ayı sözlük itiraf

  • /
  • 91
bir az önce kapımıza bir milletvekiliyle 20 kişi geldi kuzenimle konuştuk falan eve girecekler sandım ama girmediler neyse ki çünkü 5 cm ötede yerde kilodum vardı, çok dağınığım.**
sabah şen şakrak vaziyette kahkahalar atarak uyandım hatta sözlüğe girip entry bile yazdım kendimce komikli.

yarım saat sonra çok üzücü bir haber aldım. dünya başıma falan yıkılmadı önce ama içim cız etti. annemin haberi verirken kurduğu o cümle ve sonrasında yaşananlar belki şu an yerle bir etti beni. annemin "ah tek kaldı anacığı, ölmüş garibim, ah benim çileli eminim" cümlesi bambaşka bir yere dokundu nedense içimde. iki ev ötemizde oturuyorlardı mehmet emin ve annesi şadiye teyze. hayatları gibi evleri de müstakildi. yoksullardı, bir emekli maaşı vardı şadiye teyzenin kocasından kalan. kimseye muhtaç değillerdi kendi kendilerine de yetiyorlardı ama biz aile olarak ve mahalleli sürekli yardım etmeye kendi çapımızda bir şeyler yapmaya çalışırdık. şadiye teyzenin küçük oğluydu mehmet emin. şizofreni tanısı almıştı uzun süre önce bunun yanında kalp rahatsızlığı/dolaşım problemleri ve midesinde rahatsızlıklar vardı. bağırıyordu acıdan gece gündüz. ameliyat ettirdik bir süre iyi geldi ama sonrasında da dolaşım problemleri yüzünden tutunamadı. bugün öldü. şadiye teyzenin büyük oğlu da ameliyatta ölmüştü. apar topar cenaze evine gittik hepi topu altı yedi kişiydik. şadiye teyze 1.45 boylarında minyon, dünyanın el kadar en tatlı teyzelerinden. küçücük elleriyle dokunmuş tabuta belki de aklında acısı, bundan sonraki yalnızlığının korkusu var. babanla abine selam söyle emin bayramda hepiniz birliktesiniz bak emin derken hayır ağlamayacağım dedim dişlerimi sıkmaktan ağzım ağrıyor şu an. günlük hayatta böyle şeyleri görmezden gelen haberlerde kötü haberleri hiç izlemeyen ben burun buruna geldim bugün şadiye teyzenin çaresiz gerçekliği ile. mezarlıklar müdürlüğüne gittik kimsesiz diye yazmışlar ilk olarak adını ikinci cızlama oldu içimde, gözlerim doldu, yediremedim! hayır dedim kimsesiz değil benim kardeşim oluyor! işlemleri babam halletmek için kaldı mahalleden üç kişi, ben, tabutta emin cenaze arabası ile günlük hayatımda hiç uğramadığım yere geldik. camiye. imam sordu cenaze sahibi kim? kimseden çıt yok! benden daha yakın pek tanıyan da yoktu emin'i. öyle ya emin şizofren, akıldan eksik, o farklı, başka o! kimse öyle sahiplenmek istemez! ölüsünü bile! neyse, benim dedim sahibi, benim akrabam! o zaman başında durun cenazenin dedi! peki dedim. bekledim. öğlen namazına girdi yanımdaki üç kişi, oradaki cemaatten bir kaç amca da. biz kaldık bahçede; tabut, içinde emin ve ben üçümüz!



