ayı sözlük dertleşecek insan veritabanı

  • /
  • 6
keşke yüzyüze dertleşebilsek diyorum şu an ama yapabilecek bir durum yok.
dertleşelim, beraber ağlayalım efendim. buyrun
şu günlerde baya ihtiyaç
çok sıkıldım. çook çok çok.
varsa sorununuz 7/24 çekinmeden yazın gaydaşlarım. dertleşiriz.
tam benimdir. dinlerim, çok güzel dinlerim. farklı fikirlerde veririm. yeşillendirin kutucuğumu.
en sevmediğim şey dert dinlemek. kendi problemlerimle kafasını sikeceğim kişiyi de özenerek seçerim.
dertlerime bir yabancıyla paylaşmayacak kadar bağlıyım*
şu aralar pek dertli değilim ancak insanlarla sohbet etmeyi, onları dinlemeyi, yaşadıklarının ona ne kattığını ya da ondan ne eksilttiğini dinlemeyi severim. konuşmak isteyen olursa seve seve dinlerim.
şu an 6. biranın sonunda netflixte bir şeyler izlerken sohbet etmek isteyen herkese mesaj kutum açık
kimse benim derdimi dinlemediği için ben dert dinlemeye başladım tamam mı? anlatmak isteyen gelsin.
ella wheeler wilcox'ın çok sevdiğim bir sözü vardır.
gülün ve dünya da sizinle gülsün. ağlayın ama yalnız ağlayın.

o yüzden kimseye derdimi anlatmam ancak hoşbeş ederim.
derdim yeterince fazla kafam da çok karışık ama muhabbet edecek birilerine hayır demem
zevkle dinlerim.

30 yaş üstü beyler lütfen :)
dertleşmek işteş bir fiil. arada beni de dinleyeceksen olur
kesinlikle dertleşecek insan bulamadığım platform
daha önce benim de söyleyeceklerim var'a derdimi her anlattığımda bana karikatür yolladı. en son babaannem yoğun bakımda can çekişirken "dün yoğun bakım bugün yoğum bakın" diye bir karikatür yollamıştı.

bugün nickindeki sempatilikten dolayı pufidik'e derdimi anlattım. o da başından savmak için komik video yollamış cevap olarak. sadece nicki sempatik diye aldanıp mesaj atayım demeyin.

xalocum'a mesaj attım derdimi anlattım. o da dengbej yollamış. kardeşim sadece kürtlerin mi derdi olabilir yani?

anna madrigal'e mesaj attım o da porna yollamış. ne yalan söyleyim yine başından savma amaçlı olduğu belli olsa da en iyi o geldi.

ayimsi desen anime izle oyun oyna falan yazmış? çocuk muyum ben? veya dertlerimi çocukça mı buldun???

gamlı_baykuş'a yazdım en son ama only good vibes storisi attı bana.

nakhar'a mesaj attım sende histrionik kişilik bozukluğu var dikkat çekmeye çalışıyorsun dedi.

kamyoncu'ya mesaj attım. ona anlattım derdimi. görmüş geçirmiş bir abi sonuçta dedim ama parlak mısın et giren yere dert girmez gel senin ilacın bende diye cevap verdi! kim bilir belki de haklıdır...
aaa bilmiyordum ben varım ben dökülün!! hobi olarak psikolojik danışmanlık itinayla yapılır. genelde çözüm bulunmaz ama sonuçta dinlenir yani...
sana sadece yolu gösterebilirim, o yolu yalnız yürüyeceksin. bana da bir yol gösteren oldu zamanında ve o yolu yalnız yürüdüm.

(bkz: yüzyüzeyken konuşuruz)

dert anlatılmaması gereken yazarlar listem şöyledir.

özdemir - siz dert anlatmak için buluşmaya giderken sizi alıp semt pazarına götürür. her tezgahtan peynir, karpuz tada tada karnınız bir güzel doyar. gömlek cebimize can erik doldurur. sonra berbere gidip sadece ense traşını düzeltir ve buna da para vermez... ikide bir "bak bunun aynısı zara'da yüz seksen tl" der. derdiniz azalır ama daha kalitesiz bir hayatı çok daha masraf ederek yaşadığınızı farkeder kahrolsunuz.

ayimsi - "seviyorum" dersiniz "o zaman git söyle" der. "ama söylenecek insan değil be ayimsi" dersiniz "o zaman söyleme" der. "ama işte seviyorum" dersiniz "o zaman söyle" der. yazıklar olsun.

