salçalı ekmek

çocukluk besini.
akşama kadar tozlu topraklı sokaklarda koşturur çocuk. sonra anne kapıdan seslenir o güzelim sesiyle... bir koşu gider, tontiş elleriyle hazırladığı mis gibi salçalı ekmeği indirirsin mideye.
afiyetle.

huzur ve biraz da hüzündür hatırlaması.
ardından tatlı niyetine, anne terliğinin en güzel gittiği besindir
fakir sucuğu sürülmüş salçalı ekmek en zevkle yenilendir. (bkz: çemen)
bazı insanlar çocukken yalnız yerler, bazı insanlarda benim gibi her parasız kaldığında.
tuzlanmadan tadı çıkmayan meret.
heleki kıymalı soğanlı olunca oyyhhşşş...
tabii bu mazide kaldı artık, salçalı ekmek veren yok ben yaparsam anca.
bu salça eğer biber salçası ve cevizliyse dumanı üstünde ekmeğe tereyağınla birlikte sürülürse orgazmik bir yiyecek oluverir.
artık bim lerde hazır olarak ekmek üstüne sürülüp yenilmesi için hazır olarak satılan kahvaltı sosunun çıkmasıyla pabucu dama atılmış olan yiyecek.
70lerden 90lara çocukların oyun arasında pratik hazırlanmasından dolayı annelerinden talep ettikleri ekmek arasıdır. * artık ne salçalar salça, ne ekmekler ekmek dedirtendir.
vazgeçilmezimdir, bir diğer türü de domatesli ekmektir.
biri yanımda yediğinde canımın çektiği ama benim yediğimde de pek hazzetmediğim yiyecek. çok tuzlusunuz. hah
laboratuar raporunu evde unuttuğum bigün, koşa koşa eve gelmişim, vakit yok diye ekmek arası salça yapmışım, fakirlikten değil yani vakit yok diye, yoksa arasına salatalık da koydum, yiye yiye kampüse gelmişim, fakültenin girişinde arkadaş önümü kesip 'kanka sen ne yedin öyle ağzın hep salça' demese hiç farketmeyecem, bende millet beni niye süzüyor diye havaya giriyorum
üşengeçlik besini. çok açsanız, saat geç ise, bir dilim ekmek, varsa biber salçası. * tamamdır.
çocukluğumu hatırlatandır. yanında bir de taze soğan oldu mu ohhh miss. en az benim kadar seven birini daha biliyorum (bkz: nohut kafa fırat) * * *