iyi aile lezbiyeni

Durum: 186 - 0 - 0 - 0 - 03.07.2015 17:13

Puan: 2726 - Sözlük Kezbanı

5 yıl önce kayıt oldu. 3.Nesil Yazar.

Henüz bio girmemiş.
  • /
  • 10

ramazanda çalışmayan seks emekçisi

müslüman seks işçisidir.

pek çok erkekten kadına trans seks işçisi tanıyorum. bazıları, kendini, müslüman olarak tanımlayan, zinanın günah olduğunu düşünen, ancak trans olması sebebiyetiyle iş bulamadığından ötürü yaşantısını zorunlu seks işçisi sıfatıyla sürdürmek durumunda kalan kadınlardır. en azından senede bir ay boyunca, yani inandıkları dine göre en kutsal sayılan ay boyunca, yine inandıkları dine göre büyük bir günah sayılan bir eylemden uzak durmak isterler. müslüman değilimdir ama komik bulmam. bilakis saygı duyarım. bir de üstüne içim parçalanır.

lezbiyen yazar nerdesin aşkım birtanem seni çok özledim nerdesin

buradayım canlar, kafanızı gözünüzü yirim.

erkek olsaydım sana aşık olurdum

bir keresinde birisi demişti bana böyle bir şey. ben de ona demiştim ki bana aşık olmak için bu kadar komplike zaruretlerin yok tatlım. şu anda da olabilirsin.' ve kadını bir daha hiç görmedim. sanırım kabullenme evresine geçişini baltaladım böyle bir şey söyleyerek.
(bkz: kendini yeni kabullenmiş lezbiyen mi alırım bir dal )
(bkz: pişmanım gene olsa gene yapmam )

kırmızı elma sözlük

daha önce bir kez kendi isteğimle bir kez de yaptığım kural ihlalleri nedeniyle zombilendiğim, yılmayıp üçüncü kez yazar olduğum ilk göz ağrım, canım sözlük.

yönetim hiç de demokratik sayılmaz. hangi kural kime uygulanır, niye uygulanır, kime niye uygulanmaz gibi konular bir hayli mulaktır. esas olan nous'un canını sıkmamak, tadını tuzunu kaçırmamaktır. bununla birlikte muhteşem kadınlarla tanışabilir, yeni yeni dostlar edinebilir, kendinizi daha az yalnız hissedebilir ve bir dünya şey öğrenebilirsiniz.

sevdiğim kadın bana abla deyince

henüz başıma gelmeyen felakettir, ancak yakın bir tarihte gelebilirmiş gibi hissediyorum. yaşlanmak çok kötü bir şey ha. bedenen yaşlanıp duygusal olarak ergenlikten çıkamamaksa çok daha kötü. 30 yaşlarına yakın bir kadın olarak, 20 yaşlarında bir kadından hoşlanmak gibi durumların içinde bulabiliyorsunuz kendinizi. henüz bulmadım gerçi, ama yakın bir tarihte bulma ihtimalim kuvvetle muhtemel. başıma böyle bir felaket geldiğinde ne yapacağımaysa henüz karar verebilmiş değilim.

sevdiğim adam bana kardeşim deyince

iyi aile lezbiyeni

hormonlu domates ödül töreninde dark bear'la karşılaştığına çok sevinen ve sözlükte daha fazla zaman geçirme konusunda motivasyonu bir hayli artmış bulunan yazar. dark'la karşılaşmak beni çok mutlu etti. iyi gördüm onu, boyu biraz daha uzamıştı sanki (yıldız yapıp içine gülücük koymayı beceremedim. gülümsedim varsayın.)

rainer maria rilke

şiirlerini sevmem. zaten ben genel olarak çeviri şiir sevmem. şiirler ve öyküler dillere ait şeylerdir bence. romanlardır evrensel olan. rainer maria rilke'nin de bir romanı vardır. bu roman şairin tek romanıdır aynı zamanda. fakat öyle bir romandır ki diğer romanları romanlıklarından utandırır. tabi bunda behçet necatigilin eşsiz çevirisinin de etkisi olduğu muhakkak.
(bkz: malte laurids brigge'nin notları)

