toplu taşımada yaşlılara yer vermeyin

oxford üniversitesi’nden yapılan ve yaşlı insanları oturmak yerine ayakta durmaya teşvik etmeye yönelik açıklama.

valla bunu şirinevler-bağcılar hattında yaşlılara anlatsak gan çıkar gannn ^^

http://www.hurriyet.com.tr/uzmanlar-konu...
zaten yaşadığım memlekette yaşlı nüfus ağırlıkta. mesela birazdan mesaim var, işe gideceğim. muhtemelen yine toplu taşıma aracında birileri sırf bu sebepten ötürü tartışıyor olacak. her gün aynı terhane "bize yer vermiyor saygısızlar" gençler de yer vere vere bıkmış, ne yalan söyleyeyim ben de saygılı biri olmaya çalışıyorum lakin 45 dakika yol gidiyorum. ağız dalaşına asla girmiyorum.

yaşlı insanlara yer veremediğim zamanlar oluyor. elimizde değil, bu haber de artık ne kadar yer edinir bilmem ama kan dolaşımı için mantıklı geldi de bizdeki kan da dolaşmıyor mu acaba?.
sanırım bu konuda politik olmadan konuşabilmek zor, ki ben kendimi apolitik biri olarak tanımlarım.

en basit şekliyle, şöyle söyleyeyim: yaşlıları, geçmişte bazı konularda daha aktif bir rol almadıkları için suçluyorum. yani muasır medeniyetler ülkeleriyle kıyaslayınca. bu yüzden, toplu taşımadaki o koltuğu haketmediklerini düşünüyorum. o yüzden, tipe göre yer veririm.

bu arada, seneler öncesinde bir gün metrobüse binmiştim. toplamda da metrobüse 5 defadan fazla binmemişimdir. özel bir sebebi yok ama öyle denk geldi. üç metrobüs bekleyip zar zor üçüncüsünde yer bulup oturduk. başımızda insanlar. birisi beni dürtüp dedi ki: şu işaret ne demek? ben de sersem gibiyim o gün. değnekli bir adam demek dedim. sonra da adam, ben başka birşey demiyorum dedi. arkadaş sinirlendi, sana mı düştü milletin hakkını savunmak dedi. böyle gergin bir ortamda, zaten ilk defa binmişim metrobüse de ne işareti nerede nerden bileyim? amcaya döndüm, dedim ki: kusura bakmayın, biz ilk defa bindik, biraz sonra inicez zaten, dikkat etmedik binerken nereye oturduğumuza dedim. bu da böyle bir anımdır. kavga edip günümü zehir etmek istemedim. ayrıca o amca o yeri haketmiş miydi? bence hayır. yaşlılar da yaşlılığını bilmeli. çünkü saygı, hakedilir.

bu arada kanada’da başıma tam tersi gelmiştir. bir kadın beni dürttü ve dedi ki, “sanırım çocuğun oturması gerek, rica etsem, ona yer verir misiniz?”
ben şok. alkışlar muasır medeniyet ülkesi kanada. çünkü adamlar biliyor ki, o küçük çocuklar, ülkelerinin geleceği.
makalenin çıktısını alıp alnıma yapıştırarak toplu taşımaya binmeyi planlıyorum artık.
(bkz: ihtiyarlara yer yok)
-kulak içi kulaklık takın
-müziği sonses açın
-camdan dışarı bakın
-uyuyormuş gibi yapın
-telefonunuzdan başınızı kaldırmayın
- kesinlikle göz teması kurmayın
yer vermemek için elinizden gelen tüm çabayı gösterin çünkü umutmayın ki herşey onların iyiliği için .
oldukça doğru bir önerme. ayakta toplu taşımayla gidecek kadar canları da yoksa sokağa bile çıkmasınlar.
acaba 30 yıl sonra o sarkmış götlerinizle hala böyle düşünür müsünüz?
kronik rahatsızlıkların devlete oluşturduğu yükün, vergi olarak bize ne kadar yansıdığını değerlendirdiğimizde sedanter yaşam bağımlısı bireylerin biraz ayakta kalması beni hiç üzmüyor
aslında 65 yaş üstüne devlet zorunlu ötenazi uygulasa ne güzel olurdu hem nüfus kontrol altında tutulurdu hem ekonomi iyileşirdi. çalıştın o vakte kadar yeter senin ömrün buraya kadar deyip devlete ve ülkeye katkıları için teşekkür edip gönül rahatlığıyla yollasalardı ebediyete. tabi bunu çok önceden planlamak gerekirdi çocukluktan itibaren devlet politikası haline getirilmesi gerekirdi, bireylerin hepsi blinçli şekilde yaşar, hayatını buna göre düzenlerdi bence muhteşem olurdu. yer vermek yer almak gibi şeylerle uğraşmazdık saygıyı sevgiyi daha anlamlı yaşardık en azından. bu fikirden iyi black mirror bölümü çıkar lan dur ben bunu senaristlere yazayım.
otobüse binmeden zamane gençleri diye laf atmaya başlayarak potansiyel koltuğunu garantileyen teyzelere anlatmak zor.