ayı sözlük günlük

  • /
  • 7
hıhı.
bugün yine beynini kullanmakta zorlanan insanlarla aynı ekranı paylaştım. galiba elimde olan sadece diş sıkıp, not sayfasında ana avrat boşa söverek sayfayı eski haline getirmek. hatta yaptım. eskiden insanlar okumadığı için cahil diye adlandırılıyordu. şimdi ise okudukları için övünüp burun kaldıranların aslında eskiye yönelik cahil diye adlandırılan insanlardan daha beter olduğunu hissettim. dur neydi o laf.

kara cahil.

sığ görüşlü insanların kesinlikle beynini kullanmaktan aciz olduğunu, bununla yetinmeyip, maalesef kapasitesindeki boşluğu değerlendiremeyen ve içerisine bi kaç çakıl taşı atarak ağırlık yapmasıyla çalışacağını düşünmeleri, insan varlığının git gide ölümüne, robotların ise neden üretildiğinin sonucuna kaanat gösteriyor. geri kalan nefretimi tam dolduğumda tekrardan dile getireceğim.
değişiyorum günlük. iyi yöne doğru mu kötü yöne doğru mu henüz bilmiyorum, ama değişiyorum.
sevgili günce bugün olanlar oldu.
cuma akşamı tinder dan birisiyle tanıştım benden yaşca epey büyük birisi. daha tanışmamız 1 saati doldurmadan yanına gelmemi istedi ki hayatım boyunca 1 2 ay konuşmadığım dışarıda görüşmediğim birisinin evine gitmişliğim yoktur. telefonlaştık ne olduysa ertesi gün için benden söz aldı.
kendisinin beyanına göre yaklaşımım çok hoşuna gittiğinden dolayı beni hemen çağırıp tanışmak istemiş. yüzünede dedim aslında -yalan söylemediğini nereden bilebilirim?-
ertesi gün gittim yanına. o kadar güzel vakit geçirdik ki ikimizde şaşkına uğradık. ayrılamadık onda kaldım. hatta kendime ulan yorgo galiba bu adam eski ilişkini unutturur dedim -olmadı.
bu akşam -artık eskisi gibi olmamıza gerek yok- diyen, deli gibi aşık olduğum adam yazdı. evine çağırdı, konuşmak istediği ve ilişkimizi tekrardan gözden geçirmemiz gerektiğini söyledi. yani tekrardan barışmak istediğini belirtti.
gitmedim sevgili günlük -gidemedim.
gitseydim ilişkimiz düzelecekti, mutlu olacaktım ve 7 aydır kokusu burnumda tüten insanla sevişecektim belki de.. yapamadım.
nasıl yapabilirdim ki günlük? daha dün bi adamla o kadar mutlu uyandım ki. nasıl o adama, duygularıma ihanet edebilirdim.
o kadar karmaşığım ki anlatamam sana. kalbim hala onda ve bu akşam onun yanina gidemedim. hissetti ki "başkasi var değil mi?" diye sordu bana. evet var diyemedim..
biliyorum yalancı, kurgucu pisliğin tekiyim.
ama nasil başkasi var diyecektim ki hala onu deli gibi severken.
çok doluyum günlük. kafam, zihnim, kalbim paramparça. ne yapacağım bunun altından nasıl kalkacağım ve kendimle nasıl yüzleşeceğim bilmiyorum.
merhaba,

bugün yastığım göz yaşlarımla yıkandı. kin ve nefret güden insanların eksilerini sayarken kalbim az da olsa burkuldu. biraz yıprandı. çokça da sola kaydı. güzelim türkçeyi unuttum. ve sonuç ney mi? ayapanecoca, tuyuca, abazaca, dolganca ve gagavuzca ağıt yaktım. sonra dedim ki; vay amk çok iyi lan. alakasız diller öğrendim.

