çocukken anne babanın öldüğünü düşünüp ağlamak

sanırım her çocuğun yaşadığı tuhaf bir durum. <br>ben ise hem buna ağlardım yoğun şekilde,bir de evden istanbula kaçıp ünlü olmanın hayalini kurarken,ünlü olduktan sonra zalim bir patronun yüzüme kezzap dökeceğini düşünür, ona da ağlardım hüngür hüngür.
buna benzer bir durum abimin başına gelmişti, ilkokulda din öğretmenin bir konu üzerine anne babanız ölünce cehennemde yanacak gibi bir şeyler gevelemesi ve abimin psikolojisinin bozulması, amk hadi öldürdün, cehennemi ne karıştırıyorsun küçük çocuğun aklına, sen o halinle ne olacaksın acaba deve.
bit yitiklik duygusunun çocuk bünyede hasıl olmasıdır. çok sonra anlar o çocuk, ölüme ayarlı bir saat olduğunu insanoğlunun...
çocukken biraz kısıtlama olur ,hala oturup ağladığım var bu yüzden,
aile olarak kısıtlanmamalı ya da çocukluk olarak. halen her hangi birinin öldüğünü düşününce ağlayabiliyorum. dün tanıştığım birinin bile ağlatabilir ölümü.
en az çocuğun varken öleceğini düşünüp ağlamak kadar içtendir. hele de çocuğunuz henüz okul çağına gelmemiş bir çocuksa içinizi birgü sizi unutacağı korkusu kaplar. ve bazen unutulma korkusu çocuğunuzun olacağı o buruk olma halinden daha çok kor size.
2. sınıfta drama dersindeyken hocamız bizden çok üzücü bir şey düşünmemizi istemişti. sadece 15 dakika gözümüzü kapayarak düşünecektik ve o da bizim duygu değişimlerimizi tahlil edecekti. kaderin cilvesine bakın ki ben annemin öldüğünü düşünmüştüm. bilerek seçmemiştim. o an üzüleceğim tek şey bu gelmişti. hayalimde annem gözlerimin önünde acı çekerek ölüyordu ve ben ağlamaktan başka hiçbir şey yapamıyordum. bir süre sonra hocamın yanıma gelip bileklerimi ovaladığını fark ettim. çünkü nefes nefese ağlıyordum. beni teselli edercesine göğsüne yatırmıştır. sonra bana beni bu kadar etkileyenin ne olduğunu sordu. anlattım.

bu olay veli toplantısında annem ve babamla fazladan 15 dakika harcamasına sebep oldu. ne konuştular hala bilmiyorum.
bir çocuğun çektiğine şahit olmaya dayanamayacağım bir acı türüdür anne ve babayı kaybetmek.
öksüz ve yetim olmanın verdiği korkunç acılardan uzak olarak büyüdüğüme şükretmeyi öğretir böyle travmalar. *
çocukluğumdaki rüyaların en büyük korkularından biri olduğunu hatırlıyorum...
en çok sevdiğim en iyi dilek ve tebrik duasıdır nitekim: allah, analı-babalı büyütsün!
canım annem sağ olsun eline geçen her fırsatta ölü taklidi yapmak suretiyle durumun gerçeğini* yaşattığı için olayı aklımda canlandırmama hiç gerek kalmadı.

düşünün, daha beş yaşındasınız ve evin içinde bir köşeyi döndüğünüzde annenizi yerde hareketsiz yatarken buluyorsunuz. tabi bir süre sonra inanmaya başladım ama ilk bir kaç seferin anıları hala taze.

eksantrik bir eğlence anlayışına sahip olmasına rağmen çok seviyorum kendisini o başka.
bendim bu. durduk yere böyle düşünüp üzülüyordum. çok karanlık bir psikolojim varmış sanırım. düşündüğümüz kadar korkunç olmuyormuş ama genelde hiçbir şey. onu anladım. korkuyla kendimizi yiyip bitiriyormuşuz.
kaybetme korkusu olabileceğini düşündürür.
bağlanma bozukluğuna işaret edebilir.
büyüyünce de bu korku oluyor malesef.