şişko patates yarım kilo domates

bazı çocuklukların özeti olan tekerlemedir.
ilerleyen süreçlerde yaşanacak bir dizi dramatik olayın ilk halkası.
dünyadaki en zeki insan olabilirsiniz, en iyi insan olabilirsiniz, en güler yüzlü, en sempatik insan olabilirsiniz. çok güzel gözleriniz, muhteşem bir burnunuz, harika saçlarınız da olabilir. ama eğer skala değerleriniz normalin üstündeyse çoğu zaman bunları görmeyecekler.
üç kişi muhabbet ediyorsanız, anlatan kişi, umumiyetle siz yokmuşsunuz gibi davranıp masadaki diğer kişinin gözlerinin içine bakarak konuşacak.
es kaza güzel bir kadınla-adamla ilişki halindeyseniz, ortak arkadaşlarınız tarafından, hak ettiğinden fazlasını alan sömürgeci devlet muamelesi göreceksiniz.
bir gün ayrılırsanız, ayrılık karşı tarafla alakalı nedenler yüzünden gerçekleşmiş bile olsa, hatta karşı taraf apaçık bir şekilde suçlu bile olsa, çevrede sizi teselli edebilecek tek bir allahın kuluna dahi rastlayamayacaksınız.
çünkü insanlar sizin çektiğiniz acıyı, alt üst olmuş yaşantınızı, mutsuzluğunuzu değil fazla kilolarınızı görecekler.
haketmediğiniz bir şeyi kaybettiğinizi, bu yüzden teselliye ihtiyacınız olmadığını düşünecekler.
çaldığı malı kumarda kaybetmiş bir hırsız gibi.
hem zaten şişkoların duyguları yoktur ki
kişilikleri yoktur
cinsellikleri yoktur
amaçları, istekleri, anıları, acıları yoktur.
bir şişko sadece bir şişkodur.
insanların dertlerini, anılarını ve sevgililerini, hatta alıp almamakta kararsız kaldıkları gömleklerini/eteklerini bayılana kadar dinlemek zorunda olan, dinlerken sıkıntıdan patlasa da dinlemek zorunda olan, çünkü bunu yapmadığında yapayalnız kalacak birisi.
bir şişkonun bu dünyadaki vasfı, görevi nedir ki zaten?
dinler ve akıl verir.
insanların işi yaşamaktır, şişkoların işi insanların yaşadığı şeyleri dinlemek.
topluluk içinde yemek yiyemezsiniz.
yeseniz de rahat edemezsiniz.
çünkü herkes çaktırmadığını sanarak sizi inceler.
ne yiyorsunuz, kaç lokma yutuyorsunuz vs.
bu noktada bir sirk hayvanısınızdır.
herkesten az bile yeseniz ki göze batmamak için öyle yaparsınız genelde, yine de bir sonraki gün, masadakilerden biri, bir arkadaşına, kahkahalar atarak, 'nasıl yiyor abi bir görsen!' diyecektir. bundan kaçışınız yok.
oralda çok iyi olmak zorundasınızdır.
bacaklarınızdan fışkıran et parçaları, amınızın çoooook gerilerde kalmasına neden oluyorsa, denk getirmek için üç saat uğraşmanız gerekecektir çünkü.
