bir erkeğin en çaresiz olduğu an

eşi tarafından terkedilip, ailesi evlatlıktan reddedip, işten atıldığı zamandır.
misafirliğe gittiği evde sıçmak zorunda kalıp üstüne bir de tuvalet kağıdının bitmiş olduğunu fark ettiği an, tam da çok çaresiz olduğunu düşünürken sifonunda arıza olan tuvaleti kullanmış olduğunu fark ettiği an.
babasının öldüğü an olabilir.
derdine çare olamadığını hissettiği herhangibir andır.
maddi gücünün yetersizliğiyle ezilmek çok ağır gelebilir...
ağladığı an.

evet her ne kadar ''erkekler ağlamaz'' kalıbını doğru bulmasam da, içinde bulunduğumuz toplum yapısını da göz önüne alırsak; bir erkeğin gerçekten çaresizlikten veya üzüntüden her şeyi bir kenara bırakıp, sadece ''insan'' olarak ağlaması, o olgunun kırıldığı an... ağlamanın verdiği o ruh hali ile özgürleşmesi, çok tezat ama bir o kadar da ilginç bir durum.
hayatta ki, en kritik kararları babasına danışamadan verdiği zaman dilimleri.
ağır bir yalanının ortaya çıktığı andır bana kalırsa.
içkiyi bırakmaya çalıştığı zamanlardır ...
sevgilinin cezaevine girmeden bir kaç dk öncesine kadar seninle konuşup, bir kaç dk sonrasında o telefonun kapalı olması. üzerinden geçti 13 ay bekliyorum, bekliyorum ve yine bekliyorum.
cinsiyetine bakmaksızın, çayı/kahvesine batırdığı bisküvinin büyük bir kısmının bardağın içine düştüğü andır..
cinsel aktivite sırasında gazının gelmesidir.daha çaresiz bir durum ise o gazı serbest bırakmaktır.
penisi sağa mı yoksa sola mı yatıracağı yönünde bocaladığı an.
- kararsız olduğu an
- parasız kaldığı zamanlar
kadınlar çıplaklığını bir kalkan gibi kullanabilirken erkekler savunmasızlığının izahı gibi korkarlar.

stephen king-dark tower
bir bok yedikten sonra yakalanan ve suçlu olduğunun bilincinde olduğu andır.