ayı sözlük itiraf
dudak kalemi sürdüm, kendimi seren serengil gibi hissediyorum sözlük.
*
998 beğeni ile
green apple'ın kim olduğunu açıklayacam.
*
piyasa rekabet piyasası.
*
en yakın arkadaşımın ablasına (ayşe diyelim) açılarak ve en yakın arkadaşıma da (ahmet diyelim) açılmayarak ve ona da nasıl açılabileceğimi bir türlü kestiremeyerek, kendimi salak saçma bir durumun içine soktum.
bu akşam erkek arkadaşım (mehmet diyelim) geliyor izmirden. ayşe ile şimdi mesajlaştik, haftasonu birşeyler yapalım dedi, ben de "olur, mehmet de haftasonuna geliyor, beraber takılırız, yürüyüş yaparız uygunsa" dedim, bunu da nasıl oluyorsa çok büyük rahatlıkla dedim kıza. o da "adı mehmet demek, iyi süper, yarın konuşuruz, hoşçakal" dedi. gayet tatlı yani durum. gel gör ki, ayşenin olacağı yerde ahmet'e haber vermemek olmaz, e ahmet de gelirse ona mehmetle olan ilişkimi söylemeden o günü nasıl geçiririz bilmiyorum, e şimdi ayşe de merak ediyor mehmeti, soru sormak falan isteyecek, saçma salak bir durum.
ne tavsiye ediyorsunuz sayın sözlük, mesaj falan atın ulan. o kadar ıkındım, sıkındım, gene de en yakın arkadaşıma açılamadım. sanırım ayşe'ye açılabilmemin bir nedeni de ahmet'e açılmayı becerememdi, baktım olmuyor, böyle dolaylı bir yoldan gideyim dedim sanırım. bir ihtimal ayşe ahmet'e benim durumları çoktan söyledi. ben ahmet'i fazla aramadım bu hafta, bugün ahmet beni öğlen aradı "niye aramıyorsun, nerelerdesin" falan dedi, konuştuk işte, ama ahmet öğrendiğine dair herhangi bir ipucu da vermedi. öğrense bile vermemesi normal olurdu herhalde. öf bilmiyorum. bu ikisini tanıyan ve benim ilk açıldığım psikolog kız var, ona da doğru dürüst açılamamıştım, sadece erkek arkadaşım var benim dedim, orada kalmıştı, ondan mı yardım istesem diyorum.
çok zormuş ya bu açılma işleri yaw, aynı ergen muhabbeti yaptığımın farkındayım ama napim. yapıcam inşallah ama, açılıcam. az önce ayşeyle öyle rahat rahat mehmet hakkında konuşmak bana iyi hissettirdi yalnız. altı senedir saklıyorum ya bu insanlardan ben olan biteni ya, bana da yazık amk.
muhtemelen en geç bir gün içerisinde ahmet'e de bir whatsapp mesajıyla açılıcam, öyle geliyor bana, yoksa bu düğüm çözülemeyecek.
ama düşünsenize çok şahane olurdu, bu haftasonu, mehmet ayşe ahmet psikolog kız ve ben takıldığımızı. valla çok acaip olurdu, aslında niye olmasın, şu puzzle içerisinde bunun olmasını engelleyen tek eksik benim ahmet'e açılmam. ha gayret o zaman mı diyim ne diyim, pufffffff...
şu anda yalnız dangıl dungul birşeyler yapıyorum ve yaptıklarıma kendim de hayret ediyorum. yokuş aşağı giderken frenlerden ayağımı çekmiş gibi hissediyorum. inşalla kötü bir deneyim yaşamam.
yok mu bu işlerden anlayan, benle empati kurabilecek biri?
