türkiye'deki polis şiddeti

gün geçmiyor ki yenisi eklenmesin dediğim şiddetler bütünü. yargısız infaz örneği, adaleti olmayan bir ülkenin çevreye yansıttığı acizlik, rezalet. bunları yapabilen polislerde bir o kadar acizlerdir, bunu yapan polislere arka çıkan hukuksuzlarda.

(bkz: hastanede polise dayak ve öncesi)

(bkz: istanbul kağıthane karakolda polis şiddeti)

(bkz: karakolda kadın döven polisler)

(bkz: polis dayağı ile çocuğunu düşüren öğrenci)

(bkz: ya herhalde o polisin şey olarak yane psikolojik olarak)

(bkz: hortum süleyman)

(bkz: kadıköy'de polis şiddeti)
türk islam sentezi ideolojisinin tosuncuklarıdır. polis denen şey her daim her yerde iktidarın, güçlülerin, mülk sahiplerinin fedaileri olmuştur. varlık sebepleri budur. bizdekiler ise katmerli pisliklerdir. e malum kanla sulanmış çok verimli topraklardayız. niye şaşırıyoruz ki? daha bundan bir kaç yıl önce mecliste hep birlikte polis vazife ve selahiyetleri kanununu geçirip polise padişah yetkileri veren akp- mhp- chp kardeşliğinin ürünlerini topluyoruz işte bugün. mhp zaten polise laf söyletmez de, chp de utanmadan yakınıyor bugün polisin gücünden. tabii kendi güdümünde ordu-polis olmayınca vıyaklarsın. babam mı verdi polise o yetkileri?
yıllar önce küçük bi kasabada yaşarken bi miting sırasında 2 polisten yediğim meydan dayağı örnek olabilir * .
(bkz: tebrikler yüzüme güzel bir yumruk attın ama şunu bil ki fikirlerim hiç acımadı )
evet bu ülkede gerçekten bi polis şiddeti var bunun nedenleri çok açık ... keşke her polis olucam vurucan , kıracam , dağıtacam , kimse birşey demeyecek diyeni almasalardı .
polis: 1. şehirde kamu düzenini, huzur ve güvenliği sağlayan kuruluş, kolluk, zabıta. 2. bu kuruluşta yer alan görevli, kollukçu

türk dil kurumu bu terim için bu tanımlamaları uygun görüyor..

lakin sahada uygulama hiç bir şekilde tarif ile örtüşmüyor!

huzur ve güvenlik, toplum içinde genel hakimiyet itibari ile neredeyse sıfır..

kamu düzeni, salt hükümet insiyatifine göre yeniden tasarlanmış bir nebze dikte edilmiş yaşayış biçimi..

hal böyleyken, durduk yere önünüzden geçen bir polis aracı ya da üniformalı polis memuru bile içinizde var olmasını sürdürmek için uğraştığınız huzur duygusunu alt etmeyi başarıyor..

uzunca tartışmalar sonrasında talepleri doğrultusunda meclis oylamasında geçirdikleri iç güvenlik yasası ile de yetkileri artırılan polisler şiddete meyillerinin yasal düzeneklerle korunduğunu savunur hale geldiler..

ne diyelim sonumuz hayrolsun
orta ikiye gidiyorum yeni ergenim.sigara içmeyi ve kahveye gidip batak oynamayı marifet sanıyorum.yine böyle bir gün okulu asıp kahveye gidip batak çeviriyoruz.aniden içeri polisler girdi biz ne bok yiyecez lan diye düşünürken arkadaş tuvalete saklanalım dedi.dediğini yaptık işe yaramadı çünkü türk polisi bizi enseledi anında biliyorsunuz kendileri mesleki anlamda çok yetkindirler.ağbi ben burda çalışıyorum walla desemde lan piç üstünde okul giysilerin var yalançı şerefsiz diye bir tokat patlattığı gibi beni ve 4 saz arkadaşımı karakola götürdü.
biz polis korkusundan ziyade babamız öğrenirse bizi gebertir diye düşünerek polis amcalara yalvardık ama nafile kalpsiz köpekler dinlemedi.karakola gidince yılların polisi meslek kaşarı bir komser bize,sizi ananıza babanıza söylemem ama tek şartla dışardaki kömürü kömürlüğe dolduracaksınız dedi bizde sike sike kabul ettik.o zamanlar doğal gaz daha memlekete gelmediğinden 5-6 tonluk bir kömür dağı vardı karakaolun önünde.
neyse verdiler ellerimize kürekleri ufak bedenimizle giriştik işe.kadersiliğimizin devamı niteliğinde sağanak bir yağmur başladı sevindik bizi bırkacakalr diye.ama veledi zinalar izin vermedi.yarım saat daha kömür attıktan sonra donumua kadar ıslanmıştık.polisler söylemesi bile ailemizgaranti anlardı zaten okula gitmediğimizi.ben daha fazla dayanamadım diğer zibidilere hadi kaçalım nasıl olsa herkes içeri girdi kapıdaki nöbetçi moruk bizi yakalayamaz dedik.hepsi reddeti tırsak heriflerin.yağmur yağıyor ellerim sızlıyor belim ağrıyordu.sikerim lan diye küreği attığım gibi koşmaya başladım.ayaklarım götüme değe değe kaç saat kaç dakika kaç gün koştuğumu hatırlamıyordum.yorgunluktan ve nefes kesintimden dolayı az daha bayılacakken parkın birine attım kendimi.saatlerce orda oturdum ta ki polislerin beni bulamayacağına emin olana kadar.gerçi akşam evde babam dövecekti o dövmese bile polisler beni tekrar alıp karakolda dövecekti.böyle düşüncelelerle eve gittim anneme herşeyi anlattım.kızdı polislere beddua etti.ben seni ekmek almaya yollamaya kıyamazken sana nasıl böyle davranırlar diye.
el kadar ergen velete böyle zulüm eden acaba büyüklere neler etmez kim bilir.aradan yıllar geçti onlar değişmedi hatta daha da azdılar kuduz hayvanlar.
polisle ilk temasım böyle başladıktan sonra hayatım boyunca onlardan nefret ettim ve hala nefret etmeye devam ediyorum.gördükleri yerde muhakkak durdurup kimlik sorarlar.bende ukala ukala cevap veririm.kaç kere bu yüzden karakolda ve ekip otosunda dayak yedim bilmiyorum.tiksindiğim nadir insanlardır kendileri.polis dediğin yaratık zengini ve güçlüyü korur.halk için değil egemenler için vardır.egemenlerin,siyasetçilerin,patronların yılmaz savunucusudur.halkın çocuklarını bu şekilde halkın düşmanı yapan sistemi korumak için yine canlarını feda ederler.
daha bu ne ki? hele ki iç güvenlik yasa tasarısı onaylansın da o zaman görün.
kadıköy'de bir dolmuş şoförünü fazla yolcu aldığı için ayağından vurmuşlar.

https://www.facebook.com/387659174744486...