en ağır ayrılık sözleri

benim için"seninle hiçbir şey yaşamak istemiyorum."dur. çok ağır gelmişti zamanında. "hiçbir şey"e dikkat! öyle insanca, arkadaşça bir iletişimi bile layık görmemişti. hala ana haber bültenlerinde ölüm haberini duymayı umuyorum.
gidiyorum

zaman sadece birazcık zaman
geçici bu öfke bu hırs bu intikam
acılarımız tarih kadar eski
nefes alıp vermek misali olağan

zaman sadece birazcık zaman
son bulduğu yerde sevgiler bir tek an
böyle benzer izler etrafında
alışkanlıklarımız bile sıradan

gidiyorum bütün aşklar yüreğimde
gidiyorum kokun hala üzerimde
sana korkular bıraktım bir de yeni başlangıçlar
bir kendim bir ben gidiyorum

zaman sadece birazcık zaman
kızgınlığım yalnızlıktan korktuğumdan
bilirsin karanlıktan da ürkerim çocuklar gibi
ışıkları hep yakarım bu korkudan

gidiyorum bütün aşklar yüreğimde
gidiyorum kokun hala üzerimde
sana korkular bıraktım bir de yeni başlangıçlar
bir kendim bir ben gidiyorum

gidiyorum bütün aşklar yüreğimde
gidiyorum kokun hala üzerimde
sana korkular bıraktım bir de yeni başlangıçlar
bir kendim bir ben gidiyorum

gidiyorum bütün aşklar yüreğimde
gidiyorum kokun hala üzerimde
sana korkular bıraktım bir de yeni başlangıçlar
bir kendim bir ben gidiyorum(gidiyorum, sezen aksu)
beni artık mutlu (tatmin) edemiyorsun.
seni aldattım beni affet. *
benim karakterim kuzeye, senin karakterin batıya yolcu bidanam .yükte hafif , ruhta ağır laftı.
'kusura bakma seni sevemedim.' bir gece yarısı kitap okurken aldığım mesaj, o ana kadar beni sevip sevmemesi umrumda değildi ama o mesajdan sonra" o kadar mı beterim lan?" diye kendi kendime düşünmeden edemedim, e o kadar yemek ısmarladık oradan bari bir şey olsaydı.
aslında ayrılık bir tarz işidir, bazısı sokak kavgası eder, yuh dersin, bazısı çingeneliğe vurur bazısı da öyle yakışır ki hiçbirşey diyemezsin. beni aldatan sevgilime şöyle bir mektup yazmıştım zamanında çok ağır gelmiş. böyle birşey iyi koyar adama ve birşey diyemez.

sana ilk ve son kez yazıyorum…

yazdıklarından ve aramandan anladığım, senin bu hadiseyi rutin kavgalarımızdan biri zannetmen. sanıyorum algılama sorunu yaşıyorsun ya da kendini sen daha sevgiliyiz demediğinden dolayı o zamanlar duygularımla oynamadığın konusunda kendini suçsuz olduğuna inandırdın. çünkü bu senin hayatının bir parçası. bu durum senin için normal sayılabilir, zira ahlaksızlık kendi içinde çok tutarlı ve eşitlikçidir.

öncelikle, bu konuyu daha fazla inkar ederek kendini küçültme. yediğin haltı ikimiz de biliyoruz. hatta sen benden daha iyi biliyorsun. zaten yerle yeksan olmuş durumdasın, kendine biraz saygın olsun. bu konuda en ufak bir şüphem olsaydı, gidip tek tek yakalarına yapışır, öğrenmem gerekeni öğrenir, yüzleştirir, bu durumu senin de gözüne sokardım. hadise yeterince çirkin zaten, üzerine tuz biber ekmeyeceğim. daha fazla mazlum ve mağdur rolü oynayarak kırgınlığımı, kızgınlığa dönüştürme.

aslında düşündüm de, bilmeme, en azından tahmin etmeme rağmen neden devam ettim? neden daha önce kesip atmadım diye?
çünkü ben sevdiğim adama konduramadım bu adiliği. bu kadar ucuz olabileceğine, arkamı döndüğüm anda bana kazık atabileceğine, bu kadar şeref... olabileceğine ihtimal vermedim, vermek istemedim. inanmak istemedim. kendimi kandırdım. yaşadığım güzel şeylerin gerçek olduğuna, bu ilişkinin bir ruhu olduğuna inanmak istedim, bu büyüyü bozmak istemedim. her şeye rağmen kendi tarzımda mücadele ettim, değer verdim, bunu her fırsatta gösterdim. bana saygı duyduğuna ve bana söylemeden mustafa'yı götürmeyeceğine, telefonumdan bütün geyleri sildim dediğinde sildiğinde, gerçekten silmiş olduğuna inanmak istiyordum. senin farklı olduğuna, küçük hesapların, anlık zevklerin insanı olmadığına inanmak istiyordum.

