ayı sözlük günlük

tarif etmesi zor deneyimler yaşıyorum. aslında çok normal şeyler ama hayatımda hiç yaşamadığım şeyler olunca, o kadar inanılmaz geliyor ki... rüya gibi.

erkek arkadaşım işyerinden bir arkadaşının kocasının piyano resitaline davet etti beni, bu akşam beraber gittik. konser öncesi işyerinden bir dünya insanla karşılaştı normal olarak, bir kısmı da türk, herkese "işte bu da erkek arkadaşım antti" diye tanıştırdı. zaten herkese anlatmış, herkes "aa antti sen misin, çok anlattı seni" dediler falan. konser sonrası da kokteyl oldu, gene benzer durumlar, bazı arkadaşları ile bayağı samimi oldum, kahkahalar, espriler falan.

hani "e yani ne var bunda?" denilebilir ama ben hayatımda ilk defa bu kadar kalabalık bir ortamda birinin erkek sevgilisi olarak tanıtıldım ve bir sürü sosyalleştim falan, ki sosyalleştiklerimin çoğu da diğer türklerdi. olumsuz hiç bir şey yok, önyargı yok, zaten erkek arkadaşım anladığım kadarıyla işyerinde bayağı sevilen biri. bir taraftan çok normal, ama bir taraftan da rüya gibi. allah bozmasın, nazar değmesin ama kendimi hakkaten çok şanslı hissediyorum, şu ortamları hayatımda yaşayabildiğim için. yıllarca eşcinsel olmaktan dolayı kendine eziyet etmiş, hatta tabii eziyet de görmüş birisi olarak, oralardan şu noktaya gelmiş olmak, nasıl şans geliyor anlatamam. herhalde o kokteyldeki kimse de (muhtemelen erkek arkadaşım dahil) benim neler hissettiğimi, benim için bunun ne kadar büyük bir olay olduğunu anlayamazdı.

bu arada konseri veren piyanist ingilizdi ama 10 kasım nedeniyle fazıl say'ın "nazım" isimli eserini çaldı, o notalarda da memleket havalarını hissedip bir de zaten yaşadığım o şaşkınlığın da etkisiyle hüngür hüngür ağladım sessizce.

sözlükteki yazarlara sorsam büyük çoğunluğunun yaramaz diyeceği birisin. çoğuyla ufak büyük tartışmalar yaşamışsın, acaba gerçekten yaramaz mısın yoksa nasıl birisin? en çok bunu merak ediyorum. belki yanlış anlaşılan birisin belki haddinden fazla alıngan. seni tanımıyorum ama neden instagrama her fotoğraf attığında kalbime engel olamıyorum? ne oldu bana? neden uyandığımda aklıma gelen ilk kişisin? insan hiç tanışmadığı hiç konuşmadığı birine aşık olabilir mi? buna verecek cevabım yok.daha önce böyle birşey gelmemişti başıma, ama senin var olduğunu bilmek bile yetiyor şu anda. senin için mutluluk ve yeni işinde başarı dilemekten başka birşey gelmiyor elimden.sen bilmesen de, umrunda olmasa da, hiç bilmeyeceksen de seviyorum seni adamım.
geçen cumartesi günü bir çift olarak bir akşam yemeğine çağırıldık. erkek arkadaşım iki şişe şarap almış, ben de güzel bir çiçek yaptırdım, onu götürdük. çağıran kişi erkek arkadaşımın italyan yoga hocası. yemekte bir çift daha vardı, bir karı-koca daha. böylece biri eşcinsel 3 çift olarak akşam yemeği yedik. son derece de normal geçti. ama tabii benim için bir başka ilk oldu.

dün akşam da ev partisine çağırdı beni erkek arkadaşım, oraya gittim, orada da 8-9 kişi kadardık. yemek sofrasında erkek arkadaşım "aşkım kırmayıp geldiğin için teşekkür ederim" dedi, sonra da herkese "antti benim hayatımdaki en güzel şey" diye beni takdim etti. herkes gülümsedi falan. o sofradaki tek eşcinsel çift de bizdik bu arada. vallaha rüya gibi geliyor bu olan bitenler. nazar değdirmeyin ha, umarım hepiniz bu şekilde olan ortamları yaşarsınız. erkek arkadaşım benim hayatımda en önemli rol modelim oldu. aslında açıldıktan sonra türkiye'deki kendi arkadaş çevremde de bu şekilde erkek arkadaşımı tanıştırabilirim gibi geldi. yalnız yurtdışında bu işler daha kolay evet.
bu dönem yeni gelen iş arkadaşlarım bugün mevlana-şems'ten girdiler konuya ve tabi ki eşcinselliğe kadar getirdiler muhabbeti. hormonelmiş galibalar, genetik olduğu söyleniyorlar, çocuğumuz öyle olursa nolur allah korusunlar, geyler lezbiyenler arttı hep denk geliyorumlar havada uçuştu. ben mi? eve ağlayarak gittim.. bana birşeyler ikram ediyorlar, yüzüme gülüyorlar ve beni seviyorlar ama beni bilseler her şey değişecek çok ilginç değil mi? senin kimi sevdiğinin sana olan tavırları değiştirecek olması.
edit büdüt: iyi ki beni bilen ve anlayan arkadaşlarım var konuştuk birazcık. şu an kendimi daha iyi hissediyorum.
bu hafta şunu anladım:
hayatından gitmek istedim, izin vermedi. hayatımda olması için çabaladım, o da olmakla olmamak arasında cebelleştirdi beni. görüşmek istedik, zamanı tutturamadık. sebebini bilmiyorum.

