şiirle birleştirerek icra eden, içindeki sanatçıyı dinlemekten hiç çekinmeyen kadın. mutlu ailesini net bir kararla terk edip, newyork da sefaletin dibini görmüş, sevmiş, çok sevilmiş, açık görüşlülüğüne rağmen sevgilisinin eşcinsel kimliğini başta yadırgamış, estetik anlayışını çok beğendiğim rock'n roll sevdalısı. ayrıca jim morrison'un spiritüel çocuğu ve rolling stones fanıdır. janis joplin'in bir performansını izledikten sonra etkilenmiş ** müziğe başlamıştır.
ve "jesus died for somebody's sins, not mine!" diyerek kalıcılığını derinleştirmiş sanatçı.
sadece müzik için değil hayata karşı duruş olarak da çok çok önemli bir figür. punk denilen şeyin sadece şımarıklık/serserilik olmadığının en büyük kanıtlarından biri. lakin artık böylelerinin sayısı çok az. bilinen klasikleri bir yana wim wenders'in until the end of the world'ü için eşi fred smith ile yaptığı it takes time... nasıl desem... hala tüylerimi diken diken ediyor.
zamanında çoluk çocuk demişler, caddenin ortasındayken patti ve sevgilisi robert. kaçmışlar koşmuşlar. resim yapıp, fotoğraf çekmişler. robert aşık olmuş bir adama aids i bulaştırmış vücuduna. yine de gülmüşler, sevmişler. sesine tapılan kadındır patti smith. o robert sız, robert onsuz anılamaz bence.