velev ki denk getirdiniz, sürterken dört kilo ter dökeceksiniz ve takribi altı dakika sonra hareket edemeyecek kadar yorulmuş olacaksınız.
umutsuzluğa gerek yok, karşınıza iyi insanlar da çıkacaktır mutlaka(!)
zeki, muhalif, feminist, toplumsal dayatmalara, sisteme düşman(!)
en iyi olanı ruh ikizi olduğunuzdan, sizden duygusal açıdan muhteşem bir elektrik aldığından bahsedecektir.
'ama fiziksel etkileşim yok, sen biraz şeysin.' diye ekleyerek.
estetik algısının da toplumsal bir dayatma olduğunu, yani aslında sandığı şeylerin hiçbir tanesi olmadığını yüzüne vurmayacaksınız tabii ki.
çünkü bir şişko her zaman iyi bir insan olmalıdır.
fakat bu şeylerin hiçbirisi içinizi, arkanızdan kardeşinize 'üzüntümden yüzüne bakamıyorum ablanın' diyen anneanneniz kadar parçalayamayacaktır.
o noktada son kurşunları da gözden çıkarırsınız.
nedir bu kurşunlar?
spor salonları
pahalı diyetisyenler
zayıflama ilaçları
yiyip yiyip kusma tekniği
obezite ameliyatları
ameliyata hiç de elverişli olmadığınızı, olmasanız daha iyi olacağını söyleyen doktora rağmen o masaya yatarsınız.
yatarken hiçbir şey de hissetmezsiniz üstelik.
korku, heyecan, sevinç, merak...
hiçbir şey
içiniz boşalmış gibidir.
sonra uyanırsınız.
birkaç gün sonra da ameliyatta bir sorun çıkıp çıkmadığını anlamak için kaçak testi uygulanır üstünüzde.
ameliyat çok iyi geçmiştir.
sapasağlamsınızdır.
hiçbir şeyiniz yoktur.
anneniz mutluluktan havalara uçar.
hatta hastanenin bahçesine inip keyif sigarası içme teklifi bu kez ondan gelir.
bahçeye iner, birer sigara yakarsınız.
mutlu olduğu zamanlarda çenesi düşen anneniz konuşur da konuşur.
'ohhh çok şükür hiçbir sorun yokmuş' der.
'çok karşı çıkmıştım ama iyi ettin yavrum' der
'bundan sonra herşey çok güzel olacak' der.
ağlamaya başlarsınız.
içinizden bir şeyler kopar gider.
salya sümük ağlarsınız.
'niye ağlıyorsun yavrum. salak mısın sen?' deyip güler anneniz.
'hiçbir şey güzel olmayacak.' demeye çalışırsınız tıkanan ve akan burnunuzla hıçkırıklarınızın arasında bir yerlerden.
'niye olmayacakmış? ameliyatını oldun, kilolarını vereceksin, senin için hayat daha şimdi başlıyor.' der anne.
'insanların ne kadar çirkin olduklarını gördükten sonra, ben ne kadar güzel olursam olayım, güzel olamaz hiçbir şey.' dersiniz.
anneniz de ağlamaya başlar.
sustuğunda, sigaralarınızı söndürüp odanıza çıkarsınız.
şişko patates yarım kilo domates tekerlemesini hayat boyu kalbinizde taşıyacağınızı bilerek.