hayatından gitmek istediğimi söylediğimde elimi tutmak istediğini söyledi. bazen tek cümlesi beni tekrar ona bağlıyor, haberi yok.
dolores o'riordan'ın da dediği gibi "suddenly ı was feeling depressed
ı was utterly and totally stressed" ruh halindeyim. mezuna kalmak güzeldi başta ama sonra etrafındaki kötü niyetli insanları fark ediyorsun. senin düşmeni bekleyen insanlar. neyse deyip geçiyorsun. ailen başlıyor. "bu gidişle yine kazanamazsin" gibisinden laflar neredeyse her gün evde duyuluyor. hastalanıyorsun bahane sanıyorlar. "çalışmaya niyetin yok zaten" diyorlar. sosyal hayat diye bir şey zaten yok. tek başıma her gün kütüphaneye giderek çalışıyorum ve bunaldım. çok yalnız hissediyorum çünkü kimse ne fiziksel ne de duygusal olarak yanımda değil. bu sınav sonuçlarına kadar da devam edecek herhalde.
sıradan birgün, anormal hiçbir şeyin olmayışı ve sıradanlık... normalin rutin olarak tanımlandığı bir güne uyanmak, kendi olmayışlığın üzerine yazı yazmak, boğulmak delirircesine; hayır boğulurcasına değil delirircesine... seni anlatan şarkıyı bulamamak, tonlarcası içinde aynı yalnızlığı yaşamak, çay içmek ve susup oturmak , farkında olmak olmayacağının farkında olmak ve çay içmek üstüne demliği yercesine.

22.52
23 saattir uyanığım. uyumayı bekliyorum. şuan uyuyamam. müziğin sesini iyice açtım. radyo voyage çalıyor. daha önce hiç dinlemediğim müzikler kulağımı meşgul ederken hornet’ten yazan 50 km uzağımdaki çocukla konuşuyorum. gelebileceğini söylüyor. başımdan savıyorum. uyumam gerek.
bugün iyice deliliğe vurdum. yalnızlıktan taktım kulaklığı, kısık seste açtım müziği. bi yandan da kendi kendime konuştum. şizofren gibi, hayali bir arkadaş telin öteki ucundaymış gibi 40 50 dk konuştum. ne çok şey varmış kendime anlatacak. profesyonel bir yalancıydım. herkes kulaklıkta konuşuyorum sandı. oysa müziklerimle konuşuyordum. ne zaman gömlekle gelecekler merak ediyorum.
kendimi shea yağı olarak görüyorum günlük.
çalışmaktan eskisi gibi zevk alamıyorum artık sevgili günlük.
yalnızım günlük. bir tek sen varsın beni dinleyen şu an. sen de olmasan kime anlatacağım yalnızlığımı?
üçüncü kez oyun kodumu tekrardan yazıyorum. çok boktan bi dil çünkü bu gdscript. delireceğim.
seni hala sevdiğimi, sana hala zaafım olduğunu fark ettim son birkaç gündür. beni, bu şehirde bıraktıklarından daha yakın bulup benimle konuşman, iyi ki varsın demen, paylaşımlarda bulunman hem mutlu ediyor hem de acı çekiyorum. kendimi uzak tutmaya çalışıyorum, bataklık gibi çıkamıyorum ama istesem de istemesem de çıkmak zorundayım. hayatında biri var, tenine başkasının dokunması beni çıldırtıyor ve bana başka türlü bakman mümkün görünmüyor. sana açılsam aramız eskisi gibi olmayacak biliyorum. seni kaybetmek istemem. evlenirsen de ne bok yiyeceğimi bilmiyorum. kalbime gömmeliyim, atlatmalıyım bir şekilde. hayat devam ediyor değil mi?
selam,
gene ben,gene bir yazı ama bu sefer sarhoş değilim,sadece ağlıyorum.

elimden her şeyin kayıp gittiğini gördüm bugün.aşklarımın karşılıksız olmasının mantıksızlığını irdeledim.ama sevdigim kimseden de nefret edemedim.hayatımın elinden kayıp gittiğini gördüm.kimseyle yakınlaşmadan,kimseyi hayatıma katamadan veya katsam bile kalıcı bir yer oluşturamadan kaybettiğimi gördüm.

buna sen de dahilsin.artık senin gönlünde bir yerim yok,gerçi hiç bir zaman olmadı ama şu an daha da uzaktayım.artık senin hayatında bir yerim kalmıyor,azaldığını biliyorum ve ne yazık ki ben de azalıyorum,her gün seni görmeyi,sana sarılmayı hayal ederek geçiyor.bazen hayal ediyorum,okuldan çıkarken beni hastanenin önünde bekliyorsun veya ben seni bekliyorum.sürpriz yapmışız birbirimize ve beraber moda sahilde veya eymir.gölü kenarında piknik yapıyoruz.ve o hayallerde huzurlu hissediyorum ama sonra hayal olduğunu fark ediyor ve tekrar mutsuzluğumla baş başa kalıyorum.