itiraftan ziyade iç döküş, bir boşalış olacak ama;
son günlerde pek mutluyum sözlük. aklıma geleni şöyle bir ölçüp tartıp reele dönüştürdükçe rahatladığımı hissettim. ofiste türlü iletişim sıkıntısı yaşadığım insanları idare etmeyi bırakıp, onlarla tartıştım. en kötü biraz bağırırım, yöneticime falan söylerler, ama rahatlamış olurum dedim. garip ki dönüp özür dileyenler tartıştığım insanlar oldu. çünkü ofise çalışmaya geldiklerini hatırlamış oldular. ben birşeyler yapmaya çalıştıkça oturup göt büyütenlerin de işime engel oluşlarını sindirmeyip, onlara da iyilik etmiş oldum meğer. yani bir şekilde dürüstseniz, üç kişinin antipatisini kazandıysanız arkasında otuz sempati kazanıyorsunuz gerçekten.bunun bilinci ile de bugün haftaya bambaşka bir hevesle başladım ve işimden zevk aldığımı pek bir hissettim. konu bir tek iş çevresi de değil. ülkenin sayılı okullarından birinde yüksek lisans yapıyorum, belki burada biraz daha taze beyin insan tanırım diye düşünmüştüm. gerçekten iyi yerlerde çalışan, kendi çabası ile birşeyler başarmış insanlar var ama maalesef tümü homofobik çıktı ve gerçekten diyalog kurmaya değer göremediklerimin sayısı fazla. dolayısı ile burada da iletişim diyince, hmm hayırlısı ya diyip kulaklığımı takıyorum. gerçekten kendimi soyutlamama sebep insanların kendileri. belki bir gün onlara karşı da dolup homofobik iğrenç esprilerine yeter ulen diyerekten baş gösterebilirim.he bu arada sınavdan aldığım not berbat ama sınıfın en iyisiyim. tanıyan bilir, uzlaşmacı, sakin tavırlı patates puresi öyle zart diye ortalık yerde lafı gömmez. ama bunun rahatlığına ermek de başkaymış. insan kendi içinde dışarıyı anlamaya çalışmaktansa, verdiği reaksiyona gelecek tepkiyi ölçümlemek de daha eğlenceli ve rahatlatıcıymış. ama sorarsanız çoğu zaman kabuğuma çekilmiş olmayı yeğlerim.
biraz daha ileriye gidersem sözlükte götlerini beğendiğim yazarları ifşa edeceğim.
yeter bu kadar.
35 yaşında evli bir adamla sevgili olma geçmişi
plaza kaşarı olmakta emin adımlarla ilerliyorum. geriden gelenlere selam.
aşık olduğum şöför arkadaşla muhabbeti kurdum tabi bu olayin iç yüzünü bilmiyor hergün karşılaşmamızı kadere bağlıyor kendisine hediye bile aldım sonra baktım hep ben çabalıyorum dedim biraz uzaklaşayım bugün kendi aradı nerdesin küsmüyüz yoksa die akşam dışarı çıkalım dedi bu saat oldu ses yok işin aslı pek güvenilecek biri değil ama beynim ile kalbim senkron çalışmadığı için yapacak birşey yok hala umutsuz bir şekilde peşindeyim birde bana kendini anlatıyor şapşik sen sor ben sana senin hakkında herşeyi anlatırım zaten
alttaki yazara soracaklarım var başlığından nefret ediyorum. aslında başlıktan da değil de ben tam son sorulan soruyu cevaplayıp, alttaki yazara sorulacak soruyu bulduğum anda başlığa girilen entryden nefret ediyorum. işin yoksa yeni cevap yaz. ve bunu yaparken "yine benden önce soruyu cevaplayan olur mu?" paniği yaşa...
eşcinselleri tanımadan ve ortamlarına girmeden onları sapkın olarak görüyordum. pişmanım.
birilerine derdimi anlatmak hoşuma gitmiyor. bana kalırsa bu seni rahatlatmak yerine yükünü daha da ağırlaştırıyor. bir tek ben kendi sıkıntılarım ile baş başa kalıp bunlara çözüm bulabilirim. birilerinin verdiği teselli beni teselli etmiyor.
seviyorum seni sözlük. her akşam birkaç saat girmezsem eksiklik hissediyorum. çok güzel insanlar tanıdım sayende. harika arkadaşlarım oldu. çok kaliteli yazarlar, sağlam duruşlar, renkli dünyalar keşfettim. ama yine de bir ait olamama duygusu var. bazı başlıklar, entryler o kadar uzak, o kadar alan dışı ki benim için "eh be birader! hem kadınsın, hem heterosun. ne işin var burada?" demekten kendimi alamıyorum. ayrık otu sendromuna mı yakalandım ne?
ağladım sözlük. ağlıyorum hatta, yazmakta zorlanıyorum, parmaklarım tuşlara gitmiyor, kendimden tiksiniyorum artık. günün erken saatlerinden beri peşimi bırakmıyor illet olay beni içten içe yok ediyor hatta. elimde olmadan sürekli osurdum sözlük, yatakta, mutfakta, tuvallette, caddede hiç fark etmedi. yetmedi eve geldim hala devam ediyor. en son osuruğuma vereceği tepkiyi duyunca bilmeyecek merak etme aramızdaki hiçbir şey değişmeyecek. vakit hızlı değerlendirmeyelim.
hangi adama "bana ne zararı dokunabilir ki şundaki tatlığa bak" deyip sevgi beslesem, ağzıma sıçıp hayatımdan çıktı.