(bkz: şişko dili ve edebiyatı)
(bkz: sonuna kadar okuyana benden bir beşlik)
(bkz: fakirin ödülü de ancak beş lira oluyor.)

sözlükten yazıyorum şişkolar ölsün

ayı sözlük yazarlarının seviştikleri en ilginç mekanlar

sikilecek göt yarağa yakın olurmuş

ayı sözlük heybeliada zirvesi

ohh oh oh. en sevdiğim zirve şekli allah çarpsın. kesinlikle geliyorum. benden bir kısır ya da patates salatası işler.

sosyalist ebt hareketinin onur yürüyüşüne gitmeyin çağrısı

sosyalist ebt hareketinin, onur yürüyüşlerinin karnaval havasında geçmesinden rahatsız olup, yurdum homolarına yapmış bulundukları çağrıdır efendim.

yıl 2010. yine güzel, yine güneşli bir onur yürüyüşü günü. o sene onur yürüyüşüne sosyalist bir grupla katılmaya karar vermişim. her şey iyi başlıyor. beraber katıldığım grup lgbtqi temalı sloganları, kendi ideolojilerine uyarlamış atıyor. 'atsınlar' diyorum,' çeşit iyidir, renktir, candır.' sonra yürüyüş başlıyor. istiklal'e doğru ilerliyoruz. biraz gittikten sonra, gruptan birisi 'arkadaşlar toplanın.' diyor. önlerde birini gösterip 'şuradan kıvrılıp en öne geçeceğiz.' diye direktif veriyor. neden böyle bir şey yaptığımıza anlam veremiyorum. ancak garip bir sürü psikolojisiyle en arkadan takip ediyorum onları. insanları ite kaka ilerliyorlar. insanlar birbirlerini acı çekmeden sevebilsin diye gerçekleştirilen bir yürüyüşte, insanları itip kakıyorlar. evet yapıyorlar bunu. hem de bile isteye ve bunun en doğal hakları olduğunu düşünerek. sonunda amaçlarına ulaşıp en öne geçiyorlar ve nihai amaçlarını da gerçekleştirip bağlı oldukları küçük partinin bayrağını açıyorlar. bu olay bana 'arkadaş hatırı için çiğ tavuk bile yenir.' atasözünün, insanı bazen nasıl büyük utançlara sürükleyebileceğini öğretmiştir. başka şeyler de öğretmiştir, ancak genelleme yapmış olmamak adına, bunlardan bahsetmeyeceğim.

ben renkleri çok seviyorum. hatta ak partili lgbtqi'ler fikrine bile çok sıcak bakmıştım, ne yalan söyleyeyim. kaldı ki lgbtqi hareketi renkleri kaldırabilecek bir harekettir; çünkü bir ideoloji değildir. fakat ideolojiler öyle değiller. renk kaldıramazlar. çünkü her ideolojinin bir rengi vardır ve varoluşunu o renk simgeler. o renk ortadan kalktığında başka hiçbir şeyi kalmaz. bence sorun burada başlıyor. sosyalist ebt hareketi tam da bu sebepten baştan sakat bir fikirdi zaten. çünkü onlar onur yürüyüşüne önce bir gey, bir lezbiyen, bir transseksüel, bir biseksüel olarak gelmiyorlar. önce bir sosyalist olarak geliyorlar. bir başlık altında gelişleri. oysa bireysel olarak gelseler, önce lgbtqi bir birey, sonra sosyalist bir lgbtqi birey olarak gelecekler. o zaman da bu denli rahat bir biçimde 'onur yürüyüşüne katılmayın.' gibi bir çağrıda bulunamayacaklar.

bir de tabi onur yürüyüşünden ne anladığın, ne beklediğin çok önemli. ben onur yürüyüşüne ilk kez 2006'da katıldım. o sene taş çatlasın 200-250 kişi ancak vardı. ama o 200-250 kişiyi bir arada görmek, 18 yaşında, eşcinsel olduğu için ailesini kaybetmiş, kendini bu dünyada yapayalnız sanan küçük bir lezbiyen kadın için o kadar değerliydi, o kadar motive ediciydi, o kadar güç vericiydi ki... bu gün 26.5 yaşındayım. artık 1.000.000 homoyu bir arada görsem bir şey hissetmem. çünkü varız biliyorum. fakat hala kendini bu dünyada tek zanneden, diğerlerini sanal alemden başka bir yerde hayal dahi edemeyen, bir dünya minik homo var. onur yürüyüşü ister milli yas havasında geçsin ister karnaval; hal böyleyken 'onur yürüyüşüne gitmeyin.' gibi bir çağrıda bulunmak nasıl kocaman bir bencillik, nasıl korkunç bir gaflettir!

sosyalist ebt hareketi, bizimle değılsın...

biçare lezbiyenin ayı dostlarından ricası

canım ayılarım benim, ben size küser miyim hiç? hiçbiriniz bana eşlik edemediyse de kalpleriniz benimleydi biliyorum. hem hepinizden o kadar fazla moral mesajı aldım ki kendimi hiç bu kadar kalabalık hissetmemiştim. ameliyat iyi geçti. üç saat sonra ayaktaydım. altı saat sonra (kural dışı bir şekilde) sigaramı tüttürüyordum. şimdi tek korkum kaçak olması çünkü dikişlerin altı ay boyunca atma ihtimali var. gay pride zirvesinde zaten sizlerleyim. bu sene sizinle yürüyeceğim ama daha önce görüşmek isteyen olursa evime de beklerim. ister toplaşıp gelin, ister ayrı ayrı gelin. gelmek isteyen olursa mesaj göndersin evimi tarif edeyim. neyse özetle hepinizi çooook seviyorum. yakında görüşeceğiz.