sabah uyandığımda seni düşünüp boşluğa günaydın dediğim günlerin sayısı da karıştı artık.

bilmiyorum bu acıya neden katlanıyorum ama sadece seni özlüyorum.her yerde karşıma çıkan anıların ve gülen yüzünle.gözlüklerinin arkasından baktığın zamanki o muzip ifade,ne zaman saçmalasam bana attığın "gerçekten mi" bakışı ve sonrasında gelen güzel kahkahalar.sadece bana acı veriyor çünkü olmayacak bir hayalin yansımaları.sadece olmayacak bir hayal...
ne zaman sözlükten uçurulacağım onu düşünüyorum günlük. *
daha önce sınıfın bearı başlığında bahsetmiştim sınıfta çok tatlı biri var diye #390478 galiba ben bu çocuğa yavaştan düşüyorum ya. utangaçlığı ve güler yüzlülüğü içimi öyle bir gıdıklıyor ki kendimi ara sıra salak salak sırıtırken buluyorum. en karizmatik özelliği de tahtaya bakacakken gözlüğünü takıyor olması ve aşırı yakışıyor. neyse bugün öğle arasında durağa kadar üç kişi birlikte yürüdük: kurabiyem, ben ve mehmet. aramızda da şöyle bir konuşma geçti
(kurabiyemden bahsederken adının yerine kurabiye yazacağım, gerçek adını vermeyeceğim; gizemli olsun biraz.)
kurabiye: mehmet bir kız var sürekli sana bakıyor.
mehmet: ya bana ne bana bakıyorsa?
ben: ne oldu, ne oldu?
kurabiye: bir kız var sürekli mehmet'i kesiyor.
ben: eeee yakışıklı adam çünkü.
mehmet: (ikimizi de hafifçe iterek) hadi, hadi işinize bakın.
işte gülüşürken ben de "fırsat bu fırsat" deyip kurabiye'ye laf attım.
ben: eeee n'olmuş yani kurabiye? ben de hep sana bakıyorum.
kurabiye: (gülerek) ben senin sebebini biliyorum ama o kızın fikri nedir bilmiyorum.
(gülüşmeler falan)
ben: yaa benim sebebim neymiş?
kurabiye: (biraz utanarak ve gülerek) valla ben de bilmiyorum ömer faruk
sonra konu kapandı ama kendisine baktığımın farkındaymış, bu da bir şey.
selam günlük. şu sözlükte iç dökme-dert paylaşımı gibi özel bir başlık var mı acaba? genelde günlerim monoton geçiyor, gerçi kötü şeylerin olması yerine monoton günler çok daha düzel. bu gün saçma sapan bir makale ödeviyle uğraşıp durdum ve pek bir yol katedemedim. yarın da uğraşacağım. yapmam gereken çok şey var ve hepsiyle uğraşmak çok sıkıcı. yurtdışına dil kursuna gitme ihtimalim var ama henüz ayarlamam gereken çok şey var. engelli bir birey olduğum için mobility training gerekiyor ve kursa yakın kalacak yer. ama kurs alacağım kurum avrupa vatandaşı olmadığım için kesinlikle yardımcı olmuyor. mobility training te ücretli ve bursumun sınırı var. bu sorunlarla uğraşmak beni delirtse de vazgeçmeyeceğim. o kursa gidilecek. birine karşı hislerim var, karşılıklı olduğunu düşünüyordum ama son zamanlarda hiç yazışmıyoruz. çok yoğunmuş beyefendi. bir insan ne kadar yoğun olursa olsun sevdiklerine vakit ayırabilmeli değil mi? gerçi haklı, daha hiç yüzyüze görüşmedik ve uzak yaşıyoruz ama olsun, ben hoşlanmıştım. birisi benden hoşlanıyor uzakta olan başka birisi, bu gün fark ettim. ona hoşlandığım o adamdan bahsedince ses tonu değişti ve üzüldü. ama ben onu sadece arkadaşım olarak görüyorum. baştan beri ikimiz de birbirimizin gay olduğunu biliyorduk ve o bana kardeşim diyordu. şimdi benden hoşlanması çok garip geliyor ve onun duygularını karşılıksız bıraktığım için kendimi suçlu hissediyorum. ama bu ikimizin de elinde olan bir şey değil. özür dilerim.
bugün birinden üstü kapalı bir şekilde çıkma teklifi aldım. işle ilgili konuşurken aniden konu değişti ve afalladım tabi. kibarca reddeder gibi oldum adamın suratı düştü. çok tatlı birisin, sohbetin çok güzel ama gerçekten sana karşı bir şey hissedemiyorum. üzülmene üzüldüm ama yapabileceğim bir şey yok. sana açıklayamam da nedenini. cidden üzgünüm.
  • /
  • 5