aldatan sevgilisine bir şans daha veren kişi

gururunu hiçe sayıp duygularının peşinden giden kişidir.

ama ilişki boyunca unutamayacağı, hep içinde bir çıban olarak kalacak bir durumuda beraberinde götürür. çünkü bir kere aldatanın affedilince tekrar aldatması durumu var.
başına gelmeyen bilemez bende bu durumu düşünerek yazmaya çalıştım. sen ne anlarsın y*rraam dediğinizi duyuyor gibiyim.
tamam sustum.

keşke büyümesek

büyümek sorumlulukları da beraberinde getiriyor. çocukken biraz ders çalış onun dışında kudur kudurabildiğin tadında geçen hayat şaka haline geliyor. okul iyi bir üniversiteye dönüşüveriyor. ergenlik denen korkunç dönem ise cabası bunun. hem malum sınavlara hazırlan hem de sivilcelerle inmeyen sikle uğraş. yorucu tabi. insanın kan akımı mütemadiyen bir yere yönelmişken çalışmak ta zor oluyordu tabi. ya sonra. basit bir harçlıkla idare edilen para durumu, üniversitede geçim derdine dönüveriyor. ya sonra. iş bul, çalış para kazan. ev idare et. olmadı evlen. çile gibi bir hayat. anamın sıcak koynuna koysam kafamı da unutsam. bir o kalır ya..

reykjavik

pahalıdır. fiziki olarak yakın olduğu ingiltereden ziyade amerikan kültürünün etkisi altındadır.. 1 hafta gezip görmek için zannımca yeterlidir..

çocukluk yıllarını hatırlatan kokular

meşakkatli

zorlu, aşılması gereken engeli bulunan.

dont rain on my parade

1. ingilizce 'yoluma çıkma yeter' benzeri anlama gelen bir ifade.

2. ayrıca aktris/komedyen fanny brice'ın hayatını anlatan 1968 yapımı müzikal funny girl'de barbra streisand tarafından seslendirilen, mükemmel parçadır. streisand bu rolüyle oscar kazanmıştır. aynı şarkının biraz daha caza kayan versiyonu american beauty'de annette bening'in arabasında da çalmakta ve buradaki cover ise bobby darin'e aittir.

şarkının son birkaç yılda tekrar hatırlanmasının en güzel sebebi ise glee'in ilk sezon sectionals'da lea michele tarafından bir kez daha yorumlanması ve buradaki başarılı performansıdır. hani öyledir ki sanki şarkı michele için yazılmış, ona kadar dolanıyormuş da kendisinin yorumu ile her şey yerli yerine oturmuş izlenimi verir.

don't tell me not to live,
just sit and putter,
life's candy and the sun's
a ball of butter.
don't bring around a cloud
to rain on my parade!
don't tell me not to fly--
ı've simply got to.
ıf someone takes a spill,
ıt's me and not you.
who told you you're allowed
to rain on my parade!
ı'll march my band out,
ı'll beat my drum,
and if ı'm fanned out,
your turn at bat, sir.
at least ı didn't fake it.
hat, sir, ı guess ı didn't make it!
but whether ı'm the rose
of sheer perfection,
or freckle on the nose
of life's complexion,
the cinder or the shiny apple of its eye,
ı gotta fly once,
ı gotta try once,
only can die once, right, sir?
ooh, life is juicy,
juicy, and you see
ı gotta have my bite, sir!
get ready for me, love,
cause ı'm a comer,
ı simply gotta march,
my heart's a drummer.
don't bring around a cloud
to rain on my parade!
ı'm gonna live and live now,
get what ı want--ı know how,
one roll for the whole she bang,
one throw, that bell will go clang,
eye on the target and wham
one shot, one gun shot, and bam
hey, mister arnstein,
here ı am!
ı'll march my band out,
ı'll beat my drum,
and if ı'm fanned out,
your turn at bat, sir,
at least ı didn't fake it.
hat, sir, ı guess ı didn't make it.
get ready for me, love,
'cause ı'm a comer,
ı simply gotta march,
my heart's a drummer.
nobody, no, nobody
ıs gonna rain on my parade!


ıslak mendil

bazen deterjanın bile çıkaramadığı lekeyi çıkarabilen bir icat için "ne var yahu bunun içinde" dedirten ve her türlü temizlik ihtiyacında yardıma hazır mendil türü.
(bkz: metrobüs camındaki terli kafa lekesi)

bulutsuzluk özlemi

yaşamaya mecbursun ve sözlerimi geri alamam şarkıları aklıma gelen bir zamanların grubudur.

surespot

şifreli bir cep telefonu iletişim programı/uygulaması.
telefon veya e-posta vb. ile ilişkilendirilme yapılmaz ve özel anahtarlar kullanılır surespot'ta.
asimetrik olarak şifrelenen iletileri* oldukça güvenli bir şekilde gönderir ve alır.

anne frank

almanya'daki yahudi soykırımının simge isimlerindendir. hollandalı yahudi bir ailenin 2. kızıdır. hitler'in yahudileri toplayıp toplama kampına götürdüğü günlerde saklandıkları evde yaşadıklarını bir günlüğe yazan 13 yaşındaki küçük kızdır. günlüğü; saklanmak, sesini çıkartmadan bir evde yaşamak, kimseler görmesin diye hava almak için camı bile açmamak, her gün aynı insanları görmek, onlar hallerine şükrederken diğer insanların evlerinden alınıp toplama kamplarına götürüldüğünü bilmek, açlık, sefalet gibi bir çok olaya şahitlik etmiştir.

gay olduğu için ateist olan insan modeli

tanıştığım birinin söylediklerini anımsattı. "benimle cuma namazında bile yan safımda duracak birini istiyorum" demişti. bizim imam süleyman abiyi ayarladım. çok mutlular şükürler olsun rabbime.