24 şubat 2014 recep tayyip erdoğan bilal erdoğan ses kaydı

babadan oğula kalıtım yoluyla geçeceğini düşündüğüm aklama ve temizleme önelli bomba ses kaydı içeriği.

yolsuzluk olayı patladığı gün; rte tarafından oğul bilal'i aramak suretiyle verilen bu fabrika ayarına döndürme talimatı; sıfırlamanın içeriğini akıllara getiriyor. artık nakil mi yapar, devir mi eder, paraları yakar mı camdan mı atar orası muamma. her kaset skandalı sonrası montaj olduğu öne sürülüp düzmece süsü verilmeye çalışılan olay, bazı kesimlerce hemen aklandı bile. çünkü bu kadar adil bir başbakana atılan bir çamur imiş bu olay.

youtube'ye yüklenen ses kaydı videosunu yükleyen ve izleyenlerin suç işlediği öne sürülüp yakında evden alınmaları da olası. pislikleri örtbas etmek için çıkarılan sansür yasasının neleri örtmeye çalıştığı da tek tek ortaya dökülüyor.
o kadar uğraştılar paraları sıfırlayamadılar. vay be, ne para götürmüşler... birde bir evlat bu kadar mı ahmak olur yahu.
çoktan sansürlenmiştir.
o degilde milletin ozellikle twitterda dusundugune bak, kaset montaj olabilirmis sonradan bu aciklanacakmis boylelikle hepsi montajdi bakin denecekmis, ulan ne hala gelmis millet urettigi teoriye bak,yasadigi guvensizlige geldigi noktaya bak, onu da bi kenara birakalim bu tayyip kisisi hala neyin pesinde anlayabilmis degilim defol git artik hic mi aklina gelmiyor herseyin ortada oldugu yok ya gozu kapanmis artik onun hirstan
rte'nin çocuğu ben olsaydım çok farklı olabilecek ses kaydı.

+sen şeyleri naptın?
-yok babacım elimde bişey. allah belamı versin yok.
-bilal?
-selamın aleyküm babacım.
-bak şimdi evdeki o şeyler var ya...
-neyler babacım?
-şeyler işte... hani kasada filan saklarız...lidyalılar bulmuş... anladın mı?
-tekerlek mi babacım?
-emine, söyle kız gitsin şunun yanına... bu beceremeyecek tek başına!
-babacım beni mi aradın sen?
-konuşuyoruz ya evladım! neden bahsettiğimi anladın mı sen benim? hani avrosu vardır; doları vardır... senin evde balya balya yığılı şu anda...
-para mı babacım?
-bağırma evladım... onları şimdi eniştene, amcana, berat'a filan şey yapıcaz...
-ney yapıcaz babacım?
-vericez.
- senin paraları mı babacım?
- dilin kopsun evladım..
-amcamgile mi vercez babacım senin paralarını?
-sümeyye geldi mi?
-geldi babacım.
-yanında mı?
-hayır babacım.
-nerde ulan?
-karşımda duruyor babacım.
-allah cezanı versin evladım.
-inşallah babacım.
-sıfırladınız mı?
-neyi babacım?
-ulan avroları işte.
-az bişi kaldı babacım.
-sümeyye'yi ver bana.
-babacım niye kısık sesle, şifreli şifreli konuşuyorsun?
-dinleniyoruz ya evladım.
-kim dinlio babacim bizi?? sümüş koş bak bizi dinliyorlarmiş...
-emine gerekirse hepimiz gidip ifade verelim ama bunu canımız pahasına yollamayalım. bu bizi astırır yeminlen!
-babacim paralarin üçte ikisini eniştemgile verdik. binde biriyle de ev aldik.
-bağırma amk!
-paranın kalanıyla kağıttan gemiler yapcam babacım. sümeyye'nin havuzunda yüzdürcem onlara gittiğimde.
-kanser ettin evladım beni!
-sen mi aradın, ben mi seni aradım babacım?
-kapat ulan, şu telefonu.
-hangi telefonu babacım?

not: dıyalog bir arkadaşımın facebook iletisinden alıntıdır.
bir toplumun uygarlık anlayışında ve devlet yönetimi felsefesinde ulaştığı trajik düzeye en güncel örneklerdendir.
susurluk kazası nın bir milat olduğu düşünülüyordu...
1 dakika karanlık eylemi aylarca sürmüştü...
sonra, gezi direnişi veya haziran ayaklanması biraz ümit vermişti...

bu ses kayıtları, birşeyin başlangıcı mı, yoksa bitişi mi? dedirtir...