o an anladım ki emin aslında benim en iyi dostum olabilecekken koca bir ömürde o fırsatı kaçırmışım! başkalığımız, o mahalledeki başkalarına hep "tuhaf" gelişimiz, itilmişliğimiz hatta başkalarının gözünde bir zavallı oluşumuz! bizi en çok bağlayan şeyler olabilirmiş! yer yer sadece bakışırdık sen yaşarken, camdan bazen acın olduğunda ölüyorum diye bağırırdın, duyar ah ne acı der geçerdim. bugün seninle yer yer o konuşmadığım günlerin ve zaman zaman sana sadece acımaktan başka elimden hiçbir şey gelmeyişinin acısını biraz olsa da çıkartmaya çalıştım. cenaze namazında dört kişiydik emin. ben hiç inanmayan biri olarak sana içten şekilde iyi şeyler diledim bugün. ellerimle gömdüm. üzerine kürekle toprak attım emin.



belki beni hiç tanımadın o kadar çok. hiç oturup saatlerce konuşmadık. belki ne çektiğini, derdini, acılarını, sevinçlerini sana hiç soramadım ama bugün kendimce bir şeyler yapmaya çalıştım emin. annenin kollarımda bayılması, emini götürmeyin ben onsuz ne yaparım diye ağlaması hala kulaklarımda! beni affet emin! bir gün olsun seni yok saydıysam, haline acıdıysam ve sana insanca davranıp iyilik yapamadıysam beni ne olur affet! ve dilerim ki eğer varsa gittiğin bir yer ve orada bir şeyler...

rahat uyu... yalnızlığımız belki de lüksümüzdü... boş ver sen rahat uyu...

hoşça kal emin.
buraya uzun yıllar boyunca ciddi emek veren kişilerin, sözlük sahibi ile ters düştüklerinde pat diye hemen atılmalarını, beraberinde de tüm emeklerinin yok edildiğini gördüğümden beri buraya yazma motivasyonum sıfırlanmış durumda. oysa ne çok sevip değer vermiştim, önemsemiştim burayı. atıldıklarından sonra arkalarından yapılan "ay ne olur yaz, sen yaz diye ölüyorduk sanki" tarzı cynical tavır da ziyadesiyle rahatsız edici. kalan bir avuç yazarın bir kısmının da atılanların arkasından bu tavra katılmaları da, sanki buradaki kendi varlıklarının da pamuk ipliğine bağlı değilmiş gibi görmeleri de kötü. sadece yazık diyebiliyorum, çok daha farklı yerlerde olabilirdi, çok daha etkin olabilirdi, çok daha izole kalmış insana ulaşabilir, onlara umut verebilirdi bu sözlük. vizyon darlığı dedikleri şey böyle birşeymiş.
ben önce lafa bakarım laf mı diye sonra söyleyene bakarım penis boyu kaç cm diye!
gözüme kestirdiğim tüm erkeklerin evli,çocuklu olması tesadüf olamaz değil mi ? evlilik ayrı bir çekicilik yüklüyor sanırım. delireceğim.
otobüste yanımda tam bir şakirt oturuyor sözlük. çocuk bir yandan dini kitaplar okuyor bir yandan telefonundan dini sohbetler izliyor, biraz sonra huşulanacak galiba allahuekber vuhhuuu ama ben yanında ayı sözlüğe girerek buna engel oluyorum sanırım *
staj yaptığım yerdeki patronuma aşık olduğumu arkadaşlarıma o kadar çok anlattım ki bir de buraya yazayım dedim, belki görür.* 40lı yaşlarının ortalarında 1.87 boylarında tahminen yıllardır spor yapan ancak buna rağmen öküz gibi beslendiği için bi 110, 120 kilo olan, kahverengi gözleri ve kocaman yeniçeri bıyığıyla gönlümü feth etmiş patronum galiba sana aşık oldum... özellikle 5 dakika öncesi yaptığım bir espriden bana sarılınca sen içim eridi bi de böyle erekte oldum.* kocaman göbeğinde uyumak, küçücük popişinden öpmek istiyorum. bu kadar komik, yakışıklı, seksi, akıllı, başarılı ve zengin olmayı nereden başarıyorsun??*. neyse umarım yakında karısını boşar ve benimle evlenir *
itiraf ediyorum itirafları okumaktan keyif alıyorum. okurken herkesi tanıdığım/bildiğim kişilerle özdeştiriyorum. sanki itiraflarınızda hep o bildiğim kişiler var. o kadar benzer ki kelimeleriniz, sizi hep 'onlar' sanıyorum.

