ermeni rum arap karisimindan gelen biri olarak bende de vardir. hayatimda duydugum 'ait oldugu millete anlam yuklerken sicip batirma' kategorisindeki en komik fikirlerden biridir.
çocukluğumdan kalma bir koku gibi, o bahçeye her adım adışımda beni biraz daha yakına çeken. belkide beni etkisi altına alan o karbeyaz saflığında kaybolduğum bi hanımeli çiçeğine benzetiyorum.zamanla çiçeğin yerini taneli ve hafif zehirli olan meyvesi alır.sanırım olay bundan ibaret ne kadar çok cevbedici ve tüm algılarınızı bir anda ona odaklamanızı sağlayan ne varsa bir o kadarda ölümcül oluyorlar. aynı kadınlar gibi tenlerinin yumuşaklığı ve saflığı, kokularının onları eşsiz kılmasıyla beraber vücut hatlarının içine saklanmış ruhlarıyla ilk başta ne kadar masum gözükselerde bir kere bir kadına aşık olduğunuzda aaa..ne yapıyorum ben.kelimelere dökmek için uğrasıyorum çaresizce oysa herkes biliyor ki kelimelere döksen bile sığdırılamayacak o duyguları tek bir kelimeye sığdırmak ne kadarda gülünç gelsede benim bile sürekli yaptığım ve insanların uğruna milyonları katlettiği hede.
pantolon: bütün gün yatağıma yatma hayalimden sonra gelen şey, eve girince hemen bir o pantolonu çıkartma safhası, sonrasında gelen o rahatlama ve ferahlama. nüdist birisi de değilim ama pantolon olsun hatta eşofmanı bile pek rahat bulmuyorum. hatta gün geliyor sırf pantolon giyme havasında olmadığımdan bahanelerle dışarı çıkmadığım oluyor.
gömlek: her ne kadar gömlek giymeyi sevsem de, zaman zaman o yaka beni rahatsız ediyor, sürekli ensemde dürten birisi varmış gibi. eve gelir gelmez giyilen t-shirtten daha güzel ne olabilir ki.