hollanda ile türkiye arasındaki diplomatik kriz

sen devlet yönettiğinin farkında olmayıp türkiye'de ona buna hakaretler , tehditler yağdırdığın dilini uluslararası ilişkilerde de kullanacaksın, sonra tepkinin alasını görünce yine mağduruz diyeceksin. hadi onlara atılan tehditleri geçtik, türkiye'de sırf 3 milyon suriye'li var diye, siz esad'ın türkiye'de miting yapmasını ister miydiniz ? bu ülkenin siyasetçisi olan meral akşener'e izin vermiyorsunuz daha ve en ufak bir farklı sese, farklı bir protestoya tahammülünüz yok. bir de demokrasiymiş. bu ülkede yaşamasak harbiden demokrasi aşığı olduğunuzu sanacağız. hızlı bir şekilde dünyaya rezil olmaya devam ediyoruz.
almanya'nın akpli bakanların konuşmalarını iptal etmesi sonrasında hollanda'nın da başta başbakanı olmak üzere bu tür toplantıların, siyasi buluşmalarının hollanda'da yapmayacağı açıklanmıştı. almanya ile olan problemler kısmen çözülmüş gibi görünse de hollanda ile olan sıkıntı daha da derinleşiyor. en son dışişleri bakanının hollanda'ya yapacağı uçuşu iptal eden hollanda hükümeti, kararından geri dönmeye pek niyetli değil gibi görünüyor.
olan hollanda'da yaşayan türk vatandaşlarına olacak diye düşünüyorum. hem bakanlarımız hem de vatandaşlarımız adına üzüldüm.
bunlar iki gün sonra hollanda ile barışır siz kötü olursunuz. karışmayın bence.
elimde patlamış mısırla izlediğimdir.
aile bakanının sınır dışı edilmesi, türkiye büyükelçisinin de bakanın yanına gitmesini engelleyen hükümet daha sonra da sokağa dönülen gurbetçilere sert müdahalelerde bulundu. atlarla, tomalarla, coplarla, köpeklerle vatandaşlara saldırdı. insanları köpeklere ısırttı. ülkede ohal ilan edildi. yayınlanan görüntüler, gezi parkındaki polis müdahalesini anımsattı.
hollandanın yaptığı şey de siyasi bir manevra. bu hafta yanlış anımsamıyorsam seçim var. islam(!) düşmanlığını yaparak oy toplamaya çalışıyor. türkiye'de güçlü türkiye istemiyorlar algısı ile propaganda yapıyor. her iki taraf da memnun gibi duruyor. türkiyenin diretmesi de normal değil. büyükelçilik/konsolosluk binalarımda seçim propagandası yapmak kanunumuza göre yasak. orada propaganda yapmak istiyorlar. ayrıca gülünç olan da temel hak ve özgürlüklerin en geniş olduğu ülkemizden temel hak ve özgürlükler konusunda hollandaya yüklenilmesi.
hollanda başbakanı yakında yapılacak seçimler için faşist kesimden oy koparma peşinde. bizimkiler de mağdur edilmişlik üzerinden referandumda evet oyunu arttırmayı planlıyor. her iki taraf memnun bu durumdan. yarın yine kanka olurlar. bence de merak etmeyelim, sorunlar çözülür. olan yine bize olur.
bulaşmamak gerekir görünen o ki alan memnun satan memnun. kendi aralarında bir gezicilik oynuyorlar muhalefetin her türlü tahrike karşı sessiz ve sağduyu kalması hoşlarına gitmiyor, daha ne olabilir derken en imkansızı da başardılar. tahminen yükselen hayır oyları ile bitmek tükenmek bilemeyen propagandalardan birisini daha ortaya sürdükleri gayet açık. avrupada sağcılar bu sayede oylarını yükseltiyorlar, bizde ise sonuç ne olur tahmin etmesi zor, bu iş geçtikten sonra nisan seçimlerine çok var bence bir tuhaf olay daha sığdırabilirler.
nereye gidecek olsam bi kriz patliyor dedirten durumdur. akademik hayatimi engellemese bari'dir.
portakal sıkarak ancak protesto pardon soytarılık yapan işşiz aktroller
portakal sıkmak dışında tüm mitinglere konu olan kriz. bir kriz yaratıldı, üzerinden oy kazanılmaya çalışılıyor. inek kesmeler, inekleri sınır dışı etmeler, lale almayacağızlar, 5 çocuk yapınlar, atlarla gidelim izin verin diyen geri zekalılar vs. bir de krizi mülteciler üzerinden yönetmeye çalışanlar var. kapıları açarız, göçmenleri avrupa'ya salarız gibi tehditler. insanlar üzerinden siyaset. siyaset bazen kirliden de öte olabiliyor. hollanda gayet sessiz de bizimkiler boş boş konuşmaya devam ediyorlar. ne yapacaksanız da hadi yapın görelim yahu.