*
uzun zamandır sarhoş olmamıştım.
dün ailem gay olduğumu öğrendi. psikolojim bozuktu; hiçbir şekilde kimseyle konuşmuyordum kendi sorunlarımı düşünmekten. birisi komik bir şey söyleyince gülmüyordum. sanki ölü gibi, boşluğa bakıp duruyordum. annemgil neyin var falan deyince ağlamaya başlıyordum. ki bundan önce de zaten her gün gizli gizli ağlıyordum sürekli. sonra da yine ölü gibi olma haline dönüp o yorgunlukla 10 saat falan uyuyordum. hep geç kalkıyorum, hep uyumak istiyorum, hiç erken kalkmak istemiyorum. erken kalkarsam başım ağrıyor, sorunlarım aklıma geliyor, ölecek gibi oluyorum. bunları gay olduğumu söylemeden önce anlattığımda onlara, bunu normal bir sıkıntı zannettiler. "olur öyle arada" gibisinden yanıt verdiler ama bilmiyorlardı ki o sırada görünmez insanlar benim boğazımı sıkıyordu. daha sonra bu ölü gibi halimden bıkmış olmalılar ki, direkt "gay misin" diye sordu babam. uzun bir konuşmadan sonra "biz seni gay olduğun için sokağa atmayız, sana bakışımız değişmeyecek ama bu normal bir şey değil" gibisinden laflar ettiler. sadece abim normal karşıladı, ilginç bir şekilde. gelecek planlarım vardı, hepsi bozuldu. kafamı hiçbir şeye veremiyorum. o kadar çok yapacak şey var ama hiçbir şey yapasım gelmiyor. intihar düşünceleri çok normal bir şeymiş gibi, hatta çok mantıklı bir şeymiş gibi gelmeye başladı. sadece bu benliğimden kurtulmak istiyorum, nefret ediyorum bu bedenden. ölmek şu anda çok mantıklı geliyor. keşke daha mutlu birisi ile bedenimi değiştirsem. sanki zaman durdu ve ben acı dolu bir anda sıkışıp kaldım, hareket edemiyorum. gay olduğumu açıkladığım için üzgün olduğumu sanmıyorlardır umarım.
kendimi yaşayamamaktan bıktım sözlük.hetero gibi davranmaktan sevdiğim insana onu söyleyememekten her şeyden kendim olamamaktan bıktım sözlük
çok samimi olduğum bir arkadaşımın şimdi eşi olan kişi, onlar çıkarken bana birlikte olmayı teklif etmişti. evlendikten sonra da zaman zaman bu teklifini tekrar etti. ilk teklif ettiği zaman "gey olduğumu bildikleri için beni deniyorlar mı?" diye düşünmüştüm. ancak, adamın birkaç gey arkadaşımla birlikte olduğunu ve evliliğinin "vitrin" olduğunu ifade etmesi beni çok kızdırmıştı. iki defa evlerine kadar gittim, arkadaşımla konuşmak için ama yapamadım.
bir dönem hoşlandığım ama açılamadığım bir platoniğim vardı, hiç söylemedim tabi öyle kapandı gitti. aradan bir yıl geçti ve tesadüfi sekilde yollarımız kesişti. meğer o da benden hoşlanıyormuş. 3 ay yazıştık ve bir araya geldik. birlikteyken öylesine dünyayı siklemiyorduk ki biz dışında her şey teferruat geliyordu. akşamları iş çıkışı buluşuyor yumurta tokuşturmaca, ps 2 oynuyor her şeyi birlikte yapıyorduk. karlı bir havada 4 saat yürüyüp sabaha kadar birbirimizi ısıtmak için hiç uyanmamıştık mesela. sonra bu adam bir anda kayboldu yok oldu gitti. madem sevmiyordu neden yatmıştı benle neden sevişmişti, neden koynuma sokulup sakalına kadar öpmeye izin vermişti asla anlamam, asla anlayamam. ne garip ya tuhaf işler bunlar.
eyy üst komşu kızı.
dün gece baş başa evde sohbet ederken elektrikler kesildi. ve ansızın mum ışığında güzel güzel konuştuk. biliyorum bunu sen de düşünememiştin ama çok rezil kepaze oldum. çünkü eve ansızın aile meclis üyelerinden birileri geldi. tuhaf tuhaf bize baktılar, ben de 'hihi elektrikler kesik de, hoş geldiniz' diye şapşal şeyler dedim. meğer şalter atmış. şalter! biz de 1 saat boşu boşuna mum ışığında sohbet etmişiz. apartmanın ışıkları da yanıyormuş. gözünü seveyim bi daha gelme.
insanları doğal ortamında izlemeye bayılıyorum sözlük. ankara'ya gelince daha da artıyor bu fırsat. mesela dün gece boyunca gaydarımı çalıştıran uzun saçlı çocuğun dans etmesini, içki içmesini, saçını toplamasını, yorulup oturmasını, şarkılara eşlik etmesini izledim. sonunda da anlık aşk diye bir şey olduğuna karar verdim. çünkü o küçük zaman evresinde gözlerim ondan başkasını görmedi.
ha şu an unuttum mesela. belki de sadece stalkerım. ama sapık olanından değil.