actual proof - dert anlatırken konu paraya gelecek de borç isteyeceksiniz diye strese girer sürekli, sizi de telaşlandırır. "masada beni bıraktı gitti actual, ben bunu hak edecek adam mıyım?!" dersiniz, gözlerini kaçırır. rezalet.

xalocum - dertleşmek için buluşursunuz sizi bim'e götürür. yazın klima ihtiyacını buradan karşılayıp kasiyerle kesişiyor. çok sıkı takip ettiği fırsat ürünlerinden iki kamp sandalyesi açıp daha seyrek geçilen reyonlarda oturtup dinliyormuş gibi yapar sizi. kasiyerle kesişmekten derdiniz yine size kalır.

euphoride - dert anlatırken sizi yemeye içmeye sevk eder sürekli. doymak bilmeyen bir yancı olur çıkar. gelen sıcak çikolatanın giden brownilerin haddi hesabı yok. safi masraftır.

gamlı baykuş - uzun uzun dinler. anlatılan olayların önemine uygun tonda "hıı anladııığm" "hadi bakalııım gel de çık işin içinden" gibi takip ediyordum dewamke komutları verip başını emme basma tulumba gibi sallayarak sizi dinler. bitince de "de hera!" diye sizi başından salar.

pufidik - sizi güzelce dinledikten sonra kıtlama şekeriyle çayından bir yudum alıp size kaynak ve belgelerle ülkede yapılmış / yapılan haksızlıkları, mağduriyetleri gösterir. olayların failleri ifşa eder. günün sonunda size "benimki de dert mi be" dedirtir. tırt bir dert ile gidip hakiki dert sahibi olarak geri dönersiniz.

anna madrigal - tüm hikâyeyi anlatırsınız, "şimdi söyle ne yapsın bu sözlük yazarı" dersiniz. soluksuz dinlemiştir ama canınızdan can alan "hmm her şeyi anladım da o çocukla aranızda duygusal bir şey var mı" gibi özünde konuyu hiç dinlemediğini belli eder sorular sorar.

myjudas - siz dert anlatırken bir kulağına kulaklık takıp dinler sizi. "anlat anlat dinliyorum" der. siz konuşurken şarkıyı falan değiştirir.

nakhar - kafanız dağılsın diye sizi arkadaşlarıyla pikniğe götürür. sakin sakin dinler. ama koskoca pikniğe kişi başı bir üçgen sandviç ve bir bardak şampanya getirilmiştir. ortamdaki kimse de bu durumu yadırgamadığı için ses çıkartmazsınız. ne top vardır, ne mangal ve hamak ne de 10 litrelik su bidonu. derdiniz azalır ama bir pikniği de heba ettiğinize yanarsınız.

tonbaliklipizza - siz dert anlatmaya başlar başlamaz o da bir derdini anlatır. siz o bozulmasın diye abartıp biraz büyük tepkiler verince derdinizi küçümsercesine bir tane daha anlatır. sonra siz de gaza gelip daha büyük dert anlatırsınız, karşılıklı "görüyor ve arttırıyorum" restleşmelerinin sonucundan kendinizi bir dert olimpiyatında bulabilirsiniz.

kocaayi - içine içlik giydiği için anlattığınız dertler kendisine ulaşmadan elbise ile içlik arasındaki o absorbe edici alanda asılı kalır. kendisine ulaşmaz. adeta dert-geçirmez bir kalkandır onun için içlik. yaza denk getirip dertlerinizi boca etmeniz tavsiye olunur.

smellycat - foça'ya gidip güneşte güzelce bronzlaştığı için anlattığınız dertler bronz vücudundan geri sekip size gelir. dert geçirmez olduğu döneme yazdır. kışın yakalarsanız hiç affetmeyin.

kamyoncu - onunla iletişim bile bir derttir.
ben yazdım birkaç kişiye arakadaş filan da oluruz niyetiyle pek paslamadılar. uhm.
benim de söyleyeceklerim var piknik bahanedir. bir yolunu bulup toprağa basmanın, doğa ananın enerjilerimizi / auralarımızı düzeltmesine kısa yoldan ulaşmak şahanedir. ruhumuz doysundur.

(bkz: psikolog arkadaşlarım var)
(bkz: siz benim misafirperverliğimi nereden bileceksiniz)
  • /
  • 6