en inanılmaz üşengeçlik anektotları

iki kere tuvalete gitmemek için çişim geldiyse kakamın da gelmesini bekliyorum mesela * * *
bir seferinde evde boş boş otururken vaktin yaklaştığını farketmeme rağmen uçağı kaçırmıştım. hem de 23:00deki uçağı. zahmet edip evden çıkıp havaalanında koştura koştura görevliye ulaştığımda kapılar kapanmıştı. adam bu saatte trafik yok, hayırdır deyince sadece benim tembelliğimden demiştim. ama bunlar bana asla ders olmuyor maalesef. evden çıkma konusunda hep üşengecim ne yazık ki.
çişim geldiğinde uykudan uyanınca gitmeyip uyumaya devam ediyorum. sonra uyanınca ağrıdan ölüyorum tabi.patlamak üzereyken tuvalete zor yetişiyorum.ve bunu hep yapıyorum ya bir türlü bırakamadım.
uykulu uykulu kalkıp tuvaletin kapısını açmaya üşenerek lavobaya işiyorum diye üstüme işemiştim.*
babası oğlundan su ister..

- oğlum bi bardak su getirirmisin...

oğul
- (ses yok umursamaz bi tavır)

adamın kızı

-baba bu eşekoğlu eşşegin getirecegi yok.. sen getirsene benimki soğuk olsun...


nasılsa yine bozulacak deyip yatağı toplamamak.
salonun diğer ucundaki kumandayı/telefonu yattığım koltuktan kalmaya ve yürümeye üşendiğimden çinli bir jimnastikçi gibi bütün mobilyalar üzerinden akrobatik hareketlerle almak.

ama benim için en tepe noktası, eğer ki hava kötü-soğuk-yağmurlu falan ise kaçta yatarsam yatayım yataktan çık(a)mamak. ola ki hava buz gibi, katiyyen ister sabah 7 ister aksam 5 olsun o yataktan çıkıp okula, dışarıya vs gidemem. herkes evinde, yatağında sıcacık mutlu bence.

açık olan her hangi bir sayfada akla gelen bir arama için arama barına yazmak yerine açık olan sayfada aranacak kelime ya da yardımcı kelimeleri bularak ve kopyala yapıştır yaparak arama yapma. kim yazacak şimdi o kadar kelimeyi.
(bkz: ne kadar üşeniyorsan, depresyona o kadar yaklaştın)


bu bir gerçektir. depresyon, öncelikle isteksizlikle, ardından genelde yapılan davranışlara "imtina etmekle" belirir. depresyonla başa çıkmanın, ya da geldiğini fark etmenin bir ip ucudur üşenmek.

gelmekte olan düşman böylece fark edilince ne yapılacak peki?

basit: en istenmeyen şey neyse o yapılacak! yere buruşturulmuş atılmış bir kağıdı çöpe atmak; bir gün öncesinin bulaşıklarını yıkamak, toz almak, duş almak, etrafı toplamak, illet olduğun "akraba-i taalukat'ı" arayıp hatır sormak. o tamamlamadığın yazıyı açıp bir kez daha okumak, çamaşırları devşirmek (of bekarlık, depresyon nedeni mi, koruyucusu mu pek de anlamadım ya...), eve yakın bir bir parka gidip sigara içmek, daha iyisi kola şişesine votka doldurup (tabii ki içki ile ara varsa) içmek ve benzer bilumum -yaşam tarzına göre- davranışlar...

bunlar yapılmazsa, adamı o pis enerjide tutan eşiğin bekçileri aşılmazsa... üşengeçlik "kisvesinde" gelen düşmana hazır olun o zaman. siz bilirsiniz artıkın kullanacağınız silahı.


bir gün çişim geldi 2 metre ötedeki wc'ye gitmek yerine yanımda bulunan minnak pet şişeye işemeye karar verdim. kamyoncu abiler stayla ona edip çöpe atacaktım. ancak şişenin hacim olarak yetmeyeceğini düşünmedim nedense, o şişe doldu dışarı taştı her yer battı. bi kez işeyince yarıda da kesemedim. hem etraf battı hem üstüm başım.