teşekkürler eksici adamlar. hepsi sizin sayenizde.
türkiyeye döndüm sevgili günlük. normalde evet avrupadan türkiyeye dönmek çoğu insana biraz üzücü gelebilir. sonuçta gelişmiş bir ülkeden gelişmekte olan bir ülkeye dönülüyor. ama ben bunu pek takmam, tanrı ne isterse o olur. ama aklım onda kaldı. her güzel koku bana onu hatırlatıyor, o yazmayınca depresyona giriyorum. o son gün çok güzeldi, yanımda uyuyakaldı. arada bir uyanıp bir öpücük veriyor ve sonra tekrar uyuyordu. o anı unutmayacağım. sonra bana aşık olduğunu, ama uzak olduğumuz için çok zor olacağını anlattı. normalde bunu tercih etmediğini ama korunmak şartıyla başka biriyle sevişebileceğimden bahsetti. neyse ya, kalbimin birazı orda kaldı sanki, onun ellerinde. keşke şu an aynı şehirde olsak, ona buluşalım mı yazsam ve buluşsak. bu daha başlangıç, özleyeceğim.
uykularımı kaçırıyor diferansiyel denklemler.
dün akşam göz yaşlarım misafirliğe geldi, iyice hasret giderdik bir daha hiç görüşmeyecek gibi.
selam günlük yine ben. drama queen modundan çıktım artık. ondan uzağım ve ellerini özlüyorum. muhtemelen birkaç ay boyunca da onu göremeyeceğim. ama böyle her gün günaydın iyi geceler filan yazmak ta mantıksız geliyor. evet her yerde her şeyde aklıma o geliyor, başkalarında ondan izler arıyorum. ama öyle el ele tutuşamadıktan, kahve içemedikten sonra ne anlamı var ki günaydın mesajlarının? ya da var mı yoksa? bir yandan da sex amaçlı görüşmek isteyen biri var ve sürekli yazıyor. kahve içme teklifini reddetmedim. bunu yaparken ona ihanet ediyormuş gibi hissettim, ama onun da düzenli sex yaptığı bir adam var zaten. ayrıca bana ne kadar kıskanacak da olsa kondom kullanma şartıyla başkalarıyla yapabileceğimi söyledi, ki muhtemelen kendisi de yapacak. neyse, bu konuyu kafamda tartmam gerek. bunun dışında okul başlıyor yine, zaten tatilde de çalıştım. ama çalışmayı seviyorum, bazen ders çalışmaktan zevk aldığımı hissediyorum. sadece sorumluluk hissi çok sıkıcı, kendim istediğim için çalışmak istiyorum ödevler yüzünden değil.
ben neden bu saate kadar uyanık kalıyorum? yeter artık benim de uykum gelsin yarabbim. *
bugün cevizlibağ dolaylarında inen talebe vatandaşlardan birinin yerine vakit kaybetmeden oturdum. tabi bazı vatandaşlarla göz göze geldik fakat çizgimi bozmadım. migrostan aldığım 2 poşet zerzevatım ve özel ihtimam gösterdiğim 30'luk yumurta kolimle sağ salim evime geldim.
mental ve fiziksel olarak yoruldum. artık yeni başlangıçlar istiyorum.
ı asked the yellow flower:
do you have a mother and a father?
she replied: father dervish,
my mother and father is the earth
*
bugün dolmuşta kendime ön koltukta yer bulabildim. şoför bey ile yol boyu siyasi konuşmalar ve istanbulun kalabalığına, trafiğine bağlı sorunlar üzerine konuştuk. ardından metro ile yenikapıya kadar istiflenmiş bir şekilde aktarma yapana kadar ayakta yolculuk yaptım . neyseki hacıosman hattı sakindi taksim'e varana kadar oturarak yolculuğumu tamamladım. hazır taksime çıkmışken yapı kredi sanatta daha önce bahsettiğim orhan pamuk'un balkonundan bir yıl boyunca çektiği fotoğraf enstantanelerini içeren "balkon" adlı sergisini gezdim. çok hoşuma gitmedi gitmek isterseniz yapı kredi sanatta gezebilirsiniz. ayrıca resmen milleti dikizlemiş evinde poker oynayan teyzeleri de kadrajına almış almakla kalmamış sergilemiş.
sevgili günlük 3 gün önceki travmamın etkilerinin azaldığını gördüm mutlulukla sanırım paylaştıkça kanıksadım artık ağlamıyorum hömkürerek. yarın biriyle date. e çıkıyorum umarım flört yeteneksizliğim belli olmaz da düzenli hayata geçiş yaparım onunla. iyi bir insana benziyor... bakalım...
emin canın ismi mehmetli birselerdi aynı zamanda da k call me by your name deki eliotdu en son bir uçurum kenarında opusmeye başlarken kahpenjn biri geldi. ve onu uçurumdan aşağı itti karışık şeyler hatırliyorum sonuçta sevdiğim adam olmuştu öldüren kişiyle aynı odads kalıyordum ailem artık tamamen bana rub hastasıymjşim gibi davranıyordu öldüren kız yada erkek de (once erkekdi sonra kız oldu) winxdeki kötü kısa saçlı cadı ile anlaşıp bir şekilde oliverla iletisime geçmişti ona herşeyi anlatan bir mektup yazmış ölü olduğu halde. ve o beni bile affetme misti . çıldırdım benim suçum yoktu ki ben de ölmek istedim hiç kimseyi bu kadar arzuladigjmu hatiamjyorum . yan apartmandaki deli kadının çığlıklarjni unutamıyorum ,sevgilimin katilini óldurme hirsim gözümu kör etmişti o sanki heteroydu ve evliydi ama tam onla bir şeyler yaşarken uçurumdan düşmesi gozumun önünden gitmiyor .devasa bir uçurumdu bura çünkü .. keske onu kurtarabilseydim çok acı çektim ciddi anlamda kalbim agriyordu