keşke

keşke insanlar tanrı ve homolar adına konuşup durmayı bu kadar sevmese...

gülden karaböcek

bir şarkısında 'unutma ki evlisin yuvana dönmelisin' diyen şarkıcı.
bir de zamanında ablası neşe karaböcek'in kocasıyla ilişki yaşayıp ikisini ayırmış derler. şu an hala ablasının eski kocasıyla evli.

ağlatan şiirler

çarşılarda birşey
biz pek aramazdık çocuklar olmasaydı.

kasaplarda manavlarda bazı yorgun kadınlar
hep de tenha saatleri seçerler
sonra yavaş bir sesle
çocuk için hasta kaç gündür yemiyor
biraz et biraz meyve isterler

sevdiği bir reçeli gün aşırı yalnız ona
kaşıklarla beraber büyük bir üzüntü
yağların şekerlerin çayların
uykularda bile bitiyorsa
annelere düşündürdüğü.

insanlara, tezgâhlara, kâğıtlara kolaydı
biz bu kadar eğilmezdik çocuklar olmasaydı

behçet necatigil

sırrı süreyya önder

önceleri çok güzel duygu ve düşünceler beslediğim, şimdiyse kendisine karşı beslediğim güzel duygu ve düşünceleri sorgulamama neden olan milletvekilidir. seks işçileri ve lgbtqi bireylerle ilgili oldukça talihsiz açıklamaları mevcuttur. keşke yapmasaydı böyle.

deniz seki

gençliğimde çok seksi bulduğum kadındır. sonradan ne oldu ben de bilmiyorum, seksi bulmamaya başladım.
  • /
  • 10
Henüz bir favori entry yok.

Toplam entry sayısı: 186

aktif lezbiyen

cinsel ilişki esnasında yönlendiren taraf olmayı seven, bir başka bakış açısına göreyse heteroseksüel cinsellikteki erkek rolünü temsil eden taraftır. her aktif lezbiyen erkeksi olmak zorunda olmadığı gibi her maskülen kadın da aktif lezbiyen değildir. ancak çoğunlukla aktif kişi aynı zamanda diğer kişiye oranla daha erkeksidir. her aktif lezbiyen yapay penis kullanmaz. her aktif lezbiyen erkek olmak istemez. her aktif lezbiyen musluk tamir edemez.
(bkz: o hikayedeki aktif lezbiyen)

en ağır ayrılık sözleri

biçare lezbiyenin ayı dostlarından ricası

birazdan benim tarafımdan sizlere bulunulacak olan ricadır.

sevgili ayılar,
kilolarımdan dolayı yürümekte bile zorlanır hale gelmem ve böyle giderse zaten 10-15 seneden fazla yaşayamayacağım gerçeği sebebiyle bir süre önce tüp mide ameliyatı olmaya karar verdim. nihai olarak ameliyatım 19.05.2014 tarihinde elazığ'da gerçekleşecektir. fakat asosyal de biri sayılmayacağım halde kendime bir refakatçi bulamadım. bir insanın hayatındaki tüm insanlar mı çalışır ve işten izin alamaz, tüm insanlar mı okur ve devamsızlığı sınırdadır kardeşim. demek ki yeterince sevilmiyormuşum. neyse bu ayrı bir mesele, şimdi konumuz bu değil.

istanbul'daki ayıcanlardan ricam şudur: acaba içinizden birisi bana elazığ'da refakat edebilir mi? gidiş-dönüş uçak bileti benden konaklama fırat üniversitesi hastanesinden. 19.05.2014 sabahı refakatçi ayı kardeşimle beraberce uçağa binip gideceğiz. o gün benim tahlillerim vs. olacak. yani ayımız o gün kendini elazığ sokaklarına atıp tarihi ve turistik bir gezinti yapabilir. akabinde salı günü büyük ihtimal boştayım çünkü ameliyatın yüksek ihtimalle çarşamba günü gerçekleşeceği tahmin ediliyor. yani salı günü muhtemelen ayımızla beraber gezip dolanacağız. ve çarşamba ameliyat. ayımızın çarşamba ve perşembe benim yanımda kalması lazım. çünkü tek başıma ancak cuma günü yürüyebileceğim. ve cuma, eğer benden sıkılırsa ayımız istanbul'a dönebilir. eğer beni çok sever ben bu zavallı lezbiyeni elazığ'larda bir başına bırakamam derse, pazar benle de dönebilir. olayımız tam olarak bu. eğer bana lgbti kardeşliği adına yardım etmek isteyen bir gey, trans ya da lezbiyen varsa mesaj atsın telefonlaşalım.

