yazarların çocukluk lakapları

kedi. ufak tefek olup her yere tırmanıp her deliğe girebildigimden mi yoksa kavga ettiğim her çocuğun suratındaki tırnak izlerinden mi bilinmez...
yalan rüzgarında krikıt diye bi kız vardı. ona benzediğimi söylerlerdi ve krikıt derlerdi. *
bir de runo vardı. ama onu kızlar diyordu.
saç renginden dolayı;
(bkz: portakal)

insan azıcık farklı olmayiversin..
bazlama. evet şişmandım küçükken.
kaleci balina. futbol ile son temasımın olduğu zamanlardandır. eyvallah kiloluydum ama gel gör ki o zamanlarda güdük bir şeydim. ama niye balina derlerdi hiç aklım almaz. kilolu olan herkesin başına geldiği gibi maçlarda beni kaleye koyarlardı. canım istediğinde konsantre olur kurtarırdım ama canım istemediğinde de öylesine elimi, ayağımı uzatırdım. özelliklede çabaladığım halde çok üzerime gelindiğinde öylesine kurtarırdım. hatta inadına gol yiyip takıma ayar vermişliğim bile vardı. bunu bilenlerde maç esnasında bana bulaşmazdı.
sabo bide babam tarafından koyulan hamza bey*
nerdeyse herkesin birbirini tanıdığı köyden hallice bir kasabada, istanbul türkçesi ile dolaşan, futbol oynamayan, kitap okuyup, sülün besleyen, okul dışında hiç sokağa çıkmayan, şişman bir çocuk.
haliyle sesimi- konuşmamı duyan herkesin tepkisi nerdeyse aynıydı.
kız gibi, avrat hasan, top, tosun, en sonunda ibnisaatchi de karar kıldılar yaklaşık yirmi senedir de öyle kaldı.