təşəkkürlər edirəm
why does my heart feel so bad?
sevgili ayı,
geçenlerde bir arkadaşım adioo hayat çok güzel , bu hayatı yaşamaya bayılıyorum demişti.
değişik hissettim. aslında ben de onun gibi düşünüyorum ama dile getirmiyordum, iyi oldu.
bugün metrobüs ile kadıköye geçtim tahmin edeceğiniz üzere yolculuğumu ayakta yaptım fakat yormadı bu yolculuk beni. köprüye gelende yalılara bakıp iç geçirdim istanbulun en güzel yerinde en güzel evinde oturmak nasıl bir duygu diye de düşünmeyi ihmal etmedim. sonra sözlük yazarlarından ciwan, muahhhh nickini hatırlayamadığım iki yazar ve onların 2 arkadaşı alakasız olacak ama 1 adette italyan arkadaş ile kadıköyde buluştuk gerçi ben ciwan ve muah ile bulaşacağımı zannediyordum kalabalık bir ekibe denk geldim. güzel keyifli bir akşam oldu. avrupa yakasında yaşayan tek kişinin ben olduğum gerçeği ile yüzleşip tekrar metrobüs ile evime geldim.
yine uyuyamıyorum, geceleri artık iyice uyuyamaz oldum. sabah olana kadar oturuyorum. bugün çikolatamda yok ekmeğim de. acıktım, ne yapsam bilemiyorum gerçekten. her şeyden de öyle sıkılır hale geldim ki. yarın ankara’ya gidiyorum. izmiri’i ise hiç özlemediğimi farkettim şu iki haftada. belki yine ankara’da yeni biriyle tanışırım. bana yazanlar var ama artık onlardan da sıkıldım. biri aradığım gibi biri değil, diğeri ise sürekli direktif veriyor, öbürüyse evli. bu arada yanlış anlaşılmasın hiçbiriyle seks yapmadım. sadece yazışıyoruz. sadece birini 7 aydır tanıyorum ve görüşmüşlüğümüz var. öyle işte . hepsini engelleyip kurtulmak istiyorum ama bu da bi çözüm değil biliyorum. sadece onlara görüşmek istemediğimi söylemem gerekiyor , acaba o zaman bi yanım eksik kalır mı? neyse umarım her şey güzel gelişir.
  • /
  • 7