teen wolf

geçen yaz sıkıntıdan izleyip de sonradan hoşuma gitmeye başlayan, bu yaz da geriden de takip etsem bir günde 8 bölüm ile 3.sezonuna başladığım mtv dizisi. biz de liseyi dağda okuduk ama bizi kurtlar ısırdı da werewolf olamadık amk yani. işte bu scott'ı derek ısırıyor fln sonra kurtadamlar arasında fantastik zımbırtılar falan filan. hikayeden vampiri çıkarıp kurt adam ekleyin olay genelde bu çerçevede gelişiyor.

o eblek suratlı scott (tyler posey) için değil ama böyle geeky tip sevenler için styles (dylan o'brien) ve o yeşil gözlerine yandığımın mahkeme duvarı soğukluğundaki derek ( tyler hoeclin) için izlenebilir. ikinci sezonda da jackson ( colton haynes) vardı, daha çok jackson ve vücudu olarak görsel bir şölen vardı...muazzam

hele ki isaac ( daniel sharman)... o sarı kıvırcık saçlarına, maviş gözlerine boyuna posuna... bir de kendisi aslen ingiliz ama aksanını dizide duymuyoruz, tam bir jane austen romanındaki jön şirinliğinde kendisi.

bi de holland roden tarafından canlandıran pek bi amaçsız da dursa bi şeyler çıkan lydia diye kızıl saçlı, ırkdaşım bir kız var. kendisi de biraz bitchy, sevilesi.
her sezonunu bir anda gömülerek izlediğim için geçen ay başlayan 4.sezonunu kötü günlerime saklıyordum ki, hiçbir günümün diğerinden pek de iyi olmadığını fark ettim.

--- spoiler ---

4.sezon bomba gibi başladı ama benim yine de takıldığım birkaç nokta var. mesela, allison öldü üzerine hemen bir bölüm sonra hiçbir şey olmamış gibi devam edildi. genelde bütün dizilerde bir kayıp yaşandı mı minimum 2-3 bölüm onun yası tutulur, onu anma bölümü(cenaze sahneli falan) yapılırdı, bu anlamda şaşırdım açıkcası. ikinci olarak o sarı mr darcy isaac bir anda kayboldu? anladık aşkı gitti ama az bi hikayeyi doldurur insan... bi de allah için braeden güzel kız ama neden derek'le kırıştırıyor gitsin takılsın yalnız tabanca olarak o da hayallerimizin içine etmeyin amk.

artılara gelirsek: gerçekten güzel başladı, kendimi tuta tuta 9 bölümü 3 günde izledim ve şu an yeni bölüm açlığı çekiyorum. bi kere o kira muazzam bir kız, üstüne bi de kill bill havasında yerim onu. bunu da harcarsanız sizin amk. sonra the secret circle'ın soğuk nevale diana'sı burada malia olarak karşımıza çıkıyor. mini şortlar altına botlar, cool tavırlarla, kendisini baya beğendim. stiles'la ilişkisi ve karakter olarak o rahat, erkek fatma havası cuk oturmuş. hikaye bakımından, yeni sezon yeni karakterle iyi bi örgü sağlanmış ama daha sezon ortası finali gelmeden the benefactor kim öğrendik, daha neler gelecek acaba demişken, ilk sezondaki seksi hala kate'de geri döndü, kelimenin anlamıyla ortalığı kükretiyor o da. o kadar para buldunuz bari şu scott yamuk çenesini yaptırsın allasen.

--- spoiler ---

hayır bir de bu dizi yüzünden elektronik müzikten nefret eden biri olarak sempati duymaya başladım. her bölümde ayrı güzel parçalar, hapçı müziğinin bağımlısı olucaz bu gidişle.
internete sızan bilgilerde eşcinsel bir çiftin diziye dahil olduğu söyleniyor. 5. sezonuna başlamak üzere olan diziye eklenen corey ve lucas çiftinin ateşli öpüşme sahneleri merakla beklenmekteymiş.
enfes iki saatlik bölümüyle 5.sezonu çoktan başlayan ve şimdiden neredeyse sezon ortası finaline yaklaşan güzide ergen dizim. bu sezon, tam da "bu çocuklar daha ne yaşayacak?" derken senaristler bu sefer başlarına çok fena, belki de diğer sezonlardan epey farklı bir çorap ördü. ayrıca daha 5.sezonun yayınlanmasından bir-iki hafta sonra 6.sezon onayını aldı. bu sezon dizideki eşcinsel ilişkilerin dozunun artması da epey sevindirici.

sırf lydia'nın güzel ama zeki kız kalıbından çıkıp black widow gibi adam dövmesi için bile izlenebilir artık.



5.sezonun ikinci kısmının geçen hafta başlamasının yanısıra, 4.sezonda boy gösteren carver ikizlerinden charlie carver eşcinsel olduğunu açıklamıştır.

http://www.buzzfeed.com/michellerennex/s...
güzel, popüler, zengin ve şımarık kızlar, kurgusal ürünlerde yer aldıklarında, lanet odur ki hiç sevilmezler. ama yüzyılda bir kutup yıldızının altında doğan bir popüler kız, kitlelerce kendine hayran edinir ve bu kız, bu hayran kitlesine yüzyılda bir (1) kez sahip olur... işte bu kızın adı lydia martindir. dizinin sadece ilk sezonunu izledim, komik yanı ağır basıyordu ve bütün karakterler de o kadar düzgün, duru bir ingilizce konuşuyordu ki, alt yazıya ihtiyacım yoktu ve 2011 benim ingilizce öğrendiğim yıl olduğu için, bu beni musmutlu etmişti. ama sonra karanlık bir hava hakim oldu teen wolfa ve ben bıraktım, iyi ki de bırakmışım, ama sonraki sezonları uzaktan takip etmek mümkün oldu çünkü ortada bir sterek gerçeği vardı ve aldığım bütün tüyolardan memnunum. hakikaten lydianın bu kadar sevilmesi benim bildiğim şeylere öyle aykırı ki. tamam senaryo gereği popüler, zengin ve şımarık, güzelliği de göreceli, yani ben güzel bulmam sen bulursun orası önemli diil, ama bu kızın hayranlarının olması murat dalkılıçın şarkısındaki gibi 40 yılda 1 gibi... çok iyi oldu, çok da güzel oldu, tamam mı? ben bir sterekçi olabilirim ama sonunda kazanan stydia oldu ve ben centilmence stydiacıları tebrik ettim. çünkü ilk defa güzel, popüler, zengin ve şımarık bir kızın mutlu bir son yaşayabildiğine tanık olmuştum, benim için gerçekten benzersiz bir deneyimdi. bunu bu yüzyılda deneyemeyenlere acımakla birlikte gelecek yüzyılda bu bir (1) adet deneyimin sıfır (0)a inmemesini temenni ederim.