ve lütfen lütfen lütfen bana yardım etmek isteyen birileri olsun çünkü içinizden birisi benle gelmezse parayla refakatçi tutmak zorunda kalacağım. tamam refakatçi tutarsam sizin uçak biletinize ödeyeceğim paradan daha az ödeyeceğim belki ama o zaman kendimi gerçekten bok gibi hissedeceğim. ciddi bir ameliyata tek başına gidecek kadar yalnız, şişko ve zavallı bir lezbiyen.

sevgili 17 yaşımdaki halim

onu evlendiremeyecekler çünkü birkaç ay sonra radikal ve ani bir kararla kaçıp gideceksiniz. okulu falan bırakmak zorunda kalacaksın. pazar toplandıktan sonra yerde kalan çürük meyve sebzeyi poşetlere doldurup eve götürdüğünüz günleriniz olacak. annen seni uzun yıllar affetmeyecek. ama en kötüsü, o bir gün, borç yüzünden kesilen elektriğinizi açtırmak için saçlarını satmaya kalkışacak. işte sen o gün büyüyeceksin. bir daha asla çocuk olamayacaksın ve uzun uzun yıllar böylece geçip gidecek.

bir gün beş kuruşsuz, diplomasız, yapayalnız, patlamak üzere, orta yaşlara merdiven dayamış bir lezbiyen olarak bulacaksın kendini. ama sana bunun için hiç kızmıyorum. diğer insanların aksine zerre kadar öfkeli değilim sana. üstelik sen ne yaptıysan bedelini ben ödedim; buna rağmen öfkeli değilim. sadece saçlarını okşamak ve bir türlü ısıtmayı beceremediğiniz o evi ısıtmak istiyorum. sana, ne kadar iyi, ne kadar cesur bir çocuk olduğunu, seni ne kadar çok sevdiğimi söylemek istiyorum.

sevdiğim kadın bana abla deyince

henüz başıma gelmeyen felakettir, ancak yakın bir tarihte gelebilirmiş gibi hissediyorum. yaşlanmak çok kötü bir şey ha. bedenen yaşlanıp duygusal olarak ergenlikten çıkamamaksa çok daha kötü. 30 yaşlarına yakın bir kadın olarak, 20 yaşlarında bir kadından hoşlanmak gibi durumların içinde bulabiliyorsunuz kendinizi. henüz bulmadım gerçi, ama yakın bir tarihte bulma ihtimalim kuvvetle muhtemel. başıma böyle bir felaket geldiğinde ne yapacağımaysa henüz karar verebilmiş değilim.

anal seksle oruç açan eşcinsel

pekala da yapılabilir. sigarayla oruç açmaktan farklı bir eylem olduğunu sanmıyorum. hatta zeytinyağlı taze fasulyeyle oruç açmaktan da çok bir farkı yoktur.

allah erkeklere benzeyen kadınlara ve kadınlara benzeyen erkeklere lanet etsin

bir peygamber hadisiymiş. bu gün namaza başlamaya karar verdim ve namaz kitabında bu hadisi okudum. peygamber gerçekten böyle bir şey söylemiş olabilir mi bilmiyorum; ama söylememiş olmasını umut ediyorum.
(bkz: peygamber gafları)
(bkz: dakika bir gol bir)
(bkz: ağız tadıyla ne ibnelik yapılıyor ne de müslümanlık)
(bkz: nayır benim peygamberim homofobik olamaz)
Henüz takip ettiği biri yok.