da öte yandan biliyorum, sizi tanımıyorum. * *
gay olduğum halde erkeklerle hiç cinsel ilişkim olmadı(öpüşme ve sevişme de hiç olmadı). anal ilişki ve düşüncesi bana çok süper geliyor.yatsın yanıma sikişsin sonra dönsün uyusun hali falan da güzel.
ergen kızlara sertçe dirsek atıyorum bazen.
7 yaşımdayken babaannemin kilotlu çorabını koyuna giydirmiştim .
insanlarla olan iletişimimde yüksek ses kullanımı, bağırıp çağırma, kavga etme gibi faktörlerin yer almasından hoşlanmıyorum. sadece konuşarak, gerekirse susarak, diyaloğu azaltarak ya da ortamdan uzaklaşarak sorunları çözme eğilimindeyim. ama bu ılımlı ve kırılgan tavrın insanların sahte zaferler kazanmak adına daha çok savaşma isteğini tetiklediğinin de farkındayım. hayat ne yazık ki amaçlar ve onlara ulaşmak için kullanılan meşru olmayan yöntemlerle bezeli.
kendimi son dönemlerde milagros gibi hissetmem bence büyük bir sorun.

edit: buna da şükür. allahtan kendimi rosalinda malı gibi hissetmiyorum.
laf olsun diye bıyık bıraktım. fakat fazla uzamamış oldukları için hafif bir fetullahçı ifadesi verdiğinden kuşkuluyum. belki bende ihale falan birşey kaparım!
ayı sözlük itiraf kısmında itiraf olmayan her entry i eksiliyorum. evet itiraf ediyorum.
şu koca şehirde insanlarla tanışmanın bir yolu yok sözlük. çıkma kavramı burda mı yok ben mi bilmiyorum acaba? çok şey mi istiyorum oturalım, konuşalım, eheheleşip utanalım falan. liseliliğimi yaşayamadım lan her muhabbet 'yer var mı'ya bağlanıyor. fast forward atıp beş ay sonraya gitmek istiyorum bıktım bu şehirden.
hazır noodleları makarnadan daha çok seviyorum. plastik gibi kalitesiz şeyler ama plastik gibi olması daha çok hoşuma gidiyo. en sevdiğim de dana eti çeşnili olanı.
galiba tarihin gelmiş geçmiş en kötü ev sahibesine sahibim.
insan odun kırarken çok ses çıkıyor diye şikayete gelir mi ?
yada eve gelen arkadaşıma bu çocuğu gözüm tutmadı bu kızı sevmedim der mi ?
hadi onu boşver milletin attığı çöplerden de ben sorumluyum. kapının önündeki çöpleri bana toplatmaya çalışıyor ama ben yemem bunları
en kötüsü de kira olayı zaten sik kadar eve kira yerine ev parası alıyor bide kiranın geldiği günün saat sabah 10 nunda yavrucum kirayı ödesenize benim de faturalarım var demesi de cabası
iyi ki bu ay 7 gün veremedim kirayı.her gün kapıda her gün 2 kez gelip kirayı istiyor
bazen beni görmemesi için eve geç gidiyorum ama saat kaç olursa olsun damlıyor eve
teyzecim bu ay sıkışığım diyorsun ama anlamıyor kadın
yarın da gelecek ve yarında aynı stres
yakında ev sahibesini öldürdü diye haberleri okursanız bana temiz iç çamaşırı ve bikaç sigara gönderirseniz sevinirim
yarın iş görüşmem var dua edin bana elime para geçtiği an çıkarım bu evden
hem ruhen hemde kafa olarak rahatlarım
  • /
  • 91