altyapıyı sabit tutup, iskelet ve ana binanın başka biriyle özgülenmesi hissi yaratan insanlardır.
yapışık ikiz gibi dolaşma arzusu uyandırır ve her şeye dahil etme çabası yaratan yalın bir tatlılığı vardır bu insanların. "şurama yatak odam ol, burda oturur pirzola yeriz; aşağılara in oralarda dolaş, buraları hep öpüşelim."
şimdi bir azgın boğalık sendromu yoksa aslına herkes hemen hemen mr. right materyali ile başlıyor bence. ancak çevre, yaşanılanlar vs edinilen izlenimlerle herkes bir diğerini bir şekilde harcıyor-tüketiyor ve bir noktadan sonra o ''düzgün'' olan da ''kime, ne için düzgün oluyorum?'' diyerekten kayışı kopartıyor. burada da ''içine ederler'' diyerek daha bir kaşarlaşma evresine ya da kendini tamamen ilişkilere vs kapama durumuna giriliyor benim gözlemim. ha bu iki evreyi de yaşayıp aradaki ince ayarda dolanıyorsanız ne mutlu ama o zaman da ''içine ettiğimin iyi insanıyım, o kadar şey yaşadım artık zamanı geldi mutluluğun'' safhası geliyor ki o da hayat bir amerikan komedisi olmadığından genelde hüsran, depresyon ve hayaller ile geçip gidiyor.