bir sanat, düşünce veya kültürel üretimi yalnızca değerlendirmekten ziyade onun biçimsel, tarihsel, toplumsal ve ideolojik koşullarını açığa çıkarmaya yönelik çözümleyici pratik. eleştirinin işlevi “beğenmek” veya “beğenmemek” düzeyinde bir hüküm vermekten çok, bir eserin hangi estetik kodlar, temsil biçimleri ve tarihsel ilişkiler içerisinde anlam kazandığını ortaya koymaktır. bu nedenle eleştiri, nesnesiyle arasına belirli bir mesafe koyan refleksif bir düşünme biçimidir.
modern eleştiri anlayışıyla birlikte eserin özerk ve kendi kendine yeterli bir nesne olduğu fikri giderek sorgulanmış; biçim, tarih, üretim koşulları, kurum, sınıf, ideoloji, cinsiyet ve alımlama gibi farklı katmanlar eleştirel çözümlemenin konusu haline gelmiştir. biçimci yaklaşımlar eserin iç yapısına, marksist eleştiri üretim ilişkilerine ve ideolojiye, psikanalitik yaklaşımlar bilinçdışı yapılara, yapısalcılık ise anlamı mümkün kılan sistemlere yönelirken; sonraki kuramsal yaklaşımlar metnin ve imgenin sabit bir anlama indirgenemeyeceğini savunmuştur.
bu anlamda eleştiri, eserin karşısında duran dışsal bir yorum faaliyeti değildir; eserin kültürel dolaşımına katılan ve onun anlam alanını genişleten ikinci bir üretim biçimidir. güçlü bir eleştiri, eserin ne söylemek istediğini açıklamaktan çok, eserin hangi koşullarda konuşabildiğini, hangi sessizlikleri ürettiğini ve kendi anlamını hangi gerilimler üzerinden kurduğunu görünür hale getirir. eleştirinin asıl değeri de burada, hüküm vermekten ziyade bakışın kendisini dönüştürme kapasitesinde ortaya çıkar.