birhan keskin

güzel şair; güzel kadın.

"ben seninle sevgilim
mutsuz ama bahtiyardım"

su gibi bir şey.
aksın da okuyayım, okuyayım da aksın istiyorsun.
"siyah... hiç değişmiyor" demiştir bir de. bugün bir fanzinde rastladım bu güzel şiirsel felsefik söze.
hayat söyle bakalım, benden aldıklarını nereye sokacaksın şimdi demeye cüreti olan az sayıdaki candan birisidir.
okunası, takip edilesi kıymetli değerlerden.
"dürtmeyin içimdeki narı,
üstümde beyaz gömlek var"
bir çok kadının hayallerini süsleyen şair kadın. ve şu mükemmel dizelerin sahibi;

benim sensiz sevinecek bir şeyim yok.
kılı kırk yardım, altını üstüne getirdim,
ve işte en gümüş cümlem:

içimi açtım sana.
içini açmak için.
ölümlerden ölüm beğendiren şair. kitapları başuculuk. tekrar ve tekrar sevilesi, okunası, öpülesi güzel kadın.
nereden buluyor da bu kadar basit cümlelerle beni benden alıyor dediğim şair.


seni bir yabancı gibi karşıma alıp
bunun dayanıklı bir şey olmadığını
sürekli kılınamadığını, çünkü aşkın
yapılan bir şey olmadığını,
başlangıçta bir melek konduğunu
sonunda bir kelebek öldüğünü,
yani kısacık sürdüğünü, oysa hayatın
bir korkular ve alışkanlıklar bütünü
olduğunu,
bütün bunları sana ,nasıl anlatacağım ?

yaratmış...
insan o durmadan yazsın, hiç durmadan onu okuyayım istiyor.

"zokayı yutmuştum ben bir zaman,
ah dilim yaralı,
konuşamam.."
sevgilim sabahın erkenini seviyor.
ben geceyi ve esmerliğini onun.
o dorukları seviyor, korkuyor bundan.
ben rüzgarla buluşan tepeyi, tuhaflığı.
ona bir yeşil gülümsüyor,
ben, hayatı delice sevdiysem nasıl,
diyorum, seni de öyle.
o kendi boşluğunda oyalanan günlerde
canı sıkılan bir çocuk gibi uyuyor,
ben göğe bakıyorum geceden.
kendi çukurunu bulmuş gibiyim
diyorum, yanında,
o sabahları eğilip öpüyor denizi.

çıplağın çığlağımda, rüzgarın dağımda olsun,
esmerliğin gecemde, öyle kal.
''bulutlara bak, gidiyorlar, hızla'' diyorsun,
yağmur bir yalıyor yüzümü, bir
duruyor. sabahları eğilip yüzüme
öpüşün geçiyor bir,
bir duruyor aklım.

su ve rüzgar, dağ ve doruk,
sonsuz hepsi,
oysa camdaki sardunya gibi üşür
bana biçtiğin ömür,
ölüm geliyor aklıma bir,
bir, çıplağın çıplağımda.

rüzgarın dağımda olsun, esmerliğin gecemde
öyle kal, sana sonsuz sarıldığımda.

(bkz: aşk)

*ben bu şiiri öyle sevmişim ki
önce bir kısmını yazdım kitaptan baka baka.
sonra ''orası da güzel ama şurası da'' derken tamamını. *
türkiye'nin muhteşem kadın şairlerinden birisidir. "ruth" adlı şiiri gibi bir şiir yazılmış mıdır? vuran ama öldürmeyen şiirlerin sahibidir. yanlış anlaşılmasın; öldürmeyip de süründüren cinsinden değildir. aksine, insana kendine ve kişisel tarihine yeniden bakmanın gözlerini verirler: çünkü, en zararlı yalanlar insanın kendisine söyledikleridir. birhan keskin şiirleri, insanı küstükleriyle barıştıracak güçtedir. zamanında bizden vazgeçmişlerin engin denizlere saldığı ruhumuzu, şiirinin dalgalarıyla dost kıyılara bırakır: zarafetin kelimelere iskelet olduğu şiirleri, kelimelere sadece derinlik değil aynı zamanda hakkaniyet ve vicdan bahşeder.

sadece önemli değil aynı zamanda kesinlikle gerekli kocaman yüreğindeki kelimelerle, hepimize hayatı sınama ve ruhumuzu tımar etme şansı verir.

"...
ah, ruth, hâlâ sevgili ruth,
ortalıkta dönen yalanlarını hissettim, hep.
isteseydim kolayca ortaya çıkardı.
istemedim. senin kendinden kaçırdığın şeyleri
ben nasıl ortaya koyardım!
sen kendini kandırıyordun,
seyircin oldum
yalanlarını oynayışını seyrettim.
son âna dek.
kendini ikna ettiysen beni de ikna et
istedim..."
"seni bir boşluğa attım,
gövdemi başka gövdeler bilmeyecek artık.
boşluk sesi ol,
hoşluk sesi ol,
sonra dönüp üz beni."
şiirlerini anlamak, o kafayı yaşamak için biraz yaşanmışlık gerektiren şair.
hani ayrılıktan sonra, acı bir şey yemişçesine ağızda böyle kekremsi bir tat, duygu kalır ya, işte onu şu dizeleri ile çok güzel anlatmış:

günler öylece kendi kendine geçsin diye
bir camın arkasında durdum
bana dokunmasın hiçbir şey
hiçbir şey yarama merhem olmasın
iyileşecekse, hiçbir şeysiz iyileşsin diye
bir camın arkasında durup
akan hayata ve zaman baktım.

bilirdim, biliyordum, biliyorum,
bittiğinde, geçtiğinde,
azaldığında sızı, iyileştiğimde,
o saman tadıyla karıştığında;
her şey daha acı olacak.