planlı, düzenli ve sürekli olarak, organize bir şekilde beni aldattın. ben bunun sürdürülebilir bir yaşam tarzı olabileceğini düşünemedim. belki de senin doğal kabul ettiğin yaşam tarzının acemisiyim ben. yaptığın şeyin bir adı, yapanın da bir sıfatı var ama kendi hatıralarıma hürmeten bu adı kullanmayacağım.

bilirsin, herkes üzemez beni, yıpratamaz, hırpalayamaz. sen o kadar benimdinki gözümde. ama görüyorum ki her parlayan şey, altın değil. aslında ben, kafamın içinde bir sevgili yarattım ve kafamın içindeki o sevgiliye aşık oldum. her geçen gün sana olan düşkünlüğümün ve zaafiyetimin artmasının başka izahı olamaz.

sen, kokusu zihnine kazılı sevgilimin, bir başkasıyla olduğunu öğrenmek ne kadar ağırdır bilir misin? şu anda kendimi aldanmış, aldatılmış, kullanılmış hissediyorum. sadece sıradan bir beraberliği değil, 8 aylık bir arkadaşlığı, sırdaşlığı, dostluğu, sevgiliyi ve hayatımda çok önemli bir yeri olan değerli bir insanı kaybetmiş gibi hissediyorum. başını göğsüme koyduğunda sadece fiziksel değil, zihinsel olarak da benimle olduğunu düşünüyordum. güven duygusunun bu kadar kolay bir şekilde ayaklar altına alınabildiğine şaşırıyorum. her gülüşün yalan olduğunu, paylaşılan hissiyatın ve maneviyatın tek taraflı olarak yaşandığını, boşa geçmiş / geçirilmiş 8 ay olduğunu şimdi anlıyorum. yazık. senin hayatın böyle çoklu ilişkiler üzerine kurulu.

yaşadığım hayal kırıklığının tarifi ve tamiri mümkün değil. küçük aşk ve kıskançlık oyunları, döktüğün gözyaşları, mevcut durumun sende yarattığı acı, sürekli olarak canını yaktığımı söylemen, hepsi yalanmış meğerse. paylaşılanların hangisi yalan, hangisi gerçek sen ayırt edebiliyor musun? öylesine yıktın ki bütün inançlarımı, beni sensiz bıraktın, beni bensiz bıraktın.

bir insan bu kadar uzun süreli bir aldatma oyununa nasıl tahammül eder? tüm yaşananlara ve bu çirkinliğe değdi mi acaba? merak ediyorum hiç mi onurun yok? ama senin ruhuna ve yüreğine ağır gelmez bu söylediklerim, sende o derinlik nerede?

sen hak ettiğini düşündüğün değeri hiç bir zaman göremeyeceksin. ne iş hayatında, ne de özel hayatında. bu sözümü unutma, zamanla ne demek istediğimi anlayacaksın. bunu, senden nefret ettiğim yada bana kazık attığın için söylemiyorum. sana karşı bir kinim yok, . ; “bence şimdi sen de herkes gibisin” sıradansın yani. yazdıklarım ve hissettiklerimle seni yücelttiğimi sanma sakın. benim sevdiğim adamla senin arandaki fark; gündüz ile gece arasındaki fark gibi. sen hep aynı sendin, ben kendi kafamın içindeki, gururlu, mağrur, hayata karşı bir tavrı, tarzı olan, erdemli olan sevgiliye aşıktım.

seni asla affetmeyeceğim
bundan 2,5 ay önce aldatıldığımı* öğrendiğimde sarf ettiğim söz kesin ve keskindi: '' siktir ol, git hayatımdan! ''

ilk aşık olduğumda da bana söylenen şuydu;* '' artık seninle yapamıyorum''
bir örnek olarak:

"ben hastayım klausklaus, tek kişiyle yapamıyorum"**

aylar sonra twitterında shamei izleyip filmin üzerine heyecanla yaptığı yorumu görmek paha biçilemezdi **
''benim yaptığım eşşeklik, kusura bakma'' demişti biri.. lan eşşeğin ne suçu var şimdi amk dedim, masum masum anırır çok çok..yaptığı haysiyetsizliğe bir benzetme bulamamıştı haliyle..allah rahmet eylesin
seni tanıdığım güne lanet olsun.sokakta ölünü görsem üzerine işer geçerim.
keşke ailen, sen doğduğunda, kulagina ismin yerine, ''adam ol'' diye 3 kez fisildasaymis.. şimdi ben seni isminle anabilseydim keşke ...
nişanlandım ve evleneceğim , artık erkeklere ilgi duymuyorum * .
ayrılmak yeterince ağır, ayrılık sözü ne olursa olsun.
odun bir kız arkadaşıma sözde ''errrkek'' takılan bohem sevgilisi,

''sen duygularını çöle gömmüşsün, sen insan sevemezsin'' demişti. hala hatırlar gülerim.
- başkasına gittim, gelicem.